ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında 13-15 Mayıs tarihlerinde Pekin'de gerçekleşen görüşmeler, iki süper gücün ilişkilerinde yeni bir döneme işaret etti. Yaklaşık 8,5 yıl aradan sonra yapılan bu üst düzey temaslarda, Washington ve Pekin yönetimleri, gerilimleri tamamen ortadan kaldırmayan ancak kontrol altında tutmayı hedefleyen "yapıcı stratejik istikrar" çerçevesinde uzlaştı.
Ziyaret boyunca liderler; ticaret savaşlarından Tayvan krizine, Orta Doğu'daki çatışmalardan küresel güvenlik mimarisine kadar çok geniş bir gündemi masaya yatırdı. Ancak ortaya çıkan tablo, kapsamlı bir çözümden çok, mevcut sorunların "yönetilebilir düzeyde tutulması" anlayışının öne çıktığını gösterdi.
STRATEJİK İSTİKRAR VİZYONU: GERİLİMİ YÖNETME ANLAŞMASIZirvenin en dikkat çekici sonucu, iki ülkenin ilişkileri "yapıcı stratejik istikrar" adı verilen yeni bir çerçevede sürdürme kararı oldu. Bu yaklaşım, rekabetin tamamen ortadan kaldırılmasından ziyade, çatışma riskinin sınırlandırılmasını hedefliyor.
Görüşmeler sonrası yapılan açıklamalarda, ekonomik rekabetin devam edeceği ancak doğrudan çatışmaya dönüşmemesi için iletişim kanallarının açık tutulacağı vurgulandı. Taraflar, özellikle gümrük tarifeleri, ihracat kısıtlamaları ve teknoloji transferi gibi başlıklarda mevcut geçici uzlaşmayı koruma eğiliminde oldu.
TUKİDİDES TUZAĞI GÖLGESİNDE ABD-ÇİN REKABETİZirvede en çok dikkat çeken kavramlardan biri ise "Tukidides Tuzağı" oldu. Şi Cinping, görüşme sırasında küresel güç dengelerindeki değişime dikkat çekerek, yükselen güç ile mevcut süper güç arasındaki rekabetin tarihsel olarak çatışmaya sürüklenme riskini hatırlattı.
Şi, Harvard Üniversitesi akademisyeni Graham Allison'ın ortaya koyduğu bu kavrama atıfla, ABD ile Çin'in aynı kaderi paylaşmak zorunda olmadığını, doğru yönetilen bir rekabetin çatışmaya dönüşmeden sürdürülebileceğini ifade etti. Bu yaklaşım, Pekin'in "kontrollü rekabet" stratejisini açık biçimde ortaya koydu.
ABD tarafı ise bu söyleme doğrudan karşı çıkmazken, Tayvan ve bölgesel güvenlik konularında stratejik belirsizlik politikasını korumayı tercih etti.
TAYVAN GERGİNLİĞİ: EN KRİTİK HASSASİYETGörüşmelerde en kırılgan başlıklardan biri Tayvan meselesi oldu. Çin, Tayvan'ı kendi topraklarının parçası olarak görmeye devam ederken, bu konunun iki ülke arasındaki ilişkilerde "kırmızı çizgi" olduğunu açıkça ifade etti.
Şi Cinping, Tayvan meselesinin doğru yönetilmesi halinde ilişkilerin istikrarlı ilerleyebileceğini, aksi durumda ciddi bir kriz potansiyeli taşıdığını dile getirdi. ABD tarafı ise doğrudan bir taahhütte bulunmaktan kaçınarak mevcut "stratejik belirsizlik" politikasını sürdürdü.
Washington'ın Ada'ya yönelik silah satışlarına devam etmesi ise Pekin'de dikkatle izlenen bir başka unsur oldu. Yaklaşık 11 milyar dolarlık yeni silah anlaşmaları, görüşmelerin gölgesinde kalan önemli başlıklardan biri olarak öne çıktı.
ORTA DOĞU KRİZİ VE KÜRESEL GÜVENLİKZiyaretin bir diğer önemli gündemi Orta Doğu'da devam eden savaş oldu. ABD ile İran arasında tırmanan gerilim ve İsrail'in bölgedeki operasyonları, küresel enerji dengeleri açısından kritik bir başlık olarak masada yer aldı.
Şi Cinping, çatışmaların güç kullanımıyla çözülemeyeceğini belirterek diplomatik müzakerenin tek çıkış yolu olduğunu savundu. Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasının küresel ekonomi için hayati önem taşıdığına dikkat çeken Çin lideri, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi çağrısında bulundu.
Trump ise nükleer silahlanma riskine karşı ortak tutum vurgusu yaparken, Çin'in bölgesel krizlerde nasıl bir rol üstleneceğine dair net bir çerçeve sunmadı.
TİCARET SAVAŞLARINDA GEÇİCİ DENGEEkonomik ilişkiler, zirvenin en somut sonuç ürettiği alanlardan biri oldu. Taraflar, daha önce Güney Kore'nin Busan kentinde başlatılan geçici uzlaşmanın devam ettirilmesi konusunda anlaşmaya vardı.
Yeni çerçevede bazı tarım ve gıda ürünlerinde tarife dışı engellerin kaldırılması, Çin'in ABD menşeli uçak alımlarını artırması ve belirli ürünlerde karşılıklı tarife indirimlerinin müzakere edilmesi öne çıktı.
Ayrıca ticaret ve yatırım alanlarında iki ayrı mekanizma kurulmasına karar verildi. Bu yapılar, gelecekteki ekonomik anlaşmazlıkların daha sistematik şekilde ele alınmasını sağlayacak.
Boeing'in yaklaşık 200 uçaklık satış anlaşması da zirvenin dikkat çeken ekonomik sonuçları arasında yer aldı.
ASKERİ GERİLİMİN GÖLGESİNDE ÖNGÖRÜLEBİLİR İLİŞKİ ARAYIŞIABD-Çin ilişkileri, son yıllarda teknoloji savaşları, nadir toprak elementleri rekabeti ve askeri güç gösterileriyle giderek sertleşmişti. Bu nedenle zirve, kapsamlı bir çözümden ziyade "öngörülebilirlik" arayışına sahne oldu.
Trump yönetimi, Orta Doğu ve Latin Amerika'daki krizlerin yoğunluğu nedeniyle Asya-Pasifik'te yeni bir cephe açmaktan kaçınmak isterken, Çin ise ekonomik istikrarı koruyacak bir çerçeveye öncelik verdi.
ZAYIF AMA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR DENGE DÖNEMİZiyaret sonunda ortaya çıkan tablo, iki ülkenin derin stratejik rekabetini sona erdirmese de kontrol altına alma iradesini ortaya koydu. Uzmanlar, bu dönemi "kırılgan stratejik istikrar" olarak tanımlıyor.
Taraflar, liderler düzeyinde temasların devam edeceğini ve yıl içinde yeni görüşmelerin yapılacağını açıkladı. Trump, Şi Cinping'i ABD'ye resmi ziyaret için davet ederken, iki ülke APEC ve G20 gibi uluslararası platformlarda da iş birliği mesajı verdi.
Buna rağmen Tayvan, ticaret savaşları ve bölgesel çatışmalar gibi başlıklar, ilişkilerin kırılgan yapısını korumaya devam ediyor. Bu nedenle yeni stratejik çerçevenin nasıl işleyeceği, önümüzdeki dönemde yapılacak zirvelerde netleşecek.
Kaynak: AA
Dünya, 2026.05.18 11:30