"BOTAŞ'ın kararıyla da 3 vardiya çalışan bir firmaya 1-2 vardiyanı iptal et demiş oluyoruz" diyen NOSAB Başkanı Erol Gülmez, "Firmaları ihracata teşvik ederken, ülkenin kurtuluşunun üretim ve ihracatta olduğunu söylerken fazla üretim yaptığında gazını keserim demek ne anlama geliyor? Bakanlıkla görüşmeler devam ediyor. Sanayicilerin tepkisi çok büyük" dedi.
ELİF DİDEM DANACIOĞLU / BURSADA BUGÜN
Emtia fiyatlarındaki artış, döviz kuru ve enflasyon derken, piyasaların üretim ve ticaret dengesinin bozulduğunu vurgulayan Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez, "Politika faizleri yüzde 14'e düştü. Maalesef yüzde 14'lerle kredi kullanan firma yok. Geçen hafta bir firma yüzde 40 ile kredi kullandı. Şuanda faizler yüzde 35- 40 skalasında değişiyor" diyor.
"Bu koşullarda sanayiciye sabır mesajı veremeyiz. Reel sektörlerde sabır diye bir enstrüman olamaz" vurgusu yapan NOSAB Başkanı Erol Gülmez ile enerji maliyetlerinden doğalgaza ve zorlu piyasada koşullarında sanayicinin durumunu konuştuk.
"SANAYİCİ EN ZOR DÖNEMİNİ YAŞIYOR"
Ekonomik dalgalanmaların yaşandığı şu günlerde ekonominin genel görünümünü nasıl görüyorsunuz?
Emtia fiyatlarındaki artış, döviz kuru ve enflasyon derken, piyasaların üretim ve ticaret dengesi bozuldu. Sanayici en zor dönemi yaşıyor. Dövizdeki hareketliliğin yönetilebilmesi zorlaşıyor ve endişelere sebebiyet veriyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de emtia fiyatlarının döviz bazında yükselmesi süreci zorlaştırıyor. Ekonomik kriz dönemlerinde bir gecede devalüasyon olur ve biterdi. Biz kartları yeniden karar ve ona göre pozisyonumuzu alabilirdik. Şimdi öyle mi?
"SİZ O GÜNÜN KOŞULLARINDA ÜRÜNÜNÜZÜ SATMAYA ÇALIŞIYORSUNUZ..."
"Sektörlerin yurtdışı satışlarında tahsilât süresi ortalama 90 gün ve yurtiçi TL satışlarında 180 güne çıkar" diyen NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez,"Bu ekonomik şartlarda TL ile satış yapan firmalar ya battı ya da batacak duruma geldi. İçeride birikim varsa bitti, yoksada kredi borçları arttı. Tabi kredi alabilmişlerse eğer... Kredi alamıyorlarsada yaşamlarını idame ettirmek için sıkıntıları var demektir. Çünkü paranız sürekli değer kaybediyor ve siz TL olarak o günün koşullarında ürününüzü satmaya çalışıyorsunuz. Sattığınız ürününüzü 180 gün veya 6 ay sonra TL olarak tahsil etmeye kalktığınızda, hammaddenin yarısını bile alamıyorsunuz. Burada ciddi bir sorun doğuyor. Bütün sektörlerde satış sistemi ve satış politikası gibi alışıla gelmiş bir sistem var. Bir günde sistemi değiştiremiyorsunuz. Dolayısıyla vadelerin kısaltılmaya, hatta peşin satışlarla hareket edilmeye çalışılıyor. Böyle olunca da firmalar zarar ediyor, sattığının yerine koyamıyor. Bu durum ihracat yapan firmalar içinde geçerli. İhracatta da ortalama 90 günlük bir tahsilât süresi vardır. 90 günün sonunda yine sattığı ürünün hammaddesini döviz bazında yüzde 10, yüzde 20 gibi... Belki artış yaparak almış oluyor. Devalüasyon ya da enflasyonun tavan yaptığı dönemde ihracatçının çok para kazanıyor olması gerekirken, ihracatı bu dönemde rezerve etmeye devam etmek zorunda kalınıyor. En zor yıla girdiğimizi söyleyebilirim" dedi.
