AKKÖK Holding İcra Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü, Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması, istihdam yaratıp büyümesi için yatırıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Dördüncü, "Yatırım yüksek teknolojiye dayalı olmalı. Türkiye'nin bu anlamdaki potansiyeline çok inanıyorum, biz sınıfta kalan öğrenci olmayacağız" dedi.
Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde 'Üretimin Geleceği' oturumunda konuşmacı olan Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü konuşmasının ardından soruları yanıtladı. Dördüncü, "Zirveye en başından beri gelmeye başlayanlardanım, her sene buranın daha çok geliştiğini, katılımının ve içeriğinin daha zengin olduğunu gördüm. Son iki senedir de uluslararası katılımcıların yoğun olarak katıldığını gözlemledim" diye konuştu.
"YATIRIM YAPMAYA İHTİYACIMIZ VAR"
Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması, istihdam yaratıp, büyümesi için yatırıma çok ihtiyacı olduğunu vurgulayan Dördüncü, şunları söyledi:
"Bizim 10 bin dolar tuzağından kurtulup kişi başına düşen milli gelirin 20 bin dolara gidebilmesi için yatırım yapmaya ihtiyacımız var. Ama artık yatırımın tarzı çok değişti. Artık yatırım yüksek teknolojilere dayalı olmalı. Katma değeri en çok olan alanlarda yatırım yapmalıyız. Yani değer zincirinin en başından alıp, en sonuna kadar götürmek olmalı. Örneğin dağdan çıkardığımız madeni dışarıya satıp daha sonra orada işlenen madeni geriye almamalıyız. O maden orada çıkıp sonuna kadar işleyip öyle satmak lazım. Yatırımlarımızın artık böyle bir kalitede olması lazım."
"TÜRKİYE TEKNOLOJİDE SINIFTA KALMAYACAK"
Yatırımların yüksek kalitede olması için yetişmiş insan profilinin bu tür teknolojilere adapte olabilecek, teknolojileri geliştirecek olması gerektiğine dikkat çeken Dördüncü, "Bu bir bütün, bunun içinde eğitim var, seçici olmak var ama bugünün dünyası bu, bunu yapacaksınız. Yani endüstri 4.0'a takılacaksınız bu treni kaçırmayacaksınız. Ben Türkiye'nin bu anlamdaki potansiyeline çok inanıyorum, böyle olmaz. Çok ciddi potansiyel var, akıllı bir şekilde kullanacağız. Biz sınıfta kalan öğrenci olmayacağız" şeklinde konuştu.
"HEDEFİMİZ 3 MİLYAR DOLAR"
Kimyanın çok önemli bir gelişme alanı olduğunu belirten Dördüncü, şöyle devam etti:
"Çünkü gelişme alanı çok. Kimya sektörü birçok diğer sektörün girdisini hazırlayan bir sektör dolayısıyla lokomotif bir sektör. Arkasından büyük bir kitleyi çekiyor. Türkiye'nin cari açığına bakacak olursak ki en büyük sorunlardan, kırılgan noktalarından birisi en önemli kalemlerinden birisi de kimyadır. Akkök Grubu olarak biz de kimya sektöründe geçmişten gelen bilgi birikimimiz, tecrübemiz var. Onun üzerine inşa edip derinleşip yüksek teknolojiye dayanan işte karbon elyaf gibi, suların filitrasyonunda tekrar yeniden yapılanmasında kullanılması gibi gerek organik gerekse inorganik yatırımlarla oralarda büyüyoruz. Hedefimiz birkaç sene içerisinde 3 milyar dolar civarında sadece kimya sektörüne getiriliyor olabilmek."
