Suriye'de 20 aydan fazla zamandır devam eden çatışmalar sırasında sınıra yakın noktalardan ateşlenen ve Türkiye topraklarına düşen havan topu mermilerinin ve füzelerin, can kayıpları ve hasara neden olması Türkiye'nin NATO çerçevesinde korunmasını gündeme getirdi.
Patriot'lar Türkiye topraklarına ilk kez gelmiyor. Daha önce de 1991 Körfez Savaşı sırasında Patriot rampaları Türkiye'ye yerleştirildi. Patriot rampalarının Türkiye'ye ikinci gelişi 2003′te Irak Savaşı sırasında oldu. O dönemde füzeler Hollanda'dan gönderildi.
ABD'li silah üreticisi Raytheon Company tarafından üretilen Patriot füzelerinin kelime anlamı "vatansever" olsa da aslında "Phased-Array TRacking and Intercept Of Target" (Aşamalı Düzen Hedef İzleme ve Önleme) ifadesinin kısaltması. Tamamen savunma amaçlı olan Patriot füze sistemleri uzunluğu 3 ila 6 metre arasında olan ve ses hızının üç ila beş katı hızla hareket eden füzeleri tespit edebiliyor, hedefliyor ve vuruyor.
Stinger ve Sidewinder füzeleri gibi Patriot'lar da güdümlü füzeler ancak daha gelişmişler. Stinger ve Sidewinder motor sıcaklığını gören kızılötesi arayıcılar üzerinden çalışıyor. Füzelerin kontrolünü elinde bulunduran bir teknisyen hedefi bulmak, tanımlamak ve düğmeye basmakla sorumlu. Patriot'lar ise radar sistemleri üzerinden çalışıyor. Sistem kara radarını kullanarak hedefleri bulup, tanımlayıp, takip ediyor. Patriot radarı 80.5 kilometreden itibaren hedefe kilitleniyor. Bu mesafede insan gözünün hedefi görmesi mümkün değil. Patriot füzeleri insan müdahalesi olmadan tamamen otomatik pilotta çalışabiliyor.
Stinger'lar omuzdan, Sidewinder'lar uçaktan, Patriot füzeleri ise karaya yerleştirilmiş bataryalardan ateşleniyor. Tipik bir füze bataryası beş parçadan oluşuyor:
*Füzeler (MIM-104)
*Füzeleri tutan, taşıyan, hedefleyen ve fırlatan fırlatıcı (M-901). Bu parça hayati öneme sahip çünkü özellikle erken dönem Patriot'lar 1 ton ağırlığındaydı
*Gelen füzeleri bulan bir radar anteni (MPQ-53 veya MPQ-56)
*Bilgisayarların ve bataryaların kontrol edildiği konsolun tutulduğu Angajman Kontrol İstasyonu (ECS) olarak bilinen bir kamyonet (MSQ-104) *Radar antenini ve ECS'i çalıştıran 150 kilowatt'lık iki jeneratör taşıyan bir enerji santral kamyonu
Bir Patriot füze bataryası 16 fırlatıcıdan oluşuyor. Füzeler fırlatıldıktan sonra fırlatıcıya yerleştirilecek yedek füzeler de dahil edildiğinde bir bataryanın kurulması kolay bir iş değil. Her fırlatıcı yaklaşık olarak bir traktör römorkörü boyutunda. Aynı zamanda operasyon personeli, teknisyenler, destek personeli, jeneratör yakıtları, bataryayı koruyacak güvenlik güçlerinin de bölgeye yerleştirilmesi gerekiyor.
Bir Patriot füzesi tek aşamalı bir katı roket. Geçmişte daha büyük ve etkisiz olan PAC-2 versiyonu kullanılan Patriot'ların 2002 yılından bu yana PAC-3 versiyonuna geçildi. PAC-3 füzelerinin boyu 5.2 metre. 900 kilogram ağırlığındaki PAC-2'lerin aksine PAC-3'lerin ağırlığı 310 kilogram civarında. PAC-3'lerin çapı da 41 santimetrelik PAC-2'lere kıyasla çok küçük: 25 santimetre. PAC-2'lerin taşıdığı savaş başlığı 90 kilogram, PAC-3'lerinki ise 73.
Türkiye'ye de yerleştirilecek PAC-3'ler gelen hedefi vuruyor ve infilak ediyor. Dolayısıyla karşıdan ateşlenen füze tamamen imha ediliyor. Bu özellik özellikle kimyasal ve biyolojik savaş başlıklarının hedeften çok uzakta ortadan kaldırılması sağlanıyor. PAC-3'şerin hedeflerini büyük bir hassasiyetle vurabilmesinin ardında ise dahili radar verici ve yön gösterici bilgisayar yatıyor. Bu gelişmiş teknoloji ürünü füzelerin her biri 2-3 milyon dolara mal oluyor.
Patriot bataryasındaki 16 fırlatıcının tamamı fiberoptik kablolar ve telsiz bağlantılarıyla tek bir ECS kamyonuna bağlanıyor. ECS kamyonu da füzelerin ateşlenmesi için fırlatıcılara komut gönderiyor. Her fırlatıcının, elektronik aksamı çalıştıracak ve füzeleri yönlendirecek kendi enerji kaynağı bulunuyor. Füze bataryalarındaki yüksek güçlü radar antenleri de birden fazla işe yarıyor:
*Gelen hedefleri tespit etmek için gökyüzünü taramak
*Potansiyel hedefleri tespit etmek
*Gelen hedefin yönünü, hızını ve istikametini belirlemek
*Hedefi belirlemek için bilgi sağlamak (İdeal koşullarda radardan gelen hedefin dost mu düşman mı olduğunu belirleyecek kadar bilgi elde edilebiliyor)
*Patriot füzeleri fırlatıldıktan sonra hedeflerini vurup vurmadıklarını takip etmek
*Hedefi aydınlatmak (Bu özellik PAC-2'lerin kullandığı Füzeyle İzleme sistemi için önemliydi)
Anten deyince akıllara genelde havalimanı kontrol kulelerindekine benzer parabol şeklinde bir döner anten gelse de Patriot sistemleri aşamalı düzen anteni kullanıyor. Antenin üzerindeki 5 bin adet aşama değiştiren parçacık sayesinde aynı anda çok sayıda, dar alanlı ve kusursuz hassasiyete sahip ışınlar göndererek gökyüzünü tarıyor. Bu ışınlar sayesinde radar 100 kadar potansiyel hedefi ve dokuz ateşlenmiş Patriot füzesini takip edebiliyor. Radar anteninin 100 kilometre menzili var.
ECS kamyonu füze bataryasının komuta merkezi. Kamyonda üç operatör için istasyonlar ve bataryayı kontrol eden bilgisayarlar bulunuyor. Radar anteni ve bataryadaki tüm fırlatıcılar ECS'e ve onun üzerinden Patriot'lara bağlanıyor. Kamyonda iki radar konsolu bulunuyor. Operatörler sistemi tamamen otomatik modda da çalıştırabiliyor kendi idareleriyle hedef seçimi de yapabiliyor. Aynı zamanda bataryanın diğer bataryalarla ya da bölgedeki komuta merkeziyle iletişim kurmasını sağlayan bir iletişim istasyonu da bulunuyor.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2012.11.24 15:18