ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilerek yaptırımları geri getirmesinden sonraki 3,5 yıllık süreçte İran tümeninin değer kaybı yüzde 320'yi aştı
İran'a karşı eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde başlatılan ve Tahran'la diplomasiyi önceleyen Joe Biden'ın göreve gelmesinin üzerinden 10 ay geçmesine rağmen bir sonuca bağlanamayan yaptırımlar İran ekonomisini zorlamaya devam ediyor. 2015'te imzaladığı Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşmadan Trump döneminde tek taraflı çekilen Washington, Ağustos 2018 itibarıyla Tahran'ı, füze programı ve bölgesel nüfuzunun da sınırlandırıldığı yeni bir anlaşmaya zorlamak için İran'a yönelik "tarihin en ağır yaptırımlarını" uygulamaya başladı.
Bu süreçte ekonomisi büyük yara alan İran, ekonomik sorunlardan kaynaklı toplumsal hareketliliklerle de başa çıkmaya çalıştı. ABD'de İran ile diplomasiyi önceleyen Biden'ın göreve gelmesiyle iki ülke arasındaki yaptırım düğümünün çözüleceğine dair beklentiler artsa da Washington şu ana kadar yaptırımların kaldırılması adına ciddi bir adım atmadı.
ABD'DEN AĞIR YAPTIRIMLAR
İran'a yönelik ağır yaptırımlar, 2018'de 7 Ağustos ve 5 Kasım'da olmak üzere iki aşamayla devreye girdi. ABD, ilk aşama yaptırımlarla İran'ın dolar, altın ve değerli madenlere erişimini yasaklarken, bu ülkenin çelik, kömür, alüminyum ticareti ile otomotiv ve sivil havacılık sektörlerini de hedef aldı. Çok geçmeden 5 Kasım'da getirilen ikinci aşama yaptırımlarla da Tahran'ın petrol ve enerji ticareti darbe aldı. Washington, bu süreç boyunca Merkez Bankası dahil İran'a ait birçok banka ve şirketi yaptırım kapsamına alarak Tahran'ın uluslararası ticaretine büyük zarar verdi. İran'ın önceki Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 26 Eylül'de yaptığı konuşmada ABD yaptırımlarından kaynaklanan zararın ülkeye maliyetinin 150 milyar doları bulduğunu belirterek, "Bu yıllarda halkımızın yaşamı daha rahat ve kolay olabilirdi. Doların ve ihtiyaç ürünlerinin fiyatı daha makul seviyelerde olabilirdi. Bu suçların tüm sorumluluğu Beyaz Saray'a aittir." ifadelerini kullandı. İran'ın ana gelir kaynağını hedef alan yaptırımlar, hükümete azami baskı yapmak, petrol ihracatını sıfıra indirmek ve İran petrolünü dünya piyasalarından tamamen çıkarmayı hedefledi. İran'ın son üç yıldaki petrol ihracat istatistiklerine bakıldığında ABD'nin İran'ın ihracatını sıfırlama hedefine erişemediği ancak Tahran'ın petrol ihracatının da yaptırımlardan önceki döneme göre büyük ölçüde azaldığı görülüyor. Petrol Bakanlığının verilerine göre, İran'ın 160 milyar varil ham petrol ve kondensat ile yaklaşık 34 trilyon metreküp doğal gaz rezervi bulunuyor.
İRAN TÜMENİNİN 3 YILDA DEĞER KAYBI YÜZDE 320'Yİ AŞTI
Ülkede Mayıs 2018'de serbest piyasada 6 bin 500 tümen seviyelerinde olan 1 ABD doları, 26 Eylül 2018'de 19 bin tümene çıkarak tarihi seviyesini gördü. Daha sonraki süreçte 10 bin 300 tümene kadar inen dolar, Ekim 2020'de bir kez daha tavan yaparak 30 bin tümeni aştı. Şu anda ise dolar 27 bin tümenden işlem görüyor. Buna göre, ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilerek yaptırımları geri getirmesinden sonraki 3,5 yıllık süreçte İran tümeninin dolara karşı değer kaybı yüzde 320'yi aştı. İran ekonomisindeki kriz yalnızca ulusal paranın dolar karşısında değer kaybıyla sınırlı kalmadı. Para biriminde yaşanan değer kaybı dış ticareti zora sokarken enflasyonun yükselmesine ve ekonominin daralmasına neden oldu.Merkez Bankası verilerine göre İran, nükleer anlaşmanın yürürlüğe girdiği 2016'da yüzde 12,5, 2017'de ise yüzde 3,7 ekonomik büyüme gerçekleştirdi. Yaptırımların başlatıldığı 2018'de ise ekonomi yüzde 3,9 küçüldü. Uluslararası Para Fonunun (IMF) yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporunda İran ekonomisindeki daralmanın 2019'da yüzde 6 ve 2020'de yüzde 6,8 olduğu belirtildi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Ekonomi, 2021.11.04 12:14