HEDEFLENEN MODEL...
Yeni ekonomi modeli ile ilgili Başkan Erol Gülmez, yeni bir ekonomi politikası göremediklerini söyleyerek, "Hedeflenen model; politika faizinde düşük faiz, yüksek kur, ihracatın artması ve cari açığımızı düşürmesi... Politika faizleri yüzde 14'e düştü. Maalesef yüzde 14'lerle kredi kullanan firma yok. Geçen hafta bir firma yüzde 40 ile kredi kullandı. Şuanda faizler yüzde 35- 40 skalasında değişiyor. Bankalardan kredi talep eden firmanınfizibilitesine göre bu oran değişiyor"dedi.
"BİZİ İLGİLENDİREN REEL FAİZ"
Erol Gülmez, şöyle devam etti: "Politika faizini isterseniz sıfır yapın, bizi ilgilendiren reel faiz. O nedenle yeni ekonomik model hayata geçmedi. Yani kâğıt üzerinde politika faizi düşmüş gibi görünsede, reel faizler düşmedi. Aksine politika faizinden daha fazla bir orana yükseldi. Bizler politika faizi düşürülmeden daha uygun oranlarla kredi kullanabiliyorduk."
"İLK DEFA BÜTÇE YAPAMADIĞIMIZ BİR YILA GİRDİK"
Gelecek vizyon içerisinde ekonomiyi nasıl görüyorsunuz?
30 yıldır sektörde bulunuyorum ve ilk defa bütçe yapamadığımız bir yıla girdik.31 Aralık'ta enerji fiyatları o kadar fahiş fiyatlarla arttı ki; ayın 1'inde kara kara düşünmeye başladık.'Biz nasıl ödeyeceğiz?' diye Kasım - Aralık enerji artış bedeli faturasını alan sanayiciler bölgelere hücum etti.Üzülerek; 31 Aralık enerji zamlarının henüz yansımadığını, Ocak faturalarının çok daha yüksek geleceğini ifade etmek zorunda kaldık. Bölge sanayicilerimizden biri şöyle dedi; 'BOTAŞ'ın elektrik tedarik sorunu var. Organize sanayi bölgelerinin dışında olan firmalar 1 birim ücret ödüyorsa, OSB'deki firmalar için 3 birim fiyat ödüyor.'Kısacası, son 1-2 yıldır OSB bünyesinde faaliyette bulunan firmalar enerjide uygulanan farklı modellerde cezalandırılmaya başlandı. Hâlbuki Sayın Cumhurbaşkanımız, ülkemizin üretim ve ihracat yaparak kalkınacağını ifade ediyor.Bizlerde onun görüşüne katılıyoruz, fakat ihracat yapan firmalar OSB'ler bünyesinde yer alan firmalardan oluşuyor. Aynı iş kolunda faaliyet gösteren iki firma birbiriyle (biri OSB bünyesinde diğeri KOBİ niteliğinde) haksız rekabet doğuyor. Diğer firma BOTAŞ'tan aynı oranda aldığı gaz bedeli için 1 birim öderken, bölge sanayicisi 3 pirim ödüyor. Bu duruma müdahale edilmesi gerekiyor. Sanayici maliyet artışlarıyla iş yapamaz, çalışamaz ve üretemez duruma getirirsiniz.
