Koronavirüsün ülkelerin risk düzeyini artırması finansal piyasalarda yabancı yatırımcıların menkul kıymet portföyüne de yansıdı. Hammadde sıkıntısı nedeni ile zor günler yaşayan sanayiciye bir darbe de Merkez Bankası'nın sürpriz faiz kararı sonrası döviz kurlarından geldi. Dalgalı ekonomi politikalarından etkilen sanayiciler, kur paniği yaşıyor.
ELİF DİDEM DANACIOĞLU / BURSADA BUGÜN
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. TCMB politika faizini beklentiler doğrultusunda 100 baz puan indirimle yüzde 15 seviyesine indirdi. Sürpriz faiz kararı döviz piyasalarını sarstı.
TCMB, 1 Aralık tarihinde de bir açıklama yapmış ve piyasaya müdahale edildiğini söylemişti.TCMB'den yapılan açıklamada, "Döviz kurlarında görülen sağlıksız fiyat oluşumları nedeniyle piyasaya satım yönünde doğrudan müdahale edilmektedir " ifadeleri kullanılmıştı.TCMB ayrı bir açıklamayla Borsa İstanbul A.Ş. Vadeli İşlemler ve Opsiyon Piyasası nezdinde işlem yapılmaya başlandığını da belirtmişti.
TCMB'DEN DÖVİZ PİYASASINA İKİNCİ MÜDAHALE GELDİ
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) döviz piyasasına satım yönünde müdahale ediyor.TCMB yine Döviz piyasasına müdahale etti.TCMB'den yapılan açıklamada "Döviz kurlarında görülen sağlıksız fiyat oluşumları nedeniyle piyasaya satım yönünde doğrudan müdahale edilmektedir" ifadeleri kullanıldı.Merkez Bankası böylece bu hafta piyasaya ikinci kez müdahale etti.
Kasım ayı enflasyon rakamları açıklandı. Buna göre, enflasyon aylık 3,51, yıllık 21,31 oldu.Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 7,4 büyüdü. Üretim yöntemiyle gayrisafi yurt içi hasıla bu yılın üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35,5 yükseldi.
Tüm bu veriler ışığında, Bursa iş dünyası temsilcilerine dövizde yaşanan dalgalanmayı sordum.
Durmadan üretime devam edilse de enerji maliyetlerindeki artış, ham madde bulmakta yaşanan zorluklar, yüksek enflasyon ve istikrarsız kur gibi faktörler sanayiciler için olumsuz bir iklim oluşturuyor. Bursa iş dünyası gelişime katkı sağlayacak adımlar görmek istiyor. Beklentilerin üstünde gerçekleşen faiz indiriminin ardından döviz kurlarındaki sert yükselişin piyasalarda güvensizlik ortamını tetikleme potansiyeli olduğunu vurgulayan Bursalı sanayiciler; hem üretici, hem de tüketici üzerindeki enflasyon yükünün sürekli olarak yükseldiğinin altını çizdi. Bu süreçte fiyat istikrarının sağlanması, dövizde kırılganlığın giderilmesi, satın alma gücünün artırılması öncelik olarak belirlenmeli olarak altı çizildi.
