Irak'ta IŞİD'le mücadelenin en önemli unsurlarından olan milis gücü Haşd eş-Şaabi, son olarak Erdoğan karşıtı açıklamalarıyla gündem oldu. Batıda ve Körfez'de sevilmeyen ve "Şii milis gücü" olarak nitelendirilen Haşd'ın olmadığı bir Musul operasyonu ise olası görünmüyor.
Irak'ta Musul operasyonu günden güne yaklaşırken, operasyona kimlerin katılacağı, IŞİD çıkartıldıktan sonra Musul'un nasıl ve kimler tarafından yönetileceği hâlâ bir muamma.
Bu tartışmalarda adı sıkça geçen bir grup da, Halk Seferberlik Kuvvetleri (Haşd eş-Şaabi) olarak bilinen milis gücü.
HAŞD'IN TARİHİ
Bir çatı örgütü olan Haşd eş-Şaabi'nin kuruluşu, IŞİD'in Irak şehirlerini, özellikle de Musul'u düşürmesinden hemen sonrasına rastlıyor.
Batı ve Körfez Arap medyasında sıklıkla "Şii milisler" olarak adlandırılan Haşd'ın bu ismi kazanmasında, en azından başlangıcı için, bir miktar gerçeklik var: Haşd eş-Şaabi'nin kuruluşu, Musul'un düşüşünden hemen sonra, 13 Haziran 2014'te "Şii merci" Ali Sistani'nin cihat fetvasına denk düşüyor.
Fetva, Irak kentlerini, esas olarak da Bağdat'ın savunulması için çağrı yapıyor ve IŞİD'e karşı bir karşı-saldırı öngörüyordu.
Haşd eş-Şaabi de, dağınık hâldeki milis gruplarını tek bir çatı altında, İçişleri Bakanlığı'na bağlı hâlde birleştirmeyi hedefliyordu. Başlarda genellikle İran destekli Şii gruplar bulunsa da, Sünni aşiret milisleri de IŞİD'e karşı savaşta Haşd eş-Şaabi'ye katılmaya başladı.
Örgütün toparlanması ve eğitilmesinde İran'ın, esas olarak da Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin büyük rolü olduğu da "herkesin bildiği bir sır."
Haşd eş-Şaabi, zaman içerisinde Irak toplumunun farklı kesimlerinden de güç toplamaya başladı. Örgütün Türkmen, Hıristiyan ve Ezidi birlikleri de bulunuyor.
HAŞD'I OLUŞTURAN GRUPLAR
Haşd eş-Şaabi'nin kesin milis sayısı bilinmiyor. Çok sayıda gruptan müteşekkil örgüte bağlı silahlı kişilerin sayısı hakkında çok farklı tahminler var.
Örgütü oluşturan ana grupların bazılarıysa, Irak işgali sırasında ABD'ye karşı savaşanlar arasında: Önemli Şii lider Mukteda el-Sadr'ın Mehdi Ordusu (yeni adıyla Saraya es-Selam), Ketaib Hizbullah, Ketaib Seyyid eş-Şuheda, Ketaib İmam Ali, Asaib el-Hak, Bedr Örgütü. Bu gruplardan Ketaib Hizbullah ve Asaib el-Hak Suriye'de, Beşar Esad saflarında da savaşıyor.
Irak hükümeti, Haşd'ın askeri kanunlara bağlı olacağını ve içerisinde "siyaset yapmanın" yasak olduğunu söylese de, grupların kendilerini yakın hissettikleri dini, ulusal ve bölgesel kuvvetler olduğu bir sır değil.
Haşd'ın liderliğini ise çeşitli isimler oluşturuyor: Ketaib Hizbullah lideri Cemal Cafer Muhammed (Ebu Mehdi el-Mühendis olarak da biliniyor), Asaib el-Hak lideri Kais el-Hazali, Bedr lideri Hadi el-Emiri.
ÖRGÜTE YÖNELİK 'MEZHEPÇİLİK' SUÇLAMASI
ABD ve Suudi Arabistan kaynaklı yayınlarda, Haşd eş-Şaabi'ye yönelik "mezhepçilik" suçlaması yapılıyor.
Haşd'ın bu tip olaylara karıştığı ise biliniyor. Özellikle Diyala bölgesinde, IŞİD kovulduktan sonra yaşananlar, Haşd'ın merkezi otoriteye ne kadar tâbi olduğu konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Diyala'da Haşd'ın Sünni camilerine saldırdığı ve sivilleri öldürdüğü iddiası, Ali Sistani'nin "uyarısı" ile birlikte daha gerçek bir hâl almıştı.
Sistani, hükümeti Diyala'da Sünni camilere yapılan saldırıların ardından IŞİD'in karşı saldırılarını engellemesi ve Sünnilerin güvenliği konusunda uyarmıştı.
Yine Haşd'ın, son Felluce operasyonunda ortadan kaybolan sivillerden sorumlu olduğuna ilişkin ciddi iddialar ortaya atılmıştı.
Haşd'a bağlı gruplar, zaman zaman Kürdistan Peşmergesi ile de savaştı. Bunun en bilinen örneği, Tuzhurmatu'da yaşanan büyük çatışmalardı.
Şİİ PARTİLER ARASI AYRILIKLAR
Öte yandan, Haşd eş-Şaabi'nin askeri kapasitesi, örgütü IŞİD'le mücadelede vazgeçilmez bir unsur kılıyor. Haşd'ın bazı örneklerde Irak ordusundan daha iyi savaştığı, IŞİD'e karşı savaşta psikolojik olarak da üstünlük sağlanmasına yol açtığı da belirtiliyor.
Ancak Nuri Maliki döneminde kurulan Haşd'ın, Şii partiler arasındaki siyasi kavgaların içinde yer aldığı düşünülüyor. Başbakan Haydar İbadi'ye karşı Asaib el-Hak'ı Maliki'nin desteklediği öne sürülürken, Ketaib Hizbullah'ın da, Humeyni'nin "velayet-i fakih" öğretisine bağlı olduğu için Irak hükümetinden çok İran yönetimine bağlı olduğu düşünülüyor. İbadi de zaman zaman Haşd'ı kendi otoritesine tâbi kılmak için denemeler yapıyor.
ABD'nin Irak'a yeniden asker göndermesi durumunda "işgalcilere karşı savaşacaklarını" söyleyen Haşd'a bağlı gruplar, özellikle ABD ve Körfez ülkeleri tarafından Musul operasyonunda istenmiyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Haşd eş-Şaabi'yi ve Haydar İbadi'yi doğrudan karşısına alarak, ABD ve "Sünni bloğu" ile aynı cephede yer alacağını duyurmuş oldu.
Öte yandan, savaş tecrübeleri ve moral durumları göz önüne alındığında, olası bir savaş hâlinde Haşd eş-Şaabi'nin, Türkiye'nin eğittiği Haşd el-Vatani grubunu kolayca yeneceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Dünya, 2016.10.12 11:13