Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Koronavirüs salgınına ve sağlık sektörüne ilişkin basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Koronovac aşısının acil kullanımına yönelik değerlendirme yapan Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı,"Koronavac aşısının acil kullanım onayı var. Acil kullanım onayı için 1'inci, 2'inci ve 3'üncü faz çalışmalarından sonra aşı ya da ilacın etkisi yan etkileri hızlıca etkileşim gösteriyor. Ruhsatlandırma başvurusu başka bir şey. 4'üncü faz verileri ile ruhsatlandırma işlemi yapılıyor. Biontech aşısının Türkiye'de acil kullanım onayı yok, ama FDA gibi uluslararası mekanizmaların acil kullanım onayı vardı. Salgın dönemlerinde, salgınla mücadele için acil kullanım devreye giriyor. Geçen sene Koronavac aşısına Aralık ayında acil kullanım onayı 3'üncü faz çalışması bitmeden verilmişti. Biz TTB olarak o yüzden itiraz etmiştik. Aşılamanın hastaların yoğun bakımında yatışlarında, hastalığı ağır geçirmemesinde etkili olduğunu biliyoruz. Son aylarda Koronavirüs'ten ölümlerin azalmasının nedeni aşılanmadır"dedi.
"YAN ETKİLERİ ARASINDA ORGAN HASARI DA VARDI"
COVID -19 tedavisinde kullanılan ilaçları değerlendiren Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı,şöyle devam etti: "Hidroksiklorokin kullanılıyordu. TTB, en başından beri bu ilacın faydası olmadığını, kullanılmaması gerektiğini en başta söylemişti. Yan etkileri arasında organ hasarı da vardı. Ne yazık ki, Covid-19 tedavisinde Hidroksiklorokin kullanımı 14 ay sonra sonlandırıldı. 14 ay boyunca insanlara bu ilaç verildi.Biz bu ilaca çok kesin bir şekilde karşı çıktık. Zira yan tesirlerini ve yararı olmadığını biliyorduk. Bu yönde uluslararası makaleler vardı. Favipiravir ile ilgili bazı araştırmalar yayınlandı. Favipiravir de son günlerde çok tartışılıyor. Antiviral bir ilaçtır. Bazı çalışmalarda erken dönemde etkili olduğu, 'Çok da etkili değil, ama etkisiz de değil' denildi. Sağlık Bakanlığı'nın elinde veriler var; ama paylaşılmıyor. Çok kapsamlı bir çalışma yapabilirlerdi. Bilim Kurulu üyesi bir meslektaşımız paylaştı. Klinikten Önder hocamız paylaşmıştı. Favipiravir kullanan vatandaşların panik yapmasına gerek yok. Biz hidrosiklorokin'e kesinlikle karşı çıkmıştık, yan etkilerini biliyorduk. Ama Favipiravir'in belirli bir yan etkisi yok. Sonuçta bir salgın var; ölümcül sonuçları var; postkoronavirüs sempomları var; kan pıhtılaşmasını bozuyor ve emboli atımına sebep oluyor. Yani kalıcı etkileri var. Hidroksiklorokin'de kesin veriler vardı elimizde; Favipiravir'in sıkıntılı bir yan etkisi yok. Vatandaşların panik olmasına da gerek yok.Ama Hidroksiklorokin'i filasyon ekiplerine verip zorla hastalara dağıttırdılar.Kutusu 12 Dolar! 14 ay dağıtıldı, çok büyük bir bedel. Bu parayla Aile Sağlığı Merkezleri geliştirilebilirdi; filasyon ekiplerinde temizlik görevlisi, şoför kullanılacağına sağlık personeli istihdam edilirdi"
652 İLAÇ BULUNAMIYOR
Fincancı, "Maalesef 652 ilaç bulunamıyor. İlaçta döviz kuru yılbaşında sabitleniyor. İlaç kuru Şubat ayında 4,786 TL'ye sabitlendi. Şimdi ise dolar 12 TL! 3 kata yakın artış var! Firmalar ilaç maliyetini karşılayamayınca ilaç arzını durduruyor. Ciddi bir durumla karşı karşıyayız"dedi.
SAĞLIK ÇALIŞANLARINA VE KADINA ŞİDDET
"Sağlık çalışanlarına ve kadına karşı şiddeti anlamak için toplumdaki şiddeti görmek lazım" diyen Başkancı Fincancı,"Toplumda insanlar ayrışmış durumda. İnsanlar kendisiyle aynı görüşten olmayan herkese şiddet uygulama hakkını kendinde görüyor. Kadının bir takım haklar istemesi de şiddeti meşrulaştırıyor. Toplum ortadan kalkınca topluluklar çatışma ortamı oluşturuyor" dedi.
HEKİM SAYISI YETERLİ Mİ?
Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı,"128 Tıp fakültesi var. Öğretim üyesi yetersiz, eğitim de yetersiz. Bizi değersizleştiren bir süreç. Hekim fazlalığı ucuz işgücü olarak değerlendiriliyor.Sağlık sisteminde düzen değişikliğine gidildi. Performans denildi; en kadar çok hasta, o kadar para anlamına geliyor. Daha da öteye gidildi, hasat garantili şehir hastaneleri, şirket hastaneleri kuruldu. Kronik hasta takiplerini aile hekimlerine yüklediler; 'hastaneye sevk edeceksiniz denildi. Bir aile hekiminin 3 bin hastası var. Koruyucu hekimlik için bin hastası olması gerekiyor. Koruyucu hekimlik kalktı.Ertelenmiş sağlık hizmetleriyle karşı karşıya kaldık. İnsanlar pandeminin ilk günlerinde hastanelere gelmediler. Kamu hastanelerinde zaten pek çok servis kapatılıp Covid servisi yapıldı, ameliyatlar ertelendi. Şimdi hepsi yığıldı. 30 hasta öngörülüyordu; idarecilerin ricacı, kontrole gelenler, sağlık çalışanları yakınları derken bu sayı 60'a çıkıyordu. Şimdi 100, 120... Hasta başına 5 dakika! 5 dakikada ancak hastanın yüzüne bakabilirsiniz. Kamu hastanelerinde randevu sisteminde hastalar randevu almakta zorlanıyor. Bu nedenle Covid salgını sürecinde özel hastanelerin hasat sayısı arttı"dedi.
MESLEK HASTALIĞI VE TAZMİNAT
Covid-19'un sağlık çalışanları açısından meslek hastalığı sayılması için yasa tasarısı hazırladıklarını söyleyen Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı,şöyle devam etti: "Sunuldu,fakat olmadı. Virüsün hastanede alınıp alınmadığının gösterilmesini istiyor. Sağlık çalışanları günün büyük kısmını hastanede geçiriyor, bir kısmını ise hastaneye ulaşmak için yolda. SGK, işe gelirken geçirilen trafik kazalarını iş kazasından sayıyor.Hastane ortamı kadar, hastaneye ulaşım da Covid açısından riskli alan. Sistem meslek hastalığı saymasının maliyetini ve başka talepleri tetikleyeceği riskini hesaplıyor. Oysa salgında sağlık çalışanları iyi korunamadı. Hele başlarda koruyucu malzeme temininde bile aksaklıklar yaşandı."
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2021.11.26 08:41