İşte, Bursa iş dünyasının temsilcilerinin piyasalara dair değerlendirmeleri:
İBRAHİM BURKAY - BTSO BAŞKANI
"Türkiye'nin yüzde 7,4 düzeyinde gerçekleşen üçüncü çeyrek büyüme performansıyla en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yer aldı.ğını Ekonomik parametrelerdeki gelişmeler Türkiye'nin ve iş dünyasının dinamik yapısının en önemli göstergesi.Düşük faiz ve yüksek üretim hacmi prensibiyle belirlenen yeni yol haritası ekonominin kronik sorunlarına çözüm üretmesinin en önemli beklentileri.Buna karşın özellikle döviz kurlarında yaşanan yüksek artış, piyasadaki öngörülebilirliği düşürmüş, maliyet belirleme ve iş yapmayı zorlaştırmıştır. Döviz kurlarında ekonomik gerçeklerle bağdaşmayan aşırı hareketler de bulunmaktadır. Yeni yatırımların önünü açmanın ve ticaret hayatını canlandırmanın yolu döviz kurlarındaki aşırı artışlar olmadığı gibi yüksek faiz de değildir. Yeni ekonomi politikası uygulamaları sonrası tüm fiyatlarda yeni dengelerin kurulacağı anlaşılmaktadır ancak yeni dengeler anlaşılır ve sürdürülebilir olmalıdır. Bu nedenle Türk Lirası'ndaki değer kaybı ve artan enflasyonun kontrolü için ilave tedbirler alınmalıdır. Ayrıca firmalarımızın son dönemde artan finansman ihtiyacı da hızla çözüme kavuşturulmasını beklediğimiz sorunlar arasındadır.Özellikle kamu bankalarının öncülüğünde gerçekleşen faiz indirimlerine özel bankaların da destek vererek reel sektörün yanında olmalarının finans sektörü ile özel sektörün birlikte büyümesine imkân sağlayacaktır.Türkiye'nin yüksek faiz, çift haneli enflasyon ve volatilitesi yüksek döviz kuru sarmalından yine üretim ekonomisini destekleyen kararlı politikalarla çıkacaktır.Bu süreçte milyonlarca çalışanımızı yakından ilgilendiren asgari ücretin de enflasyon rakamlarının üzerinde belirlenmesi, toplumsal motivasyonun artmasına vesile olacaktır. Bununla birlikte son dönemde artan maliyetler ve hammadde teminindeki sorunlarla mücadele eden işletmelerimizin de gözetilerek desteklenmeleri ve asgari ücret üzerindeki yüklerinin hafifletilmesi, ekonomimize yeni bir dinamizm kazandıracaktır. Türk iş dünyası temsilcileri olarak tüm zorluklarımızı aşacağımıza, yatırım, üretim ve ihracat odağında güçlü ve kaliteli büyüme hedeflerine yeniden odaklanacağımıza yürekten inanıyoruz."
ERGUN HADİ TÜRKAY - BUSİAD BAŞKANI
"Türkiye gibi, ithalata dayalı büyüme gösteren ve de dövizin ikinci para birimi olduğu ülkelerde, dövizin değeri ekonominin de seyrini belirler. Eğer döviz yükselirse ve bu makul sınırlar içindeyse ihracattan elde ettiğiniz kazanç artar. Daha çok iş alabilirsiniz. Ancak döviz gereğinden fazla değer kazanırsa, bu ihracatı olumsuz etkiler (bu sefer siz de pahalı bir ihracata doğru gidersiniz). Ülkenizde değerler ve işçilik çok ucuzlar. Enflasyon artar. Sanırım son günlerde bunu yaşıyoruz. Biz turizmden ve tarımdan yeterince döviz elde edemiyoruz. Tarımda da kullanılan ilaç ve gübredeki ithal girdi zaten fiyata yansıyor. Yani sürekli cari açık veriyoruz. Bu sürdürülebilir değil. Yeni bir ekonomik plan deneniyor. Artık deneme değil sağlam teorilerle ilerlemeliyiz. Ancak bunun altyapısı bize uygun mu şüphelerim var. Türkiye değerli kaynaklarını kaybediyor. Acil çözümler üretilmeli. Bu kayıpların telafisi çok zor. Doğalgaz ve akaryakıta gelen zamlar dövizin sonucu bizim döviz konusundaki sıkıntımızı da ortaya koyuyor. Enerji girdisindeki artış da doğal olarak tüm maliyetleri etkiliyor. Şimdi çalışan ve emeklilerin zam dönemleri geliyor. Elbetteki bu ülkede herkesin daha iyi koşullarda yaşamak hakkı hükümetin temel görevi halkın refahını yükseltmek. Ancak yüksek artışlar enflasyonu daha da artıracak bilir. Bu da 1980 ve 1990'lardaki enflasyon kısır döngüsünü hatırlatıyor. Umarım o günlere dönmeyiz."
