Zara son albümü Hazine'de kendi iç dünyasına dönüyor. Örnek bir sanatçı olarak gösterilmesinin kendisine bir sorumluluk yüklediğinin bilincinde.
Sanatçı, bunun için her gün kendini geliştirmeye çalıştığını anlatıyor. Hayatı bir sınav olarak görüyor ve yaşadığı her şeyin Allah'tan kendisine gelen bir mesaj olduğunu kabul ediyor.
'Hazine' çok duygusal bir albüm olmuş. Sanki türküleri ve şarkıları kendinize söyler gibisiniz...
Benim için çok özel bir albüm. Çünkü yapımcılık, yönetmenlik, bestekârlık, yorumculuğumun harmanlandığı, her şeyiyle uğraştığım bir albüm. Tamamen benden haber veriyor. İçimi, dışımı, tecrübelerimi, değiştiğim ve geliştiğim yönlerimi anlatıyor. Benim hayata bakışımın bir tezahürü Hazine. Bir içe dönüş albümü. Çünkü benim derdim sadece kendimle. Bu dünyaya sevgiyi, sabrı ve edebi öğrenmek için geldiğimizi biliyorum. Karşıma çıkan her şeyin ve herkesin Allah'tan bana iletilen bir mesaj ve benim için bir sınav aracı olduğuna inanıyorum. Bu albümde bunu görüyorsunuz. Tamamen kendine ve içe yönelmiş, duygusal. Söyleminde de 'Siz de içinize yönelin, kalbiniz bir hazine, vurun kazmayı gönlünüze ve o hazineyi dışarı çıkarın.' var.
Bu içe dönüşte dış dünyanın etkisi var mı?
Sokağa çıktığınızda birbirine güler yüzle bakan, hoşgörülü bir toplum yok. Aslında bu duyguların hepsi içimizde var. O yüzden bundan vazgeçmeyelim ve gönlümüzdeki saf ve ulvi duyguları dışarı çıkaralım. Tefekkür edelim, tezekkür edelim sonra da teşekkür edelim. Dünyada tesadüf diye bir şeyin olduğuna inanmıyorum. Bu albümü alan bir insana belki oradaki bir cümle şifa olabilir. Bunları düşünerek, şarkılarımı dinleyenlerin kendini bulmasına bir vesile olmak istedim.
Albümde sizin besteleriniz de yer alıyor. Bu şarkıları hangi duygularla yazdınız?
Mesela albümdeki Kırmızı Gül isimli şarkımı modacım Songül'ün hikâyesinden etkilenerek yazdım. Bu şarkıların hiçbiri ısmarlama değil. Hepsinin yaşanmış hikâyeleri var. Çok kuvvetli bir empati duygusuna sahibim. Bu duyguyla yazıyorum bütün eserleri.
Ferdi Tayfur'un da çok sevilen bir şarkısını yorumlamışsınız. Son günlerdeki arabesk modasına ben de uyayım mı dediniz?
Benim için müziğin türü hiç de fark etmiyor. Sevdiğim ve yorumlayabildiğim her türlü eseri söyleyebilirim. Türkücü tanımını sevmiyorum. Sadece Türk halk müziği sanatçısı değilim, Türk müziği sanatçısıyım. Çok iddialı değilim ama birgün dünya müziği sanatçısı olmak isterim. Ferdi Tayfur'u çok severim. Kendisi ile tanışmak bile şerefken, bir tören sonrasında benden bu şarkıyı yorumlamamı istedi. "Bari Sen'i senden duymak beni mutlu eder." dediğinde onore oldum. Onun eserini size emanet etmesi çok önemli.
Albümün kartonetinde 'İçinizdeki çocuğu özgür bırakın' diyorsunuz. Siz nasıl bir çocuktunuz? O çocuğu özgür bıraktınız mı yeniden?
Büyüklerim ve mahalledeki komşularım son derece kibar bir çocuk olduğumu söylüyor. Yalanı hiç sevmezdim. Mahalledeki bütün komşuların çocuklarını bize gönderdiklerini hatırlıyorum. Onların benden örnek alması için gönderdiklerini söylemişler. Okumaya ve öğrenmeye aç bir çocuktum. Herkesi dinlerdim sıkılmazdım, herkese yardım etmeye çalışırdım. Akranlarım oyun oynarken ben yaşlı teyzelerin poşetlerini taşırdım. Birini mutlu etmekten mutlu olurdum. Çocukken de bu böyleydi şimdi de...
Şimdiki duruşunuz da takdir ediliyor ve örnek sanatçı olarak gösteriliyorsunuz. Ciddi ve duruşunuz var. Gerçek hayatta da böyle misiniz?
Estağfurullah, hiç öyle demeyelim. Beğendiği desek daha doğru olur. Gerçek hayatımda çok espriliydir. Gülmeyi, güldürmeyi severim. Paylaşmayı severim. Bir şey istersem çok yakınıma bile rica ederim. Sonuçta insanım. Sesimi yükselttiğim zamanlar oluyor. Sürekli Şam şekeri gibi değilim. Bazen istemeden kalp kırdığım da oluyor. Bundan üzüntü duyarım. Sınırlarım vardır. İlişkilerimde bu sınırları önceden koyarım. Çitlerle çevrili bir bahçem var, ancak kapıyı çalanlar girebilir. Suistimale müsaade etmem.
Peki şarkılarınız gibi duygusal biri misiniz?
Çok duygusalımdır. Yüzde yetmişim duygusal, yüzde otuzum mantıktır. Ben mantık yönümü öne çıkarmaya çalışıyorum. Artık iş kadınlığına da soyunduğum için özellikle iş konusunda duygusallıktan uzaklaşmaya gayret ediyorum. O yüzden kendime hep şu soruyu sorarım: Verdiğin karar nefis bir karar mı yoksa kural mı? Her kararımda bunu kendime sorarım. İnsanlara inanmayı ve güvenmeyi seçerim. Karşımdakini de kendim gibi görürüm. Bu bana büyük mutluluk veriyor. Bu konuda suistimale açık bir noktadayım. Duygusal olmanın tokadını çok yedim.
Akıllandınız mı peki, pişman mısınız?
Hayır akıllanmadım. Yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim. Allah'ıma binlerce şükür olsun ki her şey olması gerektiği gibiydi. Onlar benim kendi zenginliğim, beni ben yapan şeyler. Hiç günah işlememiş biri yer yüzünde var mı? Benim de hatalarım ve günahlarım var. Ama önemli olan, aynı hataları bir daha yapmamak.
ZAMAN
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Magazin, 2011.09.24 13:48