Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Meclis Başkanvekili, Dış Ticaret Konseyi Başkanı Murat Bayizit,Türkiye'nin tarım politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türk tarımının kurtulmaya değil yönetiminde yeni politikalara ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Murat Bayizit, Tarım politikalarının hemen hemen tüm devletlerin yumuşak karnı olduğunu ve politika yapıcıların her ülkede en sert eleştirilere maruz kaldığını söyledi.
Tarımın bağımlı olduğu çok fazla dış etmenin varlığına dikkat çekerek hiçbir sanayi dalının bu etmenlerden tarım kadar etkilenmediğini belirten Bayizit;"Türk Tarımı için söylenebilecek en doğru cümle; baştan gömleğin düğmelerinin yanlış iliklenmiş olduğudur. Çiftçinin tanımından itibaren başlayan yanlışlıklar manzumesi, yapılan yamalarla günümüze kadar gelmiş ama pandemi ile birlikte bu yamalar artık tutmamaya başlamıştır. Bu yamalara rağmen tarımın hala bu noktada olması da tarımı yönetenlerden ziyade başta cefakar Türk Çiftçisi ile şartlara rağmen bu sektörde var olmaya çalışan tarımın ve tarıma dayalı gıda işletmelerinin başarısıdır. Dünyadaki diğer ülkelerin mevcut durumları tarımsal üretim penceresinden incelendiğinde ve mukayese yapıldığında Türk Tarımı çok kötü bir seviyede olmamakla birlikte kesinlikle hakettiği bir noktada da değildir. Hatta biraz daha ileri giderse ''varlık içinde yokluk'' yaşayan bir durumdadır diyebiliriz. İşte bu noktada daha iyi nasıl oluruz diye soracak olursanız benim cevaplarım şunlar olacaktır" şeklinde konuştu.
"Çiftçiler, toplumu besleyen emekçilerdir"
Tarımın desteklenmesi zorunlu olan en önemli iki başlığının girdi maliyetleri ve uluslarası nakliye olduğunu bildiren Bayizit, Devletin bu iki başlığı her ne pahasına olursa olsun nihai ürünün fiyatını rekabetten uzaklaştıracak noktaya gelmeyecek şekilde desteklemesi ve bunun için gerekli bütçeyi etkisi olmayan ama harcanan desteklerden ve ithalat yapılırken kesilen tarım payı fonlarından sağlaması gerektiğinin altını çizdi.
"Ülkemiz bürokrasi prangasından kurtulmalı" "Bürokratik Engeller Kaldırılmalı"
Çiftçinin zihinsel dönüşümünün sağlanmasının önemli olduğunu kaydeden Bayizit şunları söyledi:"Güncel ve standart bir teknik eğitimin dışında finansal okuryazarlık eğitimi verilmelidir. 5 tane traktörün tüm tarım arazisinin işlenmesi için yeterli olacağı bir köyde neden 20 tane traktöre sahip olunmaması gerektiği çiftçiye iyi anlatılmalıdır. Arazilerin toplulaştırılması çalışmaları maalesef ülkemizin el freni bürokrasi prangasından kurtarılıp çok hızlı bir şekilde sonuçlandırılmalıdır. Bölgesel olmasa da her köy, her belde bir havza kabul edilip mümkünse tüm köyün tek bir üretim deseni ile verimlilik esasına dayalı üretim yapacağı bir sisteme geçilmelidir. Bunu planlamaya öncelikle masa başından kalkıp araziye çıkmakla başlamak gerekir. Türkiye'nin üretim desenine uygun olmayan hiçbir bitkisel ve hayvansal üretim desteklenmemeli ve hatta engellenmelidir. Türkiye bitkisel üretim için kullandığı ve ihtiyacı olan tohum ve fidanlarının anaçlarını ve kendine ait olan meyve-sebze fidan ve fidelerini kendisi üreten bir ülke olmalıdır. Islah çalışmalarına bugün başlansa 10 yıl süreceği unutulmamalıdır."
"Tarımsal Birlik Fonları Kurulmalı"
Meyve sebze üretiminde verimliliği, gıda güvenliğini, sürdürülebilirliği önceleyen üretim şeklini organize edecek, tarlayı piyasadan aldığı kontratlarla geriye doğru planlayan ve üretimi her daim kontrol eden dondurulmuş gıda, kurutulmuş gıda, konserve gıda gibi tarıma dayalı gıda sanayiini sadece fiziksel yapılar olarak değil nitelik, standartlar, sertifikasyon ve dünya piyasalarında kabul edilen işletmeler olarak büyütmek gerektiğini sözlerine ekleyen Murat Bayizit;"Çiftçinin sorumluluğu tarlada başlar tarlada biter. Türk çiftçisi dünyanın en cefakar çiftçisidir. Türk çiftçisini kendisini üretim yapmaktan alı koyan ve ekonomik olarak yıpratan tüm gereksiz yapılardan ve kredi kooperatiflerinden kurtarmak gerekir. Şu anda yürürlükte olan kooperatifçilik anlayışı Türkiye'ye uygun bir model değildir. Mevcut verimsiz kooperatiflerin tamamı kapatılmalı ve yerine tamamen profesyoneller tarafından yönetilen, sermayesi üreticinin gücünden ve bu işi yapmak isteyen yatırımcılardan gelen, gücünü birlikten ve ölçek avantajından alan ''TARIMSAL BİRLİK FONLARI'' kurulmalıdır. Büyük sermaye şirketlerinin tarıma yatırım yapması özendirilmelidir. Bu sermaye şirketleri tarım arazilerini çiftçilerin mülkiyetinde birleştirerek onların kendi arazilerinde çalıştıkları ve kazandıkları bir modelle yönetmelidirler" diye konuştu.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2021.11.24 12:04