Türkiye'de tek başına yaşayanların oranı hızla yükseliyor. Kalabalık hane halkından oluşan aile yapısı değişime uğruyor.
FADİME NİSA SAYAR / BURSADA BUGÜN
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2014'te tek kişilik hanehalkı oranı yüzde 13,9 iken bu oran 2021'de yüzde 18,9'a kadar çıktı. Son 7 yılda tek başına yaşayanların oranı yüzde 36 arttı.
TÜİK verilerinden hareketle Türk aile yapısının son yıllarda geçirdiği dönüşümü ve toplumdaki yalnız yaşama oranını Özel Nev Hastanesi Uzman Psikoloğu Rüveyda Bayramoğlu yorumladı.
Eğitim ve teknoloji alanındaki gelişmelere paralel olarak geleneksel aile modelinin de değiştiğini ifade eden Rüveyda Bayramoğlu, TÜİK verilerinin kitlesel bir yalnızlaşma eğilimi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Verileri yorumlayan Bayramoğlu, "Yalnızlaşmayı durumsal bir kavram olarak ele aldığımız gibi duygusal bir kavram olarak da ele alabiliriz. Bu oranlara baktığımızda ilk görüşte artık sadece aile içinde değil de tek başına bireyler olarak da yaşayabildiğimizi görebiliyoruz. Fakat bu durum toplumumuzun duygusal bir yalnızlaşma eğilimi olduğu yönünde bir veri sunmamaktadır.
Gittikçe eğitime verilen önemin artması, ülkemizin gelişmesi, internet kullanımının yaygınlaşması, bireylerin yaşamlarını devam ettirebilmeleri için farklı seçenekleri olabileceğini anlamalarına yardımcı olmuştur. Bildiğimiz geleneksel aile modelinin dışında da kişiler bireysel olarak karar alabiliyor, harekete geçiriyor ve bir birey olarak var olmanın hazzını yaşayabiliyorlar." dedi.
Tek başına yaşama oranı artsa da bireylerin aileleriyle bağlarını koparmadığının altını çizen Uzm. Psk. Bayramoğlu, duygusal aile birliğinin sürdürüldüğünü aktardı.
"AİLE İÇİ ÇATIŞMALAR BİREYİ YALNIZ YAŞAMAYA İTEBİLİYOR"
Bireylerin tek başına yaşamayı tercih etmesindeki önemli etkenlerden birinin de aile içi çatışma durumları olduğunu kaydeden Uzm. Psk. Bayramoğlu şöyle konuştu;
"Doğduğunuz andan itibaren ailenizin güvenli kanatlarında altında olmak; alınan kararların sonuçlarının sorumluluğunu paylaşmak, zorlukların beraberce üstesinden gelmek, Ben'in dışında ötekine de güvenmeyi öğrenmek, duygularımızı güvenli bir şekilde ifade etmek, aile kavramının içinde deneyimleyebildiğimiz şeylerdir.
Kişi herhangi bir durumdan kaynaklı tek başına yaşama kararı aldığında bu becerileri pekiştirmek ve geliştirmek durumundadır. Bu, mutlaka kişinin hayatla mücadele becerisine fayda sağlayacaktır. Aile içinde ya da tek başına yaşamanın hem faydaları hem de kişiyi mutsuz edebilecek yanları da var elbette ki. Aile bireyleri arasındaki uyumsuzluk, beklentilerdeki çatışma, düşünce ve duyguların önemsenmemesi kişileri tek yaşamaya itebiliyor. Durum böyle olunca kişi, varlığını fark etmek ve özerk bir yaşam devam ettirme seçeneğine daha yakın bakıyor ki bu; bu koşullarda daha sağlıklı görünüyor."
"TEK BAŞINA YAŞMAK ÖZSAYGI VE ÖZGÜVENİ YÜKSELTEBİLİYOR"
Kalabalık hanehalkı ile yaşayan bireylere kıyasla tek başına yaşayanların sosyal refah düzeyinin yüksek olduğuna dikkat çeken Bayramoğlu, "Birey olarak karar vermek ve sonuçlarının üstesinden gelmek, her anlamda yaşamının kontrolünün sahibi olmak kişinin özsaygısını ve özgüvenini arttırdığını, buna karşılık aile içinde yaşamak kişiye güvenli bir konfor alanı sunduğunu gözlemliyorum. Değişim kaçınılmaz bir kavramdır dışsal faktörlerin değişmesi ve gelişmesi en çekirdektekinin yani bireyin de ihtiyaçlarının değişmesine ve bunları gidermek için de yeni yol arayışına girmesine neden olacaktır.
Yani kısaca TÜİK'in bu verilerini kişilerin geleneksel aile modelinin dışında birey olarak yaşamayı da artık farklı bir seçenek olarak gördüğü şeklinde yorumlayabiliriz." ifadelerini kullandı.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Yaşam, 2022.06.29 08:56