"OCAK AYI FİYAT ARTIŞLARI FATURALARA YANSIMADI"
2022 yılını sanayicinin korktuğu bir yıl olarak ifade eden Erol Gülmez, seri bir şekilde iflasların yaşanacağı bir yıl olarak gördüğünün altını çizdi. Gülmez,"2022 bizi çok korkutuyor. Sanayici isyan bayraklarını çekti. Sanayicinin en büyük sıkıntısı enerji maliyetleri ve hammadde artışlarıdır. Rekabet ettiğimiz ülkelerdeki emtia fiyatlarının artış oranlarıyla aynı oranda değiliz. Bizim makas biraz daha büyük. Enerji fiyatlarında da yaklaşık yüzde 200 oranında artış var ve devam edecek. Ocak ayı fiyat artışları faturalara yansımadı. Bu rakam belki 300'lere taşınabilir. Sürdürülebilir bir durum değil" dedi.
BOTAŞ'ın doğalgaz arzında kısıntıya gitmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
BOTAŞ'ın yüzde 40 arz azaltması kararını sanayicilere duyurduk. Enerjinin pahalı olması zaten öncelikli gündemimizdi. Bir de OSB dışındaki firmaların kullandığı doğalgazın fiyatlandırması ile OSB içindeki firmalar arasında haksız rekabet oluşturacak farklar var. O zaman OSB'ler boşalmaya başlayacak. Şimdi, BOTAŞ'ın kararıyla da 3 vardiya çalışan bir firmaya 1-2 vardiyanı iptal et, demiş oluyoruz. Firmaları ihracata teşvik ederken, ülkenin kurtuluşunun üretim ve ihracatta olduğunu söylerken fazla üretim yaptığında gazını keserim demek ne anlama geliyor? Bakanlıkla görüşmeler devam ediyor. Sanayicilerin tepkisi çok büyük!
"SANAYİCİNİN TEK İSTEDİĞİ İSTİKRAR"
Sanayiciye mesajınız ne olur?
Bu koşullarda sanayiciye sabır mesajı veremeyiz. Reel sektörlerde sabır diye bir enstrüman olamaz. Hala müşterilerimizle 2022 için fiyat görüşmelerimizi sürdürüyoruz. O nedenle bütçelerimizi yapamadık, fiyat veremiyoruz. 6 aylık ve 1 yıllık sözleşmelerlesatışplanlamalarımızı yapardık. Bütçeyapmamamızın sebebi birim fiyatları oluşturmamamızdır. Girdi maliyetleri, hammadde, enerji ve en son asgari ücret derken, şu anki birim fiyatlarıyla müşterilerle mutabık kalamıyoruz. Opsiyonlu birim fiyatlar kabul görmüyor. Piyasanın kendi koşulları var. Aslında sanayicinin tek istediği istikrar... Kısacası istikrar sağlanamadığı müddetçe, sanayiciye verilebilecek hiçbir mesaj fayda etmez.
"İŞ GÜCÜ VE BU PARALELDE ÜRETEMİYOR OLMAMIZ"
Bölge olarak endüstri meslek lisesi kurma planlarınız var. Nitelikli eleman ihtiyacını rahatlıkla karşılayabiliyor musunuz?
Dünyada işleyişler sürekli değişiyor. Özellikle pandemiden dolayı Çin ve Uzak Doğu'daki lojistik zinciri kırıldı. Batı Avrupa'daki müşterilerimiz bir daha bu sıkıntıyı yaşamamak için Çin ve Uzak Doğu'dan tedarik ettikleri birçok ürünü Doğu Avrupa ülkelerinden ve Türkiye'den tedarik etmeye başladılar. Tabi ki, ihracat miktarımızı arttırıyor, kapasitemizin artmasına sebep oluyor, yatırım ihtiyacı doğuruyor ve hacim büyüyor. Fakat en büyük sorunumuz büyüyen hacmi karşılayacak iş gücü ve bu paralelde üretemiyor olmamız. İş gücü meslek liselerinden çıkar. Fakat yıllardır izlenen eğitim politikalarından dolayı meslek liseleri değersizleştirildi. Meslek liselerine öğrenci bulmakta zorlanılıyor. Bölge binamızda Atatürk Endüstri Meslek Lisesi ile bir ofis açtık; Meslek eğitim ofisi. Konu ile ilgili bakanlıkla görüşüyoruz. Eğer okul için yer üretimini bitirebilirsek, proje tadilatlarımızı hazırladık. Bir endüstri meslek lisesi veya bir meslek eğitim merkezi bünyemizde işletilmesi koşuluyla yatırım planlıyoruz. Bölge sanayicilerinin ihtiyacı olan bölümleri açacağız. Aynı zamanda yurt projemizde var. Öğrenciler bu yurtta ücretsiz kalacaklar. Sanayide çalışacağı firmada öğrenciler eğitimlerini tamamlayacak.