TORUNLAR GYO BAŞKANI AZİZ TORUN: SEKTÖR SAT-YAP MODELİNDEN ÇIKMALI
Torunlar GYO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Aziz Torun, "Sektörün sat-yap modelinden çıkıp daha uzun vadeli finansman imkanlarıyla projeler geliştirmesi lazım. Sektörün kurumsallaşması ve sermaye piyasasına girmesi gerekiyor. Dolayısıyla yeni enstrümanlar geliştirerek, belki ortaklıklar oluşturarak, yeni gayrimenkul sertifikalarıyla gayrimenkul sektörüne uzun vadeli finansman imkanları bulmak gerekiyor." dedi.
Torun, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü'nün yönettiği "Gayrimenkulün Geleceği" konulu oturumda yaptığı konuşmada, gayrimenkul sektörünün sadece konut ve ofis değil, geniş yelpazede ele alınması gerektiğini söyledi.
Gayrimenkul sektörünün Türkiye için önemli olduğunu belirten Torun, şöyle devam etti:
"Gayrimenkul sektörü 200'e varan yan sektör ve 2 milyonu aşkın istihdam sağlıyor. Dolayısıyla sektörün bu anlamda kurumsallaşması gerekiyor. Yani sadece satıp, yapan bir sektör değil uzun vadeli yatırımların yapıldığı bir sektör olması gerekiyor ki o zaman daha kıymetli, değerli eserler ortaya çıkabilsin. Çünkü sadece bireysel yatırımcının aldığı bir ürün yaparsak o zaman çok sınırlı oluyor. Belki çok prestij yaptığımız binaları bir anlamda parçalayarak, küçük birimlere dönüştürüp satarak onun kıymetini düşürmüş oluyoruz. Onun için bankacılar bol ve uygun kredi imkanları tanımış olacak. Biz de bunlarla daha kalıcı, sürdürülebilir, başarılı eserler meydana getireceğiz. Sektörün sat-yap modelinden çıkıp daha uzun vadeli finansman imkanlarıyla projeler geliştirmesi lazım. Sektörün kurumsallaşması ve sermaye piyasasına girmesi gerekiyor. Dolayısıyla yeni enstrümanlar geliştirerek, belki ortaklıklar oluşturarak, yeni gayrimenkul sertifikalarıyla gayrimenkul sektörüne uzun vadeli finansman imkanları bulmak gerekiyor."
Torun, proje geliştirme ve yapım aşamasının uzun zaman aldığını dile getirerek, "Bu kadar uzun vadeli bir proje geliştirdikten sonra biz bunun satışının ya da kiralanmasının kısa zamanda gerçekleşmesini bekliyoruz. Çünkü finansman sıkıntımız var, sektörün zayıf karnı finansman modelleri. Satarak yapmak üzere birçok projelerle yola çıkıyoruz. Bir alışveriş merkezi ve otellerde bu kadar olmasa da konut ve ofislerde ağırlık böyle. Bundan sonraki en büyük tehdit de finansman maliyetlerinin yüksek olması." ifadelerini kullandı.
- "Kentsel dönüşüm yapılmak zorunda"
DKY İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dumankaya da gayrimenkulün Türkiye ekonomisinde lokomotif bir sektör olduğunu söyledi.
Geçen yıl 1 milyon 400 binden fazla konut satıldığına işaret eden Dumankaya, "Bunun yarıdan fazlası birinci el konutlar olarak gerçekleşti. Bankalardaki faiz oranları yükselmesine rağmen 2017 rekor yılı oldu ama her yıl bizden rekor beklemek haksızlık olur. Her yıl sektör rekor kıramaz." diye konuştu.
