Bursa Kent Konseyi Fotoğraf Çalışma Grubu tarafından düzenlenen 'Çağdaş Fotoğraf Sanatı Üzerine' söyleşi programına katılan fotoğrafçı Ali Alışır, hazırladığı sergiler ve kullandığı teknikler hakkında bilgi paylaşımında bulundu.
Bursa Kent Konseyi Fotoğraf Çalışma Grubu'nun hazırladığı Çağdaş fotoğraf sanatı üzerine söyleşi programına Fotoğraf Sanatçısı Ali Alışır konuk oldu. Kendini hiçbir zaman fotoğrafçı veya fotoğraf sanatçısı olarak tanımlamadığını, bir gözlemci olduğunu ve bunları hayata geçirmek için farklı yol seçtiğini söyleyen Ali Alışır, fotoğraf sanatının çok geniş bir kavram olduğunu, fotoğrafı da bu yüzden seçtiğini belirtti. Çalışmalardan edindiği tecrübeleri katılımcılarla paylaşan Alışır, projelerinde izlediği yöntemleri ve teknikleri de anlattı. Alışır, "Çalışmalarımda aslında sadece ben değil, hepimizin dünyası geçiyor. Bana göre fotoğraf, 21. yüzyılın bir karesi niteliğindedir. Bir andan ibaret değil. O yüzden onları oluşturma yoluna gidiyorum. Çeşitli alanların izdüşümlerini parça parça anlatmak istiyorum. Sanal kavramıyla fotoğraf serüvenine başladım. Sanal bedenler, sanal mekanlar, sanal savaşlar, sanal malzemeler ve kozmos sergilerini hazırladım. Maddiden maneviye geçmişim. Yaptığım çalışmalar o süreci anlatıyor" dedi.
Çalışmalarından örnekler de sunan Alışır, projelerinin inceliklerinden, anlatmak istediklerinden de bahsetti.
'Sanal bedenler'de fotoğrafta yapılan manipülasyona dikkat çekmek istediğini söyleyen Alışır, çağdaş sanatın günümüzde post dijital dönemi yaşadığını, modern dönemde içerik ön plandayken, postmodern dönemde imajın öne çıktığını dile getirdi. Post dijital dönemde eskinin kusursuz bir şekilde canlandırılmasının, hatta orijinalin yerine geçmesinin söz konusu olduğuna dikkat çeken Alışır, "Bu da bize simülasyon çağının başlangıcını gösteriyor. Simülasyon, gerçeği izlemek yerine gerçeğe müdahale ediyor. Onun yerine geçiyor. Televizyonda izlediğimiz reality şovlar hep bunun bir göstergesidir. Sinemada bunun en güzel örneklerini görüyoruz. Sinema hiper gerçeğe dönüşmeye başladı. Bunlar tarihin yeniden canlandırılması değil, bir tür simülasyonu diyebiliriz. Filmdeki tüm gereksiz ışınlar sahneden temizleniyor ve sahneler görkemli bir şekilde parlıyor. Her şey kusursuz bir şekilde canlandırılıyor. Televizyondaki gerçek savaş görüntülerini, gerçek gibi değil adeta bilgisayar oyunun içindeymişiz gibi bizi tepkisiz konuma taşıyabiliyor" diye konuştu.
Söyleşi, soru cevap bölümüyle sona erdi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2017.06.07 11:11