Tansiyonu düşürmek için avuç avuç sarımsak yemek çok tehlikeli olabilir. Yüksek dozda alındığında zehirlenme riski ortaya çıkabilir. Yeşil çay ise metabolizmayı oldukça hızlandırır. Bu çayın fazla tüketimi hipertansiyonu tetikleyebilir
Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bahadır Dağdeviren, tansiyonla ilgili soruları yanıtladı:
Kimler tansiyon hastası olarak tanımlanır?
Dünya Sağlık Örgütü'nün limitlerine göre büyük 135 mmHg (milimetreciva), küçük 85 mmHg üzeri hipertansiyon olarak adlandırılır. Ancak, bu veriler ortalama verilerdir. Bir kişiye yüksek tansiyon teşhisi koymamız için tansiyonunu düzenli olarak takip etmemiz gerekir. Evde, ofiste, trafikte, ayakta, yatakta tansiyonunun ölçülmesi gerekir. Bunu kan basıncı monitörizasyon sistemleri ile ölçebiliriz. Bu ölçümün sonucuna göre karar veririz.
Bu ölçümleme yeterli midir?
Bu verilerle birlikte hastanın tansiyonu normal seviyede olsa da hastanın kalbine, gözüne, böbreklerine beynine bakıyoruz. Eğer bu organlarda bir bozulma varsa bu kişi de hipertansiyon yani yüksek tansiyon hastasıdır. Bu kişilerde hemen ilaç tedavisine başlıyoruz.
Organ hasarı yoksa nasıl bir tedavi öneriyorsunuz?
Eğer bu hedef organlarda bir zarar yoksa ancak kişi yüksek tansiyonlusu ise Dünya Sağlık Örgütü bu hastalara ilk 6 ay ilaç verilmesini tavsiye etmiyor. Bu kişilere düzenli egzersiz yaptırıyoruz, tuz tüketimini azaltıyoruz, tansiyonu yükselten birtakım uyarıcılardan (alkol, sigara) uzak tutuyoruz. Yani onlara hayat tarzı değişimi öneriyoruz. Ancak en önemlisi kilo verdiriyoruz. Verilen her 5 kilo ilaçtan bağımsız olarak büyük tansiyonu 10 mmHg, küçük tansiyonu 5 mmHg aşağıya çekiyor.
ÖNCE HAYAT TARZI SONRA İLAÇ
Genç yaştaki yüksek tansiyon hastalarında ilaç tedavisi uygulanır mı?
20'li yaşlarda yüksek tansiyon hastalığına yakalanan bir kişinin ortalama ömrü 70 olarak aldığımızda yaklaşık 50 yıl ilaç kullanması zordur. Yüksek tansiyon nezle, grip gibi ilacını bir süre aldıktan sonra iyileşecek bir hastalık değildir. Dolayısı ile örneğin bir kişiye siz 3 ay boyunca tansiyon ilacı verdiniz ve sonra ilacı kestiniz. İlaç kullanımı bittikten sonra tansiyon problemi çözülmemiş ise bunun bir faydası olmaz.
Bu durumda hastalara ne öneriyorsunuz?
Hipertansiyon kronik bir süreçtir. Bu sürecin üç sac ayağı vardır: Birincisini hayat tarzı değişikliği (spor, beslenme, tuz tüketimi vb.) olarak adlandırabiliriz. İkinci ayak hastanın eğitimidir; hastalığı hakkında tüm bilgilerin hastaya verilmesi gerekir.
Örneğin 3-4 tane tansiyon ilacı kullanan bir hastanın tansiyonunda bir normalleşme olmuyor. Biraz araştırma yaptığınızda, bakıyorsunuz hasta kilo vermek için soda içiyor. Sodadaki tuz miktarının ne kadar yoğun olduğunu bilmiyor ve bu tuz tüketimi tansiyonun normal seyre inmesini engelliyor. Bu nedenle her geldiğinde hastanın uzun uzun bilgilendirilmesi gerekiyor. Üçüncü ayağı da ilaçlar oluşturur. İlaç kullanımı tedavinin yüzde 30'una tekabül eder. Yeme-içme alışkanlıklarınız, hayat tarzınız yüzde 70 etkilidir.
Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri nelerdir?
Hepsinin farklı yan etkisi var. Bir grup ilaç kuru öksürük, boğazda gıcık, bir diğer grup ilaç elde, yüzde kızarma, ayak bileklerinde ödem yapabiliyor. Toplamda 6-7 gruptan oluşan 100'ün üstünde tansiyon ilacı bulunmaktadır. Bu ilaçların hiçbirinin yan etkileri geri dönüşümsüz değildir. Bu yan etkilerin hiçbir hayati tehlike yaratmamaktadır. Ayrıca mutlaka her hastaya uygun bir ilaç seçeneği vardır.
SİNİRLER ISITILARAK TANSİYON DÜŞÜRÜLÜYOR
" Son zamanlarda böbrek ile beyin arasındaki sinirsel bağlantıyı kesen cerrahi bir tedavi yöntemi uygulanmaya başlandı. Günde 3-4 tane tansiyon ilacı kullandığı halde hipertansiyonu kontrol altına alınamayan hastalar için "RF Ablasyon" yani Radyo Frekans Ablasyon yöntemi dediğimiz bu yeni tedaviyle; hem hastaların aldığı ilaç sayısını düşürüyoruz, hem tansiyonlarını dengeliyoruz ve böylece yaşam kalitelerini artırıyoruz.
