Tarım ve Orman Bakanlığı, "yeni gıda" tanımını yeniden düzenleyerek alternatif proteinlerden laboratuvar üretimi ürünlere kadar geniş bir alanda sıkı denetim dönemi başlattı. Resmî Gazete'de yayımlanan düzenleme, 2025 sonrası piyasaya sunulacak tüm yenilikçi gıdalar için kapsamlı bir güvenlik ve onay süreci getiriyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda güvenliği alanında dikkat çeken yeni bir düzenlemeyi hayata geçirerek Türkiye'de "yeni gıda" olarak sınıflandırılan ürünlere ilişkin kapsamı baştan sona yeniden belirledi. Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni yönetmelik, özellikle son yıllarda dünya genelinde tartışma konusu haline gelen alternatif protein kaynakları ve laboratuvar üretimi gıdalar konusunda oldukça katı bir çerçeve çiziyor. Düzenleme, halk sağlığını koruma ve gıda piyasasında denetim boşluklarını ortadan kaldırma amacı taşıyor.
Yeni yönetmelikle birlikte Türkiye'de "yeni gıda" tanımı daha net ve kapsamlı bir yapıya kavuşturuldu. Buna göre 31 Aralık 2025 tarihine kadar ülke içinde ticari olarak satılmamış, yaygın tüketim alışkanlığı bulunmayan tüm yiyecek ve içecekler bu kategori içinde değerlendirilecek.
Bu tarihten sonra piyasaya sürülmek istenen ürünler, yalnızca geleneksel üretim zincirinden değil; aynı zamanda teknolojik inovasyonlarla geliştirilen gıda türleri açısından da sıkı bir denetim sürecine tabi olacak. Genetiği değiştirilmiş organizmalar, gıda enzimleri ve mevcut katkı maddeleri gibi özel mevzuata sahip ürünler ise bu düzenlemenin dışında tutulacak. Ancak özellikle yapay üretim teknikleriyle geliştirilen tüm yeni nesil gıdalar artık çok daha sert bir değerlendirme süzgecinden geçmek zorunda kalacak.
Bakanlık tarafından belirlenen yeni kurallar, özellikle laboratuvar ortamında üretilen et benzeri ürünler ve alternatif protein kaynakları için önemli sınırlamalar içeriyor. Hücre veya doku kültürü kullanılarak geliştirilen yapay etler, mikroorganizma bazlı gıdalar ve benzeri inovatif ürünler artık doğrudan "yeni gıda" statüsünde değerlendirilecek.
Ayrıca mantar, alg ve çeşitli mikroorganizmalardan elde edilen yenilikçi gıda içerikleri de bu kapsamda incelenecek. Nanoteknoloji kullanılarak üretilen veya yapısı bilinçli şekilde değiştirilen moleküler gıda bileşenleri de aynı denetim mekanizmasının içinde yer alacak. Daha önce yalnızca takviye edici ürün olarak kullanılan bazı maddelerin doğrudan gıdaya dönüştürülmesi girişimleri de sıkı inceleme altında olacak.
Yeni düzenlemenin en çok dikkat çeken başlıklarından biri ise içerik kısıtlamaları oldu. Buna göre böcek bazlı proteinler ya da domuz kaynaklı bileşenler içeren hiçbir "yeni gıda" ürününe Türkiye'de izin verilmeyecek. Bu tür içeriklere sahip ürünlerin başvuruları doğrudan reddedilecek ve piyasaya girişlerine kesinlikle onay verilmeyecek.
Bakanlık, bu yaklaşımın hem tüketici hassasiyetlerini hem de gıda güvenliği politikalarını koruma amacı taşıdığını vurguluyor. Böylece Türkiye'de gıda arzında yer alacak yeni ürünlerin hem kültürel hem de sağlık açısından belirlenen sınırlar içinde kalması hedefleniyor.
Yeni yönetmelik, bir ürünün Türkiye pazarına sunulabilmesi için net kriterler de belirliyor. Buna göre herhangi bir gıda ürününün onay alabilmesi için insan sağlığı açısından risk taşımadığının bilimsel verilerle kanıtlanması gerekiyor.
Bunun yanında ürünün tüketici algısını yanıltıcı nitelikte olmaması ve mevcut ürünlerin yerine geçerken kafa karışıklığı yaratmaması da önemli bir kriter olarak öne çıkıyor. Ayrıca besin değerinin, geleneksel gıdaların altında kalmaması gerektiği de düzenlemede açıkça belirtiliyor. Bu üç temel şart, yeni gıda onay süreçlerinin merkezinde yer alacak.
Yeni sistemle birlikte gıda ürünlerinin değerlendirilmesinde bilimsel bir komisyon yapısı da devreye alınıyor. Üretici firmalar, geliştirdikleri ya da ithal etmek istedikleri ürünlerin "yeni gıda" kapsamına girip girmediğini öncelikle kendileri belirlemek zorunda olacak.
Şüpheli durumlarda başvuru Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü'ne yapılacak ve dosyalar resmi inceleme sürecine alınacak. İlk aşamayı geçen ürünler ise bilim insanlarından oluşan özel bir komisyona sevk edilecek.
Bu komisyon, ürünleri yalnızca teorik olarak değil, laboratuvar ortamında da uzun süreli analizlere tabi tutacak. Yaklaşık 9 ay sürecek değerlendirme sürecinde ürünlerin güvenliği, içeriği ve insan sağlığına etkileri tüm yönleriyle incelenecek. Sürecin sonunda hazırlanacak bilimsel rapor, ürünün piyasaya çıkıp çıkamayacağını belirleyecek en kritik belge olacak.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2026.05.20 16:11