Bu yılın ocak ve şubat aylarında yüzde 3-5 seviyelerinde bir düşüşün olduğunu ifade eden Dumankaya, şunları kaydetti:
"Sektörün ihtiyacı hesaplandığı zaman TÜİK verilerine göre söylüyorum 600 bin kişi her yıl evleniyor. 125 bin kişi her yıl boşanıyor. Bunlar tabi ayrı evlere çıkıyor. 125 bin kişi de yurt dışından Türkiye'ye dönüş yapıyor. Toplam ihtiyaç 800 bin. Bizim karşılayabildiğimiz 600-650 bin. Her yıl 200 bine yakın açık var. 5 yıllık kalkınma planında devletimiz 4 milyon hedef koymuş, gerçekleşen 3 milyon. 1 milyon insana biz konut üretememişiz. Aslında bu bantta bizim maalesef finansman üretme adına A ve B gruplarına hitap etmemizden dolayı C ve D'ye yani orta ve alt gelir grubuna hitap edemiyoruz. Bizim buna çözüm üretmemiz gerekiyor. Katma değer üretecek farklı şeyler üretmemiz lazım. Bunlardan biri 'konut kredisi faizlerinin gelir vergisinden mahsubu' şeklinde gerçekten ihtiyacı olan bir kesime o imkanı tanımak ve hareketi sağlamak. O bir milyon insana biz bu konutu üretip verebilirsek bu anlamda çok daha hayırlı bereketli bir iş yapmış oluruz. Onların da kiradan kurtulmasını sağlayacak formüller üretmemiz lazım. Sadece bankalardan beklemekten ziyade farklı modeller geliştirmek gerekiyor."
Dumankaya, kentsel dönüşüme ilişkin olarak da şunları söyledi:
"Kentsel dönüşüm yapılmak zorunda. 20 milyon konutumuz var, 7 milyonunu değiştireceğiz. Son üç yılda 100'er bin gibi bir performans sergilemişiz. Çevre ve Şehircilik Bakanımız da 500 bine çıkarmak gibi bir hedeften bahsediyor. Yani 15 yılda anca toparlanacak bir süreç. Gayrimenkulün geleceğinde kentsel dönüşüm olmazsa olmaz. İstanbul gibi bir değer var elimizde, bu değeri dönüştürürken de alelade dönüştüremeyiz. Sadece apartman yıkıp apartman yaparak kentsel dönüşüm yapmamalıyız. Kentimize ihanet ediyoruz. Çünkü aynı yol, aynı meydan, aynı park ama yoğunluk artıyor. Bizim kentsel dönüşüme bir master plan çerçevesinde, çok daha makro ölçekte bakmamız lazım."
GYODER BAŞKANI YETGİN KONUŞTU
Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Feyzullah Yetgin, "Önümüzde Kanal İstanbul gibi bir proje var. Bu önemli projeyi, GYO'lar, büyük geliştiriciler, büyük bir konsorsiyumla belki de birlikte geliştirebiliriz." dedi.
Yetkin, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde, Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü'nün moderatörlüğünü yaptığı "Gayrimenkulün Geleceği" konulu oturumda, GYODER olarak 17 Nisan'da bir zirve gerçekleştireceklerini, burada "Gayrimenkul 4.0"ı tartışacaklarını söyledi.
Çok önemli bir sektörü temsil ettiklerini dile getiren Yetgin, "Gayrimenkul sektörü, 200'ün üzerinde alt sektörü büyüten bir sektör. İstihdam yoğun ve kalifikasyon olarak düşük seviyedeki, eğitimsiz çalışanlardan büyük ölçüde oluşan bir sektör." diye konuştu.
Sektörde potansiyelin yüksek olmasına karşın yabancı yatırımcıların bazı nedenlerden dolayı Türkiye'ye gelmediklerini belirten Yetgin, "Çok güzel projeler yapıyoruz. Yatırımcılar neticede yatırım kokusunu alıyor, getiriyi takip ediyor. Dünyadaki getiri oranları çerçevesinde baktığımızda Türkiye'deki potansiyel çok yüksek ama niçin gelmiyorlar? Bizde müktesep hak yok. Müktesep hak nedir? Ruhsatını aldığınız projeye başlıyorsunuz, hatta bitiriyorsunuz, iskan aşamasında 'İskanınızı alamazsınız.' denilebiliyor. Bunu şu an yaşayan yabancı yatırımcılar var. Sektör olarak artık ruhsatın en azından müktesep hak (kazanılmış hak) olduğu bir seviyeye gelmemiz gerekiyor. Fizibilite yapıp da Türkiye'ye giriş yaptıktan sonra her türlü sürprizle maalesef karşılaşabiliyorlar." ifadesini kullandı.
