Kerem Akça, bu hafta vizyona giren filmleri değerlendirdi
Behçet Necatigil'in öğrencileri Muzaffer Tayyip ve Rüştü Onur'un aşk, umut, yükseliş ve veremle şiirsel mücadelesini 1941 bazlı ele alan bir Yılmaz Erdoğan ürünü. "Kelebeğin Rüyası", Mahsun Kırmızıgül'ün sinemamıza soktuğu '2.35:1'de Hollywood estetiği' atılımını sonuna kadar kullanma sevdasına düşerken "Titanic"ten "Kan Dökülecek"e uzanan somut ve 'destansı' etki yaratan popüler kültür referanslarıyla da örülüyor. Bu konuda görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki'nin solgun renk skalasındaki incelikli çalışma, kurgucu Bora Gökşingöl'ün ana akım anlatıyı akıcı hale getirme adına kullandığı zeki kurgu geçişleri, Rahman Altın'ın ise sarsıcı müzik skalası büyük bir güce dönüşüyor. Böylece karşımıza 2000'lerde yükselişe geçen kaliteli popüler sinema ürünlerinden biri daha çıkıyor. Erdoğan'a da önerimiz "Kelebeğin Rüyası"nı gerçek sinema kariyerinin başlangıcı olarak görüp bundan sonra adımlarını ona göre atması. Son bir not olarak filmin, sinemamıza 'helikopter kamera'yı armağan eden yaratıcının burada da 'wirecam'i sokması ve belki de Tiryaki'nin katkısıyla tarihimizin en unutulmaz açılış sekansına imza atmasıyla da akıllarda yer edeceğini not düşelim.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Magazin, 2013.02.22 13:51