Bu uygulamaya, böbrek atardamarı sinirsizleştirmesi adını veriyoruz. Bu sinirleri dondurarak ya da ısıtarak-yakarak sinir iletisini engelliyoruz. Hastaya en az ağrı veren yöntem ise ısıtarak engellemektir. Tıpkı mikro-dalganın ısıtma prensibine uygun olarak "RF Ablasyon" yani Radyo Frekans Ablasyon yöntemi uygulayarak ısı ile sinirleri tahrip ediyoruz. Beyin ve böbrek arasındaki sinir iletisini keserek tansiyonu düşürüyoruz.
STRESLİ ÇALIŞANLARA MODERN MEDİTASYON
" Hipertansiyon hastalarımın bir kısmına 'modern meditasyon' adını verdiğim bir yöntemi öneriyorum. Bu hastalarım, özellikle stresli işlerde çalışan hastalar. Bu yöntemde, solunumu yavaşlatmaya yardımcı olan bir cihazla, dakikadaki solunum sayısını 10-15 dakikalığına 8-10'a düşürüyorlar. İşyerinde çok strese girdikleri ve tansiyonları yükseldiği bir zamanda 10-15 dakika ayırmaları yeterli oluyor. Bu yöntemde, solunum sayısı 8-10'a düşürek, vücuttaki stres hormonunu azalıyor ve böylece tansiyon normale düşüyor.
TURŞUDAN UZAK DURUN
" Bazen kişiler metabolizmayı hızlandırmak için yeşil çay ya da ekinezya gibi bitki çayları içiyor. Oysa bu çaylar metabolizmayı hızlandırırken nabzı ve tansiyonu da yükseltebiliyor. Bu çayların fazla çok tüketimi de hipertansiyona sebep olabiliyor.
" Kronik ağrı kesici kullanımı, kronik kortizon kullanımı da yüksek tansiyona yol açabiliyor.
" Turşu, şalgam, alkol, sodadan uzak durulmalı.
" Her yeşil masum değildir! Örneğin roka tuz oranı yüksek bir bitkidir ve çok tüketildiğinde tansiyonu çıkartabilir. Bu nedenle bu tür sebzeleri fazlaca yiyenlere mutlaka yanlarında maydanoz, lahana, limon gibi idrar söktürücü besinleri tüketmelerini tavsiye ediyorum.
" Sarımsağın etkisi sanıldığının aksine çok fazla değildir. Tansiyonu düşürüyor diye avuç avuç tüketilmesine gerek yok. Tarihte bunu araştırdığınızda dezenfektan olarak kullanmışlar. Yani mikrop öldürücüdür. Bir çeşit zehirdir. Yüksek dozda alındığında zehirlenme riski vardır. Örneğin; geçmişte insanlar ayak derisinden emilen sarımsak zehir etkisi göstermesin diye sarımsağı ayaklarıyla bile ezmemişler. Bunun için sarımsağın fazla tüketimini önermiyorum. Günde sadece bir diş o da pişirilerek alınabilir!
HAYATINIZA 'TUZ' EKMEYİN!
" Türkiye'nin günlük tuz tüketimi oranı 18 gr, ideal olan ise 5 gr'dır. Bir ekmekte bile 9 gr tuz bulunuyor, Sağlık Bakanlığı bu oranı düşürmeye çalışıyor. 3 dilim ekmek yediğimiz zaman ya da 3 tane zeytin yediğimiz zaman, bir tane maden suyu içtiğimiz zaman bile günlük tuz ihtiyacımızı karşılıyoruz. Bunun üstüne bir de yemeklere sofra tuzu kattığınızda 18 gr'ın bile üstüne çıkabiliyor. Bu 18-20 yaşlarında bir sorun ortaya çıkarmaz belki ama ileri yaşlarda ciddi sağlık problemlerine sebebiyet verir. Eğer hipertansiyon hastası olmak istemiyorsanız mutlaka tuzdan uzak durun!
" Fast-food ürünlerde çok miktarda tuz vardır. Ama bildiğimiz sofra tuzu yani sodyum değil, sodyum bikarbonat vardır. Bu içerik fast-food yiyeceklerin ömrünü uzatır. Bildiğimiz tuzdan farklıdır, tuz tadı gelmez ancak sodyum yükü nedeni ile tuzdan daha zararlıdır. Bu nedenle fast food tüketirken iyi düşünün!
KOLDAN ÖLÇEN TANSİYON ALETİ TERCİH EDİLMELİ
" Tansiyon ölçümü için günümüzde elektronik cihazlar var; bunların bir kısmı bilekten bir kısmı koldan ölçüm yapabiliyor. Analog sistemler var, bir de civalı olanlar var. Çevresel faktörlerden dolayı civalı aletler kaldırıldı. Evlerde civalı alet önerilmiyor. Ben koldan ölçen elektronik aletleri öneriyorum. 3 ayda bir bu cihazları doktorunuzun cihazı ile karşılaştırmak gerekir. Bazen sağ kol ile sol arasında ölçümlerde de fark görülebilir. Bunun için her iki koldan da ölçüm yapılabilir. Gün içinde tansiyon her zaman ölçülebilir. Günde birkaç defa da ölçüm yapılabilir.
BUGÜN GAZETESİ
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Sağlık, 2013.05.06 23:28