Uludağ Üniversitesi, bilim ve teknoloji alt yapısını geliştirmek maksadıyla büyük bir projeye imza attı.
Rektörlüğün bu gayeyle hazırladığı 8 milyon liralık Uludağ Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Araştırma Merkezi alt yapı projesi DPT tarafından onaylandı.
Son teknoloji ile donatılmış merkezin alt yapısı sayesinde, şu anda Bursa çevresinde yapılması mümkün olmayan birçok araştırma ve geliştirme faaliyetleri yapılabilecek. Aynı zamanda, özellikle Avrupa Birliği çerçeve programları başta olmak üzere pek çok uluslararası program ve fona daha fazla proje sunulabilecek ve uluslararası araştırma merkezleri ile ortaklaşa çalışılabilecek.
Görükle kampusuna yapılması ve üç yıl içinde faaliyete geçmesi planlanan Bilim ve Teknoloji Araştırma Merkezi'nde gıda güvenliği, biyo teknoloji ve çevre konusunda, ulusal biyo güvenlik kanunu ile uyumlu kimyasal ve mikrobiyel toksik madde analizleri ve genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) teşhisi kısa sürede ve güvenli olarak yapılabilecek. Modüler sistemle kurulacak merkezde öncelikle gıda, çevre ve biyo teknoloji laboratuarları oluşturulacak, daha sonra tıp, tekstil, otomotiv vb. birimler eklenecek.
Son yıllarda gıda güvenliği için en önemli risk unsurlarından biri olan toksik kimyasal ve mikrobiyolojik maddelerin analiz ve teşhisini yapabilecek bir merkeze ihtiyaç duyulmasını göz önüne alan eden Uludağ Üniversitesi, bu konuda gerekli alt yapıyı hazırlıyor. Yeterli teknolojik cihazlarla donatılacak merkez laboratuarı, sanayiden kaynaklanan ve çevre ile ilgili mevzuatın gerektirdiği tüm analizleri yaparak, sanayicilerin hem zaman, hem de ekonomiden tasarruf etmelerini sağlayacak.
Bursa Valiliği, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, KOSGEB, NOSAB, Mimarlar Odası Bursa Şubesi, Uludağ İhracatçılar Birliği, Karacabey Belediyesi, SÜTAŞ, ÜLKER (Golf), Bursa Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BUSİAD), Bursa İl Özel İdaresi, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi'nin desteklediği projeyle kurulacak Uludağ Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Araştırma Merkezi, Marmara bölgesine de hizmet verecek.
NİLÜFER DEŞARJ KANALI HALİNE GELDİ
Üniversitenin DPT'ye sunduğu proje gerekçelerinde Bursa'ya ilişkin bazı veriler dikkat çekiyor.
Büyük nüfusu, geniş tarım alanları ve önemli sanayii ile Bursa, mesken, tarım ve endüstriyel atık su ile katı atık, toprak ve atmosferik kirlilik açısından önemli bir potansiyel. Büyükşehir doğu arıtma bölgesi 240.000 m3, batı arıtma bölgesi 87. 000 m3, BTSO arıtma bölgesi 90 .000 m3, Yeşil Çevre Gürsu ve Kestel Atıksu Arıtma Tesisi 55.000 m3, Demirtaş OSB 70.000 m3, İnegöl OSB 130. 000 m3, NOSAB 10.000 m3, Badırga deri sanayicileri 30.000 m3 atıksu arıtma kapasitesi ile 8 adet arıtma tesisinin bulunduğu Bursa'da, Nilüfer çayının Marmara Denizi'ne toksik metal taşıyan 4. sınıf (çok kirli) su taşıyan bir 'deşarj kanalı' haline geldiğinin altı çiziliyor.
DPT'ye sunulan proje gerekçesinde, "Doğu bölgesinde Vakıf ve Samanlı'da boyahanelerin atık suları arıtılmadan Nilüfer çayının bir kolu olan DSİ drenaj kanalına veriliyor. Bursa ilinin pek çok su kaynağından birisi olan ve şehri doğudan batıya doğru ikiye bölen Nilüfer Çayı, yoğun sanayi ve tarım faaliyetleri yüzünden günde 1.5 milyon m3'lük debi ile Güney Marmara'ya 435 ton organik kirlilik ve 6.6 ton toksik metali taşıyan 4. sınıf (çok kirli) su kalitesinde akmakta olup, bir 'deşarj kanalı' haline dönmüştür" ifadeleri yer alıyor.
İÇME SULARINDA TEHLİKE
Diğer yandan, Uludağ'daki 1. ve 2. yerleşim bölgelerindeki turistik otellerin arıtma tesisleri olmadığı gibi buralardan gelen atık suların Uludağ'dan gelen içme suyu kaynakları için büyük bir kirlenme riski oluşturduğuna da işaret ediliyor. 4. sınıf (çok kirli) suların tarım ürünlerinin sulamasında kullanılmasıyla çeşitli toksik ve inorganik bileşenlerin gıdada birikmesine sebep olduğu belirtilen proje gerekçesinde, bunun hem halk sağlığı, hem de ihracat açısından olumsuz sonuçlar doğurduğu kaydediliyor.
Kurulacak merkezde mevcut kurumlardan farklı olarak, gıda kalite ve güvenliği ile tüketici sağlığı konularında çeşitli çalışmalar planlanabilecek. Böylece bu konularda bilgi üretmek, bu bilgileri kullanmak ve kamuoyunu eğitmek mümkün olabilecek. Ayrıca gıda konusunda dünya genelindeki eğilimler de izlenerek, elde edilecek bilgi ve birikim gıda sektörünün hizmetine sunulabilecek.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Eğitim, 2011.02.27 12:00