Bursa'nın özellikle belli mahallelerinden geçen ve yüklü elektrik taşıyan yüksek gerilim hatları insan sağlığına olumsuz yansıyor. Çocuklarda lösemi, erkeklerde akciğer, kadınlarda göğüs kanseri, hatlarda çalışanlarda ise beyin kanserine yakalanma oranının yükseldiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Peki Bursa yüksek gerilim hattından vazgeçebilir mi?
ERCAN ÇALIŞIR / BURSADA BUGÜN
Bursa'da yaşam alanlarında bulunan yüksek gerilim hatları özellikle kanser riskini artırıyor. Toplumun her kesimini ilgilendiren yüksek gerilim hatlarının insan sağlığına etkilerini Hekimsen Bursa Şube Başkanı Ali Erol'a sorduk.
Yüksek gerilim hatlarından 50 metre uzaklığa kadar olan alanlar içerisinde yaşayan çocuklarda lösemi oranında artış yaptığının bilimsel olarak kanıtlandığına değinen Hekimsen Bursa Şube Başkanı Ali Erol, "Üzerinde aşınan enerjinin voltajı yüksek olduğundan bu adı almıştır. Yüksek gerilim hatları; emniyet mesafelerinin ihlal edilmesi durumunda oluşturdukları elektromanyetik alanlar ile çevresindeki bütün canlılara zarar verebilmektedir. Hatların ürolojik anormalilere, düşükler meydana getirme, davranış değişiklikleri ve nöroendokrin sistem değişikliklerine neden olduğu bilinmektedir. Hatlarda çalışanların, beyin kanserine yakalanma oranının 7 kat daha fazla olduğu, hem erkek hem de kadınlarda akciğer kanserinde artış yaptığı, Norveçli kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada göğüs kanserini artırdığı, pediatrik tümörleri inceleyen bir çalışmada yüksek gerilim hatlarından 50 metre uzaklığa kadar olan alanlar içerisinde yaşayan çocuklarda ve benzer bir çalışmada ise erişkin grupta 100 metrelik bir çevrede yaşayanlarda lösemi oranında artış yaptığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Planlama, koordinasyon ve denetim açısından yüksek gerilim hatlarının yerleşim alanlardan önerilen uzaklıklarda geçirilmesi tavsiye edilmektedir. Hat altına ve yanına yapılacak yapıların çatı, baca, anten, balkon vb. uzantılarının bu alanlara yakın olmamasına özen gösterilmelidir" ifadelerini kullandı.
Mevcut Yüksek gerilim hatlarının imarsız ve şehirleşmenin olmadığı alanlarda tesis edildiğine ancak geçen yıllarda artan nüfus ve konut artışı sonrasında yoğun alanlarda kaldığına dikkat çeken Bursa Şehir Plancıları Oda Başkanı Murat İlkme, "Tesis edilip işletilmesi TEİAŞ Genel Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan yüksek gerilim hatlarının gabari sınırı ve yapı yaklaşma mesafeleri 30.11.2000 tarihinde 24246 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ELEKTRİK KUVVETLİ AKIM TESİSLERİ YÖNETMELİĞİ'nce belirlenmiştir. Enerji nakil hatlarının yatay ve düşey yönünde yapılaşmaya, belirlenen mesafeler ölçüsünde izin verilmektedir.
Yüksek gerilim hatlarının yeraltına alınmasında yaşanan problemler ise kablo kesitlerinin şehir içi dağıtım hatlarına göre çok büyük olması sebebiyle güzergah seçimlerinde ana arterler dışında mesafe alınmasının mümkün olmaması, kablo uzunluğunun artması ile enerji kaybının yüksek olması, maliyet olarak havai hatların maliyetinden yaklaşık 10 kat fazla olması, bakım ve onarım işlemlerinin çok zor olması, kazı ve bakım çalışmalarında güvenlik olarak yüksek risk içermesi gibi sebeplerden dolayı en gelişmiş ülkelerde dahi yeraltı yüksek gerilim kablosu tesisi tercih edilmemektedir" dedi.
YÜKSEK GERİLİM HATLARI NÜFUS VE KONUT ARTIŞI İLE ŞEHRİN İÇİNDE KALDI
İlkme, "Mevcut Yüksek gerilim hatları imarsız ve şehirleşmenin olmadığı alanlarda tesis edilmiş ancak geçen yıllarda artan nüfus ve konut artışı sonrasında yoğun alanlarda kalmıştır. Yapılan planlarda nakil hattı güzergahlarının mümkün mertebe yeşil alan olarak ayrılması en güvenli ve sağlıklı yol olarak görülmektedir. Söz konusu durum mümkün olmadığında ise ilgili belediyelerince hatların direk boylarının mümkün olan en yüksek seviyeye alınacak şekilde TEİAŞ Genel Müdürlüğünce protokol yapması izlenecek diğer yöntemlerden biridir.
Ülkemiz şehirlerde özellikle Bursa gibi kentsel yerleşimi belirli bir alana sıkışmış kentlerde, kentsel arazi parçaları çok değerlidir. Bu kapsamda arazi değerinin bu kadar yüksek olduğu kentlerde arazinin her m2'sinin akılcı planlanması gereklidir. Yüksek gerilim hatlarının geçtiği bölgelerin yeşil alan olarak bırakılması, hem güvenlik açısından hem de kent içinde devamlılığı olan yeşil akslar oluşturulması konusunda önemli bir avantaj olarak kullanılabilir. Ancak buradaki en büyük sıkıntı bu alanların kamulaştırma bedellerinin çok maliyetli olması ve bu maliyetin kamu kurumlarınca bu maliyetten kaçınılmasıdır" ifadelerinde bulundu.
"PLANLAR KAĞIT ÜSTÜNDE KALMAMALI"
Kent yönetiminde bu kapsamda bir fon oluşturularak planda yeşil alan olarak görülen ancak yerinde üzerinde yapılaşma olan bu alanların bir an önce kamu eline geçmesinin sağlanması gerektiğini dile getiren İlkme, "Yeni ihtiyaç duyulan hatların ise üst ölçekli planlardan başlayarak kent planları/kentsel gelişme ile entegrasyonlu bir biçimde belirlenmesi gereklidir. Bu kapsamda planlar hazırlanıp kağıt üstünde kalmamalı, tabiri caizse masada devamlı açık vaziyette durup yeni oluşan durumlara göre değerlendirilmelidir. Kentler canlı bir organizma gibidir ihtiyaçlar ve talepler değişkenlik gösterebilir bu durumda planların statik kalması olağan değildir. AYKOME gibi kurumlar ile planlama birimlerinin birlikte çalışması bu yönde önemlidir.
Yüksek gerilim hatları ile ilgili halk arasında GSM Baz istasyonları gibi radyasyon yaydığı yönünde kanının oluşmasıdır, Nitekim yüksek gerilimli elektrik tesislerinin elektrik alan etkisi, günlük hayatta kullandığımız elektrikli ev aletleri (elektrikli süpürge, çamaşır/bulaşık makineleri, traş makinası vs.) ve elektronik cihazların (TV, cep telefonu, bilgisayar vs.) elektrik alan etkisinden çok ama çok daha azdır. Bu konuda Ülkemizde benimsenen sınır değerler Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) belirlediği sınır değerlerdir ve tüm yüksek gerilimli elektrik tesislerinin projelendirilmesinde Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği yanı sıra bu değerler de mutlak suretle dikkate alınmaktadır" şeklinde konuştu.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2022.06.23 10:30