AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya'ya asker gönderme konusunda net mesaj verdi. "Davet olduğuna göre icabet ederiz" diyen Erdoğan, Meclis açılınca ilk iş asker gönderme tezkeresini sunacaklarını söyledi. Türkiye'nin Libya'ya asker gönderme kararını değerlendiren Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhat Pirinççi, "Ortadoğu denkleminde Kuzey Afrika'yı da içine alacak şekilde Türkiye ben de varım dedi" ifadelerini kullandı.
EZGİ KAYI / BURSADA BUGÜN
Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ferhat Pirinççi "Libya'ya asker göndermek ne anlama geliyor, Türkiye ve Libya ilişkileri nasıl seyredecek, asker göndermek; Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu sahnesindeki rolü açısından neler ifade ediyor" sorularına ilişkin Bursada Bugün'e çarpıcı değerlendirmeler yaptı.
"TÜRKİYE İZOLE EDİLME ÇABALARINA SET ÇEKMİŞTİR"
Türkiye'nin Libya'ya asker gönderme ihtimalinin giderek güçlenmesinin, Doğu Akdeniz ve Doğu Akdeniz'deki enerji denkleminin ötesinde, Doğu Akdeniz'deki ve Ortadoğu'daki dengelerde oyun değiştirici bir gelişme olduğunu söyleyen Pirinççi, "Aslında bakıldığında mesele sadece Libya Ulusal Mütabakat Hükümeti'nin desteklenmesi ya da Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji haklarının muhafaza altına alınması değil, onun ötesinde Ortadoğu'daki o güç dengesinde ve Türkiye'nin izole edilme çabalarına karşı bir set çekmedir" dedi.
"Meseleyi, Kıbrıs civarındaki Doğu Akdeniz sondaj girişimleri açısından ele aldığınızda, her şeyden önce Libya'da tanınmış hükümetin, meşrutiyetinin devam etmesi, bütün Libya üzerindeki gücünü konsolide etmesi demek, aynı zamanda Türkiye ile Libya arasındaki bu deniz alanlarına ilişkin mütabakatın devamı ve bu sayede Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak kaybının önlenmesi anlamına gelecektir" ifadelerini kullanan Pirinççi, sözlerine, "Bunun ötesinde Doğu Akdeniz'deki rezervlerin dışında, Ortadoğu'da şu an neredeyse 2011 yılından beri devam eden bir güç mücadelesi var ve bu güç mücadelesinde bir tarafı Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail, Bahreyn ve Mısır gibi ülkeler çekmekteyken, diğer tarafta değişimden yana olan veya halklarının taleplerinin dikkate alınması gerektiğini savunan bir Türkiye var ve Türkiye'nin de yanında yer alan ülke Katar" şeklinde konuştu.
"TÜRKİYE ORTADOĞU'DA BEN DE VARIM DEDİ!"
Libya'daki bu değişim ve Hafter destekli bir yönetimin gelmesi Suudi Arabistan-Birleşik Arap Emirlikleri bloğunun bölgeyi kendilerinin dizayn etme çabalarından ibaret olduğunu söyleyen Ferhat Pirinççi, "Türkiye'nin burada atmış olduğu adım, tam da coğrafi anlamda sıkışmış durumda olan, ancak meşrutiyeti konusunda hiçbir tartışma konusu bulunmayan, Ulusal Mütabakat Hükümeti'nin desteklenmesi bakımından önemli ve anlamlı. Bir yandan, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de en büyük kıyıya sahip ülkelerden biri olması sebebiyle, Türkiye'nin rızası ve onayı olmadan anlaşma, uzlaşma veya iş birliği yapılamayacağının sinyali, yani Libya, Türkiye'nin rızası olmadan bir plan gerçekleştirmeyeceğinin mesajı net bir şekilde verilmiş oldu. Diğer taraftan da Ortadoğu denkleminde Kuzey Afrika'yı da içine alacak şekilde Türkiye ben de varım dedi" değerlendirmesini yaptı.
"DESTEK VEREN ÇOK ÜLKE VAR AMA RESMİYETTE YOKLAR"
"Libya'ya asker göndermek ilk defa Türkiye tarafından dile getirildi, oysa baktığımızda Birleşik Arap Emirlikleri'nin, kiralık askerleri ve kendi askerleri, Libya'da sahada Hafter'e destek vermekte, Suudi Arabistan, finansal açıdan destek vermekte, yine Sudan'dan asker kiralanarak, Libya'da savaştırılmakta, Rusya'nın özel askeri şirketler üzerinden sahada olduğunu biliyoruz, Fransa'nın ve ABD'nin de Hafter'i desteklediğini biliyoruz ama hiçbiri resmi olarak işin içine girmedi, çünkü resmi olarak bu işin içine girmek, Libya'nın iç işlerine karışmaları demek, bu anlamda meşru hükümete aykırı olacaklarından, uluslararası hukuk açısıdan zor bir duruma düşeceklerdi" şeklinde konuşan Pirinççi, şöyle devam etti: "Türkiye ise burada meşru hükümetle yapmış olduğu güvenlik ve işbirliği mütabakatı ve Libya hükümetinin daveti üzerine gideceğini açıkladığında, burada ciddi bir tırmanma riski bulunmakta bu risk biraz da, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Suudi Arabistan gibi ülkelerin Türkiye'yi karşıların alıp alamayacağıyla ilişkili. Hafter, bağımsız bir eleman değil, yıllarca CIA'de çalıştığı biliniyor şu anda Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Suudi Arabistan tarafından desteklendiği biliniyor, Hafter'in tek başına Türkiye'yi karşısına alamayacağı bir gerçek defalarca kez tehditvari söylemlerde bulundular ancak net bir şekilde Türkiye'yi karşısına alamadı."
"HAFTER, TÜRKİYE ASKER GÖNDERMEDEN ÖNCE ELİNDEN GELENİ YAPACAKTIR"
"Türkiye'nin Libya'ya göndereceği asker sayısı ve hangi pozisyondan asker göndereceği önemli bir nokta. Uluslararası hukuk alanında hiçbir sorun olmayan bir hamle, hem Türkiye'nin ulusal çıkarlarına, hem de Libya halkının çıkarlarını savunan bir yaklaşım ancak bu konuda biraz daha yorum yapabilmek için biraz da Hafter'in vereceği cevaba odaklanmak lazım. Muhtemelen Türkiye asker göndermeden önce Hafter, Ulusal Mütabakat Hükümeti'ni sakatlamak için elinden gelen her şeyi yapacaktır" tahmininde bulunduğunu belirten Pirinççi, "Ama zaten hali hazırda Türkiye resmi olarak asker göndermemiş olsa da kamuya açık kaynaklardan biliyoruz ki Libya Hükümetiyle yapılan anlaşmalar çerçevesinde çeşitli silah satışları ve yardımları yapıldı. Dolayısıyla burada bile Türkiye'yi doğrudan karşısına alamayan milis güçlerinin ileride de Türkiye'yi karşılarına alamayacaklarını ön görebiliriz" dedi.
Ferhat Pirinççi, "Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'da yeni denklemin nasıl şekilleneceğini Türkiye'nin göndereceği askerlerin fonksiyonu ve diğer ülkelerin buna yönelik cevaplarının nasıl olacağına bağlı olarak şekillenecektir, gelişmeleri izlemek lazım" diyerek sözlerine son verdi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2019.12.27 09:24