RAMAZAN KAYA - MARSİFED BAŞKANI
"Uygulanan düşük faiz politikası nedeniyle TL tüm yabancı para birimleri karşısın da en düşüğü %50 ve en yükseğide %95 ler oranın da değer kaybetmiştir. Bu bilinçli yapılan bir tercihtir. Merkez bankasının yaptığı müdahale geç ve yetersiz kalmıştır.Bu ekonomi politikasın da herhangi bir değişiklik yapılmadığı sürece TL döviz karşısında değer kaybetmeye devam edecektir. Mevduatların şu anda %60 döviz olmasına rağmen TL den kaçış devam edecektir. Bu diğer yatırım araçlarına dövize, altına, kriptoya ve borsaya kaymaya devam edecektir.Enflasyonda bir patlama olacaktır. Kasım ayı TÜFE %5 bekliyorum. 2021 yılı enflasyonu da %30'u geçecektir.Büyüme rakamlarımız iyi olmakla birlikte ihracat, hizmet ve tüketim odaklı bir büyüme olmuştur. Sanayide büyüme ivme kaybetmiş, tarım ve inşaatta gerileme olmuştur.Önemli olan bu oranların 2022 yılında da devam ettirilmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır. Bunun için de ekonomik politikalarda değişikliğe ihtiyaç vardır."
ZARİF ALP - RUMELİSİAD BAŞKANI
"Döviz kurundaki istikrarsızlık sanayicinini önünü göremez hale getirdi.Döviz kurlarının stabil hale gelmesi en büyük arzumuz.Piyasalarda belirsizlik her geçen gün daha fazla artıyor. Sanayici çözüm arayışına girdi. Umarım, kısa zamanda kurlar yerine oturur ve piyasa daha iyi seviyeye ulaşır.Bunlar sanayici için en kritik süreçler. Sanayici değişkenliği çok fazla sevmez."
NİLÜFER ÇEVİKEL - DOSABSİAD BAŞKANI
"Durmadan üretmeye devam etsek de enerji maliyetlerindeki artış, ham madde bulmakta yaşanan zorluklar, yüksek enflasyon ve istikrarsız kur gibi faktörler sanayiciler için olumsuz bir iklim oluşturuyor. Ekonomi yönetimi ve siyasilerden beklentimiz; daha fazla üretime teşvik eden politikalarla desteklerini hissettirmeleri. İş dünyası olarak gelişime katkı sağlayacak adımlar görmek istiyoruz. Ülke olarak sürdürülebilirlik konusuna daha çok eğilmeli, ihracatta söz sahibi olduğumuz pazarları kaybetmemek için hızlı adımlar atmalıyız. Beklentilerin üstünde gerçekleşen faiz indiriminin ardından döviz kurlarındaki sert yükselişin piyasalarda güvensizlik ortamını tetikleme potansiyeli oldu.Hem üretici, hem de tüketici üzerindeki enflasyon yükü sürekli olarak yükseliyor. Bu dönemde Merkez Bankası'nın politika faizinde 200 baz puan indirim yapma kararı ile birlikte döviz kurlarındaki yukarı yönlü hareket karşısında Türk Lirası'nın yaşadığı değer kaybı, istenmeyen bir tabloya yol açtı. Enerji başta olmak üzere üretici üzerindeki maliyetlerin her gün daha da arttığı bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte fiyat istikrarının sağlanması, dövizde kırılganlığın giderilmesi, satın alma gücünün artırılması öncelikler olarak belirlenmeli. Bu yönde atılacak adımlar ile yatırımcının iştahının kaçırılmasının önüne geçilebilir."
EROL GÜLMEZ- NOSAB BAŞKANI
"Teknik olarak bu durum ihracatçıyı memnun ediyor gözükse de maalesef bundan ihracatçı da faydalanamıyor. Şöyle örnek vereyim; ben işletmemin birinde yüzde 80 ihracata çalışıyorum. Buna rağmen işletmelerimde zarar ediyorum. Sebebi şu; 1 yıl önce metal fiyatlarının tonu 630 dolar civarındaydı ancak şu an tonunu 1200 dolara alıyoruz. İhracat da yapsak bizim paramızı tahsil süremiz en az 90 gün. Ben parayı tahsil edip yeniden hammadde almaya kalktığımda 800 dolar oluyor. Yani sadece kur değil, her şey artıyor. Yani ürettiğimiz malların yerine yenilerini koyamıyoruz. Bizim en büyük girdilerimiz hammadde, işçilik ve enerji. Özellikle proses yapan firmalar enerji girdisinden büyük ölçüde etkileniyor. Enerjide artışlar olur, ancak bu kadar kısa sürede bu kadar hızlı bir şekilde olmamalı"