Geçen sene yabancı yatırımcıya verilen ve 30 Eylül'de sona eren teşviklere değinen Yetgin, şöyle devam etti:
"Orada rakamsal olarak bazı taleplerimiz var. 1 milyon dolarlık rakamın yüksek olduğunu düşünüyoruz. KDV, tapu harçlarında indirimler yapıldı, ciddi bir hareketlilik yarattı. Biz önümüzdeki dönemlerde de bunun devam etmesini istiyoruz. Niçin? Bu lokomotif sektörün istihdamla birlikte Türkiye'nin 2023, 2071 hedefleri çerçevesinde üstüne düşen çok önemli roller var. Şu an devam eden mega projeleri göz önüne alacak olursak, gerçekten onlarca yıl bitmeyen küçük ölçekli projelerden şimdi ne kadar erken bitirilebilir hesabının yapıldığı noktaya geldik. Önümüzde Kanal İstanbul gibi bir proje var. Bu önemli projeyi GYO'lar, büyük geliştiriciler, büyük bir konsorsiyumla belki de birlikte geliştirebiliriz. İstanbul Uluslararası Finans Merkezi gibi çok önemli iki bacağı olan bir projemiz var. Belki A sınıfı ofis arzı anlamında düşünülebilir ama çok daha önemli boyutu finansal anlamda Türkiye'ye neler getireceği."
Yetgin, Türkiye'de bir deprem gerçeğinin bulunduğunu ve bu çerçevede 7,5 milyon konutun bir an önce dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
- Mütekabiliyet Yasası
Yabancı uyruklulara mülk satışıyla ilgili olarak çıkarılan Mütekabiliyet Yasası'nın bir mihenk taşı olduğunu dile getiren Yetgin, şunları kaydetti:
"Ondan sonra ikametgah müsadesi verilmesini tartıştık, o da verildi. Rakam konusunda bir beklentimiz var. 1 milyon dolar potansiyelin önemli bir kısmını kapsamadığı için belki 300 bin dolarlar mertebesine inmesi daha uygun diye düşünüyoruz. Tapuda yapılan işlemlerin biraz daha hızlanması gerekiyor. Yabancıya satış yapılan bu işlemlerin sıradan bir yabancının işlem yapması gibi değil de süratli olması gerekiyor. Mesela mültecilerle falan aynı ortamda işlem yapılan süreçlerden bahsediyor bizim mensuplarımız. Sıkıntılı bir nokta. Yabancı yatırımcı, konut alıcısı geçen yıl 5 milyar dolara yakın bir alım yapmış. Ciddi bir ihracat. Aslında biz sektör olarak bu konuda biraz ihracat mantığıyla bazı teşvikler bekliyoruz."
- "Türkiye birkaç büyük şehirden müteşekkil değil"
Yetgin, GYODER olarak Anadolu'yu da ihmal etmediklerini, buralarda da çeşitli etkinlikler düzenlediklerini anlattı.
Türkiye'nin birkaç büyük şehirden müteşekkil olmadığına işaret eden Yetgin, "Oralarda da çok önemli potansiyeller var. Büyükşehirlerdeki gelişmeleri örnek alan, hatta bazı noktalarda ileri götüren vizyonların olduğunu da görüyoruz. Anadolu şehirlerinde de büyük potansiyeller var. Anadolu'da ihtiyaç fazla. Her sektörde milli bir yaklaşımla kendimiz üretim düzeyine geçtiğimiz için bu anlamda önümüzdeki 20-30 yıl içinde kentsel dönüşümü bitirip daha stabilize olmuş bir ortamda artık başka şeyleri daha fazla konuşuyor hale gelmemiz gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2018.03.24 10:11