Yeşil dönüşüm ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
Dünyanın en büyük sorunu artık fosil yakıtlar, çevre kirliliği... Avrupa müşterisi aldığı üründe kullandığımız enerjinin belirli oranını yeşil enerji olarak istemeye başladı ve belgelememizi istiyorlar. Biz bu dönem Enerjisa ile enerji satın alma anlaşması yaptık. Enerjisa'ya da bu şartı koyduk. Bölge sanayicimizin ihtiyacı olan yeşil enerjiyi piyasadan 4 kat daha ucuza temin edebiliyor. Fakat bu ihtiyacın ileride daha da büyüyebileceği düşüncesiyle, Bursa'da 14 organize sanayi bölgesi BOSBİR Enerji adıyla ortak bir anonim şirket kuruldu. Amasya'da 3 tane güneş enerji telleri satın aldık. İlk yatırımı oraya yaptık. Şuan üretiyoruz ve yaklaşık 1 yıldır da sisteme satıyoruz. İleride rüzgâr enerjisi yatırımı yapmayı da planlıyoruz. Bölgede kullanılan enerjinin tamama yakınını güneş ve rüzgâr enerjisinden karşılamayı hedefliyoruz. İlerleyen süreçte fabrikalarımız gibi biz de İdari Hizmet Binamız, Arıtma Tesisimiz ve Kreşimiz ile birlikte tüm yapılarımızın çatılarını güneş enerjisi sistemine dönüştürmeyi planlıyoruz.
Sanayici buna hazır mı?
Güneş alan bir coğrafyada yaşıyoruz. Daha önceleri yatırım maliyetleri çok yüksekti. Fakat teknolojinin ilerlemesiyle seri üretim yatırım maliyetlerini düşürdü. Amortisman maliyeti 13 yıla çıkarken, şimdilerde bu 5-6 yıllara inmeye başladı. Bölgede çoğu firmanıntalepleri oldu. Fakat bölgemiz 20 yaşında ve bölgenin yüzde 95'i yapılaşmış durumda. Doğalolarak binalarımız 20 yıl öncesi ihtiyaçlarına ve teknolojisine göre yapılaştı. Çatılarda güneş enerjisi olasılığı düşünülmeden çatı statikleri yapılmış. O nedenle birçok firma girişimde bulundu, ama çatıların güçlendirilmesi gibi ihtiyaç çıktı.Yenibir çatı güçlendirilmesi teknik olarak mümkün değil. Üretimi durduramazsınız,o nedenle sanayici çatılardan enerji sağlaması için yeni yatırımlar düşünüyor.
Bölge teşvikleriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Bursa, Kocaeli, İstanbul ve İzmir gibi gelişmiş bölgeler, teşviklerden yararlanamıyor. Zaman zaman sektörlere teşvikler oluyor. Örneğin, otomotiv sektörüne gelen teşviklerden bu sektöre hizmet eden herkes faydalanabiliyor. Birinci bölgede olsak bile bir yatırım yaptığımızda o yatırım OSB içinde ise 4. bölge teşvikleri uygulanıyor. Yani kredilerde 3-4 puanlık bir faiz indirimi ve muafiyetler oluyor.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Ekonomi, 2022.01.21 11:13