AHMET PARSEKER - TÜGİAD BURSA ŞUBE BAŞKANI
"Piyasada yaşanan kur değişkenliği, sanayiciyi derinden etkiliyor. Yatırım maliyetleri günden güne artarken, gelecek adına karar almakta zorlanıyoruz. Şu an için en önemli gündemimiz kur fiyatlarının sabitlenmesi. Buna bağlı olarak altın fiyatları da rayına oturacaktır. Döviz fiyatları düşük oranda sabitlenirse, piyasada güven oluşur. Güven olan yerde de yatırımlar artar. Piyasalarla ilgili öngörüde bulunmak oldukça zorlaştı. Pandemiyle birlikte dünyayı etkisine altına alan bir belirsizlik zaten var. Güçlü ekonomiye sahip ülkelerde bile enflasyon oranın arttığını görüyoruz. Hammadde tedarikinde yaşanan sıkıntılar, üretimi derinden etkiliyor. Ama yaşanan gelişmelerin geçici olduğunu düşünüyoruz. Önemli olan değişen dünya ekonomisine ayak uydurmak. Her kriz bir fırsatın habercisidir. Fakat dalgalara karşı kürek çekmekten vazgeçip ekonominin gerekliliklerine göre önlem almaya başlamak gerekiyor. Şu an ne yazık ki, insanlar dövize yatırım yapıyor ve yaşanan her inişi çıkışı fırsat olarak görüyor. Enflasyonun düşmesi hepimizin isteyeceği bir şey, fakat bunu destekleyecek diğer adımların atılmaması bu sefer dövizi yukarı doğru baskılayabiliyor. Bu ortamda döviz talebi sürekli artacaktır. Bireyler için para nereye yatırılmalı ile ilgili bir tavsiye veremem. Ama ülkemizin teknolojik üretime, yazılıma, WEB 3.0 ile ilgili konulara yatırımcının para yatırması için her türlü desteği ve teşviklerin iş dünyasına vermesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye ekonomisinin yılın 3. çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7,4 büyümesi şüphesiz son günlerde gelen en güzel haberlerden biri oldu. Büyümemizin %92'sinin ihracat katkısıyla gerçekleşmesi ve net ihracatın büyümeye katkısının 6,8 puan olması son derece kıymetli. Yılın 3. çeyreği verilerinde en öne çıkan gelişmelerden biri ise makine yatırımlarının %17,5 büyümesi sevindirici bir diğer gelişme diyebilirim. İnşaat sektöründeki yatırımların yüzde 9,6 oranında daralması ise konut fiyatlarına yansıyabilir. Ekonomiye güven konusunda şüphesiz vatandaşın gündemi yüksek enflasyon ve yılsonunda maaşlara gelecek zam oranları. Ancak büyüme oranlarının vatandaşa yansıması hızlı bir süreç olmuyor, ekonomide taşlar yerine oturmaya başladığında tüm vatandaşların büyümeden en iyi şekilde faydalanacağının inancındayım."
OYA EROĞLU - BUİKAD BAŞKANI
"Para birimimizdeki bu hızlı değer kaybının, ekonomimize özellikle özel sektörün döviz borçluluğu ve enflasyon cephesinde olumsuz etkilerinin olacağı bir gerçek. Kurdaki yükseliş ekonomiyi çok ciddi tehdit altına soktu. Durumun bu şekilde devam etmesi halinde; döviz borcu olan şirketler eğer bu borca karşı sigorta almamışlarsa borçlarını bu kurdan ödeyemez hale gelecek. O yüzden şirket bilançoları bozulacak.Doğrudan ve dolaylı enflasyon etkisi olacak. İthal edilen malların fiyatları fırlayacak. Türkiye'de üretilen ve ithal girdi kullanan malların fiyatları da artmaya başlayacak. Bunun yanı sıra; kurun yükselişiyle beklenti bozulması yaşanacak. Hem beklentiler bozulduğu için döviz yükseliyor hem de döviz kurunun artışı beklentileri bozarak genel bir davranış bozukluğu ortaya çıkarıyor. Çok zor bir dönemden geçiyoruz. En kısa sürede güven tesis edilmelidir."
