Uğur Kara, aktif olmanın sağlık üzerindeki etkilerini ve sağlığı iyileştirici gücünü anlattı. Kara, '100 yaşına kadar yaşamak istiyor musunuz?' sorusuna 'Evet' diyenlere özel olarak fiziksel aktivitenin yaşam kalitesine etkisini teker teker açıkladı.
Teknolojinin hızla ilerlemesiyle günümüzde her şey masabaşında tek bir tuşla yapılabilir hale geldi. Bu da hareketsiz yaşamı beraberinde getirdi.
Oysa uzmanlara göre hareket sağlığın birinci temel taşı... CPT, MedT ve Egzersiz Uzmanı Uğur Kara da bu konuya dikkat çekti.
Kara, '100 yaşına kadar yaşamak istiyor musunuz?' sorusuna 'Evet' diyenlere özel olarak fiziksel aktivitenin yaşam kalitesine etkisini teker teker anlattı.
"AKTİF OLMAK ÖMRÜ UZATMANIN EN İYİ YOLU"
Uğur Kara açıklamalarında, "Dr. Frank Booth 'Aktif olmak genel olarak ölüm riskini azaltmak ve fonksiyonel ömrü uzatmak için en iyi, en kolay ve en ucuz yoldur' diyor. Franklin (2008) - otomobiller, asansörler, uzaktan kumandalar ve enerji tasarrufu sağlayan araçlar da dahil olmak üzere - teknolojiye sonsuz güvenimizin yaygın fiziksel aktivite yetersizliğimizi açıkladığını vurgulamıştır. Franklin ayrıca, hareketsizlikten ölüm sendromu - aktif olmayan bir yaşam biçiminden kaynaklanan kronik ve potensiyel olarak hayati tehlike yaratan bir hastalık - ile mücadele etmeden bir ilaç ya da hapın değil düzenli fiziksel aktivitenin en iyi strateji olduğunun altını çizmiştir.
İnsanlar hayatları boyunca kazandıkları paranın tamamını hayatlarının son yüzde 20'sinde harcıyorlar. Günümüzün en büyük problemi hastalıklar çağında yaşamamız, bunun en büyük nedeni hareketsizliğe bağlı problemler... Fiziksel aktivite ve egzersizin sağlığa güçlü faydaları olduğu yeni bir şey değil. Aslında, bu bilinen tarih kadar eski bir öngörü... MÖ 5. Yüzyılda, meşhur Yunan Doktor Hipokrat gözlemlerini şöyle aktarır: "Vücudun bütün kısımları, ölçülü bir şekilde kullanılır ve alışkın olduğu işlerde çalıştırılırsa böylece sağlıklı ve iyi gelişmiş ve yavaş yaşlanır hale gelir; ancak kullanılmazlar ve boş bırakılırlarsa, hastalıklara yatkın, gelişimi yetersiz ve hızlı yaşlanır hale gelir"
"75 YAŞINA KADAR EGZERSİZ YAPMAMIŞ BİRİ..."
Harvard Üniversitesi'nde yapılan çalışmada, 75 yaşına kadar egzersiz yapmamış olup sonra başlayanlar ile gençliğinde egzersiz yapıp bir süre sonra bırakıp bir daha yapmayanlar kıyaslandığında; 75 yaşından sonra egzersize başlayanlarda ortalama yaşam süresinde artış¸ mortalite oranında düşüş görüşmüştür. Bu sebeple fiziksel aktivitenin faydalarından yararlanmak için hic bir zaman geç kalınmamıştır" dedi.
AKTİVİTE VE SAĞLIK DOĞRU ORANTILI
Fiziksel aktivite ile sağlığın doğru orantıda olduğu vurgusunu yapan Kara, "Watburton ve arkadaşları (2006) düzenli fiziksel aktivitenin ve egzersizin birçok kronik hastalığın primer ve sekonder korunması, kardiyovasküler hastalık, şeker hastalığı, obezite, depresyon ve kas iskelet sistemi hastalıklarında etkinliği hakkında güçlü kanıtlar belirtmiştir. Fiziksel aktivite ve sağlık durumu arasında doğrusal bir ilişki saptanmıştır. Fiziksel aktivitedeki artış sağlık durumunda artışa yol açmıştır. Buna ek olarak fiziksel inaktivite ve hareketsizliğin koroner kalp hastalığı ve diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar riskini arttırmaktadır (Lee et al. 2012). Bull ve arkadaşları (2004) iskemik kalp hastalığının yüzde 20'si, kolon kanseri ve tip 2 diyabetin yüzde 15'i, meme kanseri ve iskemik inmenin yüzde 10'unun fiziksel inaktivite kaynaklı olduğunu belirtmiştir" dedi.
Kara, ofis ortamlarında bilgisayar kullanımında artış ve çalışanların günlük fiziksel aktivitelerindeki azalmalardan da bahsederek şunları kaydetti: "Ülkemizde cumhuriyetin ilk yıllarında çalışan nüfusun yaklaşık yüzde 10'unu hizmet sektörü oluştururken ilerleyen yıllarda bu oran giderek artmıştır. 2017 yılı itibariyle çalışan nüfusun yüzde 54,1'ini oluşturmaktadır.
Hizmet sektöründeki çalışan sayısının artışı ile bu sektörde çalışanlarda görülebilecek meslek hastalıklarının önemi de artmaktadır. Ofislerde bilgisayar kullanımında artış ve çalışanların günlük fiziksel aktivitelerinin azalması sebebiyle sağlık sorunları da oluşmaktadır.
OFİS ÇALIŞANLARINDAKİ SAĞLIK SORUNLARI
Amir L ve arkadaşları (2013), ofis çalışanlarının kas iskelet sistemi prevelansını belirlemek, ağrı şiddeti ve iş doyumu ve kas iskelet sistemi rahatsızlıkları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için yaptıkları çalışmada, katılımcıların yüzde 89'u son 12 ayda kas-iskelet sistemi ile ilgili belirtiler rapor etmişlerdir. En yaygın olarak boyun (yüzde 69,2), bel (yüzde 58,2), dizler (yüzde 41,8), omuzlar (yüzde 35,2) ve sırt (yüzde 34,1) olarak değerlendirilmiştir.
Dünyada fiziksel etkenlere bağlı gelişen kas-iskelet sistemi hastalıkları mesleksel ve işe bağlı gelişen hastalıklar arasında yüzde 40 ile ilk sırada yer almaktadır
Dünyada belirlenen kas iskelet sistemi hastalıklarının yaklaşık yüzde 50'unun işe bağlı olduğu bildirilmektedir. Kas iskelet sistemi hastalıkları, meslek hastalıkları ve iş kazalarının sebep olduğu tüm işgünü kayıplarının yaklaşık yüzde 34'ünü oluşturmakta ve yol açtığı tazminat maliyeti yıllık 15-20 milyar dolardır."
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Sağlık, 2019.07.19 09:05