Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş Bakanlar Kurulu sonrası konuştu.
Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, CHP'nin Adalet yürüyüşüne provakasyon uyarısına ilişkin, "Provakasyona zemin oluşturmasınlar" dedi.
Kurtulmuş'un konuşmasından satır başları şöyle:
Terör örgütünün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun imarına karşı olduklarını, bölge insanının insanlık onuru ile yaşayabilecek bir ortamın oluşturulmasına da karşı olduklarını gösteren bir saldırıdır. Terör örgütleri başından itibaren, korku ile oy almanın peşinde olmuştur. Bu hain saldırı da meşru siyasetin zeminini yok etmek için yapılmış saldırlardır. Bölgede insan onuruna, Türkiye'nin istiklal ve istikbaline karşı yapılmış açık bir saldırı olarak görüyoruz. Bu saldırıyı gerçekleştirenleri, arkasındaki güçleri açıkça lanetliyoruz. Kazanan milletimiz olacaktır. Türkiye'ye, aziz millete diz çöktürürüz zannedebilirler. Asla Türkiye diz çökmeyecek. Terör örgütleri diz çökecektir.
KIBRIS MÜZAKERLERİ
Bakanlar Kurulu'nda çeşitli konular ele alındı. Biri de Kıbrıs müzakereleri. Biz, adil, kalıcı çözümden yanayız. Adil olmayan, kapsamlı bir şekilde ada halkını içermeyen barışın kurulamayacağını ifade ettik. İsviçre'de görüşmeler zaman zaman tıkanıyor, ancak müzakereler olumlu bir şekilde cereyan ediyor. Biz bu konuda güvenlik ve garantiler meselesinde diğer meseleler çözülmeden, Türkiye güvenlik ve garantiler konusunda geri adım atmayacaktır. Harita ve toprak meselesi ise, bu yaklaşım çerçevesinde ele alınabilir. Zaman zaman Rum tarafının yaymak istediği dolaşım özgürlükleri konusunda da Türkiye'nin olumlu yaklaşım içinde olduğunu gündeme getirdiğini anlatmak isterim. Türkiye, masada olumlu şekilde yaklaşımını sürdürüyor. Ümit ederiz de sonuç alınabilir.
'BAKANLAR, 180 GÜNLÜK EYLEM PLANINI VERDİLER'
Hükümetimizin 180 günlük eylem planı ile ilgili, bakanlıkların planlarınının genel çerçevesi ifade etmiştir. Bakanlar, 180 günlük eylem planını verdiler, hükümetin toplam bir eylem planı ortaya çıkacaktır.
(CHP'nin yürüyüşü) Konsepti itibariyle İstanbul'a yaklaşırken provokasyona zemin oluşturmasınlar. Gönlümüz arzu ederdi ki bu yürüyüş FETÖ'ye, demokrasi düşmanlarına, eli kanlı terör örgütlerine karşı bir yürüyüş olsaydı. Ne yazık ki zamanlaması itibariyle birtakım terör örgütlerinin sahip çıkmasına müsait zemin oluşturması dolayısıyla da dikkatle izlenmesi gereken bir yürüyüştür. CHP'li yöneticilerin özellikle hassas davranmalarını istirham ediyoruz. Biz, devlet olarak, Türkiye'nin iç işleri, güvenlikle ilgili birimleri olarak, başından itibaren yürüyüşte herhangi bir provokasyonun olmaması için gayret sarf ediyoruz. CHP'liler de bu gayreti sarf etsinler. Terör örgütlerinin yer bulmamasını sağlamak CHP'nin boynunun borcudur. Bu kortejin içine FETÖ'nün kriptolarının sızmamasını sağlamak CHP'nin vazifesidir."
(Katar ile bazı Arap ülkeleri arasındaki kriz) Eğer bu kriz derinleştirilirse, bu krizin faturası da sadece bir tek ülkeye olmaz, bütün bölge ülkelerine olur. Bölgeyle ilgilenen bütün ülkelerin de derinleşen bir krizden şu ya da bu şekilde etkilendiği durum söz konusu olur. Üssü, Katar krizinin içinde bir konu olarak görmek yanlıştır. Türkiye'nin Katar'daki üssü başka bir konu, Katar-Suudi Arabistan arasındaki tartışma ve gerilim başka bir konudur.
Türkiye'nin Katar'daki üssü sadece Katar'ın güvenliğiyle ilgili değil, bölgenin güvenliğiyle ilgili bir meseledir. Bölgesel güvenliğin bir parçası olarak Türkiye'nin Katar'da üssü vardır. Türkiye'nin oradaki askeri varlığı da devam edecektir. Dolayısıyla, Türkiye'nin askeri varlığını, Suudi Arabistan-Katar arasındaki siyasi krizle ilişkilendirmek, son derece yanlış sonuçlar doğurur."
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2017.07.03 15:49