DR. GÜL ÇİÇEK ZENGİN BİNTAŞ - TOSYÖV BURSA BAŞKANI
"Elbette kur artışlarının birçok nedeni vardır. FED kararları, Uluslar arası ticaret, cari açık, Siyasi, ekonomik ve jeopolitik riskler ve belirsizlikler, enflasyonun yarattığı baskı ve kaygılar, ekonomi politikasında yapılan hatalar, üretime dayalı olmayan büyüme politikası vb. Bu durum da insanların mevcut durumlarını koruyabilmesi için döviz ve altın gibi değerli madenlere ve hatta kripto paraya talebi artırıyor. Doğal olarak talep edilen mal veya hizmetin değeri de artar. Merkez bankasının son dönemde yaklaşık 400 baz puan faiz indirimine gitmesiyle düşük faiz yüksek kur politikasına geçildiğini görmekteyiz. Rekabetçi bir yapıyla ihracatın artırılması, üretim ve yatırımın özendirilmesi, istihdamın artırılması öngörüsüyle izlenen bu politikanın ithalatta düşüşe ihracatta artışa sebep olarak cari açığın azaltılması söz konusu olsa da; dünyayı etkileyen Covid19 salgınının yeni varyantlarının ortaya çıkmasıyla oluşan psikolojik baskının, gerek turizm sektöründe, gerek ekonomimizin tamamında negatif etkilerini, dolayısıyla döviz kurlarındaki artışın devamını görmemiz olasıdır. Üretim yatırımlarında ve ihracatta kısa sürede bir yukarı yönlü bir ivme yakalanabileceğini düşünmüyorum.Vatandaş için temel mesele alım gücünü artırmak veya muhafaza etmektir. Dolayısıyla Türk lirasına olan güvenin artırılarak üretime ve girişimciliğe yönlendirilmesi, enflasyonun düşük seviyelerde kalıcı olması gereklidir. Bu konuda başarılı olmadığımız sürece vatandaşımızın döviz, faiz ve değerli madenlere olan talep sarmalı devam eder. Açıklanan 7.4 büyümenin piyasalardaki etkisi halkın refah seviyesinin artmasıyla, milli gelirden hak ettiği payı almasıyla doğrulanır veya değerli olur. Dolayısıyla istihdama, yatırıma dair istikrarlı politikalarla sürdürülebilir büyümenin yakalanması önemlidir. Yurt içi ve yabancı yatırımcılar için yaratılacak güven ortamıyla ülkemizin bu zorlu süreci atlatacağını umut ediyorum."
KAĞAN YEŞİL - BURPAS BAŞKANI
"Merkez Bankası'nın faiz indirimi ile birlikte döviz kurlarındaki artış piyasadaki tüm dengeleri bozdu.Kendi sektörümüz olarak konuşacak olursak, raflardaki ürünler tüketiciye yansıyor ve enflasyonu tetikliyor. Bununla beraber dövizin artışı ciddi zarar verdi. Piyasada ciddi bir darboğaz var."
OSMAN AKIN - BİSİAD BAŞKANI
"Döviz kurlarında sürekli bir dalgalanma var, artış devam ediyor. Ham madde sıkıntısı, pandeminin getirdiği etkiler ve dövizdeki dalgalanma sanayiciler için yönetilmesi zor bir durum yarattı. Dünyada yaşanan kriz içerisinden geçtiğimiz bu dönemde iş dünyası olarak kurların daha istikrarlı olmasını istiyoruz. Döviz kurlarının yüksek düzeyde artması yeni ürün fiyatlarına yansıyor.Bu da hem tüketim hem de üretim tarafında zorluklar getiriyor.Dolayısıyla iş dünyası birkaç ekonomik krizi bir anda yaşamak zorunda kalıyor.Sanayicinin işi gerçekten zor. Bürokrasinin önünü göremeyen piyasaya güven vermesi gerekiyor ve doğru enstrümanların kullanılması gerekiyor.Dünyada yeni nesil ekonomilerin yönetilmesi ile ilgili de bir sürü yeni yöntemler var. Güven verecek adımların atılması gerekiyor ki, piyasalar istikrar sağlasın."
ARİF DEMİRÖREN - BARSİAD BAŞKANI
"Bir savaşın farklı yanı olarak görüyorum. Bir tarafta ABD doları diğer tarafta Türk Lirası...Para üzerinden güç savaşları yaşandığını düşünüyorum.Bizim en güçlü değerimiz Türk Liramız olduğu için devletinde sanayiciyi destekler tedbirleri alarak ve Türk Lirasını sahiplenerek üretim gücümüzü yükseltmeliyiz."
KUTSAL ÇİÇEKÇİ - YÖNETİMSEL FİNANS YÖNETİCİ
"Piyasalarda yaşanan hareketlilik tüm ticareti etkiliyor. Neye göre işlem yapacağımızı açıkçası kestiremiyoruz. Fiyat verirken dolar bazında vermeye başladık. Vadelerimizi kısmaya başladık, çünkü önümüzü göremiyoruz. Mutlaka inişler ve çıkışlar olacaktır. Burada güven veren konuşmalar önemli. Şuanda yaşanan belirsizliklerden dolayı yatırım yapmak çok doğru gelmiyor. Biraz daha ayaklarımızın yere basıyor olması lazım."
RUHİYE ÇETİN - NİMA AR-GE OTOMOTİV FİRMA SAHİBİ
"Yurt dışına bağımlı olduğumuz bu süreçte mamul ve yarı mamul ham maddeler dolar ve altın fiyatlarının artışıyla tüm sektörleri etkileyecektir. Ekonomi yönetiminde yurt dışından gelen ana hammadde girişlerinde bütün gelen mamullere kota olmalıdır. En azından üretim ve hammadde karmarjı Türkiye içinde kalmalıdır.Parayı işletmek yani üretim odaklı hareket edersek toplum olarak daha kolay atlatacağımızı düşünüyorum.Yatırımı dolar ve altından ziyade sektör ihtiyaçlarına göre malzeme , ham madde ve en önemlisi tarım odaklı yatırımlar yapmalıyız. Tarım olmazsa olmazımız olmalı. Umarım önümüzdeki süreçte herkes üstüne düşen görevi yapar. Fiyat belirlemede maliyetlerle belirlemeliyiz."
ALİ GÜZELDAĞ - AG MENSUCAT YKB
"Türkiye, ekonomisini yeniden yazıyor.Hükümet,ekonomide bir yol ayrımına girerek üretimi ve ihracatı tercih eden, istihdam alanını genişleten bir Türkiye ekonomisi benimsemektedir. Dövizin artık piyasada yatırım aracı olmaktan çıkmasını, sıcak para ekonomisinin sancılı da olsa bitmesini istiyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da ekonomide düşük faizi tercih ederek cari açığı düşürmek, böylece istihdamın, üretimin, yatırımın artacağını ve uzun vade de bu politikanın başarılı olacağını öngörmektedir.Bugüne kadar düşük kur ile yüksek faizin yatırım ortamı sağlamadığını hep birlikte gördük. Ayrıca 2013'ten beri düşük faiz politikasını savunan hükümetin, o dönem piyasalar da güçlü bir itirazla karşılaştığında geri adım atarak beklemişti. Ama bu sefer Cumhurbaşkanımızın bu yeni ekonomi politikasını uygulamada kararlı duruşu Türkiye'de ekonomiyi yeniden yazacak tarihi bir karar alınmasını sağlamıştır. Destekliyorum! Dövizle işi olmadığı halde döviz ile ticaret yapanların işleri bu dönemde pek tabii zora girmiştir. Bunun haricinde, piyasadaki son durum ihracatçıya kısa vadeli fiyatlamalarda sıkıntı verse de, ileriki zamanlarda ihracat rekorlarıyla karşılaşacağımız bir dönemin habercisidir.Dövizle yurtdışına satan, dövizle tedariklerini alan ihracatçıya düşük faizli kredi imkanı sağlanan bu yeni ekonomi anlayışı, birçok cazip yatırım olanakları sağlayacaktır.Böylece ülkenin istikrarlı bir şekilde kalkınması ve dış ticaret dengesi olumlu yönde artması sağlanmış olacak cari açık kapanacaktır.Açıklanan 3.çeyrek büyüme rakamları da Türkiye ekonomisinin %7,4 büyüme göstererek artık eskisi gibi kırılgan bir ekonomi olmadığının da ispatıdır.Ülke olarak elbirliği ile hedeflenen politikayı benimsemek, bu ekonomi politikasının ülkemizin yeni bir kalkınma hamlesine dönüşmesini sağlamak, başta ihracatçı olmak üzere tüm vatandaşlarımızın görevi olmalıdır.Bir toplumun özgürlüğü, başta ekonomik bağımsızlığından geçer.Her şey yarınları ferah ve güçlü bir Türkiye için ..."
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Ekonomi, 2021.12.03 15:37