İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan, Lübnan, Suriye ve Libya son dönemde Akdeniz'in doğusunda gerçekleştirdikleri enerji merkezli faaliyetlerle tansiyonun yükselmesine neden olacak adımlar atarken Türkiye, uluslararası hukuktan doğan egemenlik haklarını korumak amacıyla önlemler alıyor. Peki, Doğu Akdeniz sorunu ne zaman başladı? Konuyla ilgili barışçıl çözüm mümkün mü? Bursa Teknik Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun Bursada Bugün'e anlattı.
GÜLNAME PAÇA / BURSADA BUGÜN
"Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarına ilişkin sorunların başlangıcı 2000'li yılların başına dayanıyor. Özellikle bu tarihlerde Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin basınında, Doğu Akdeniz'de derin petrol yatakları, doğalgaz yataklarının bulunduğuna dair yapılan haberler bölgedeki sorunların aslında ilk habercisi olmuştur" diyen Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun, "Bu tarihlerden itibaren Güney Kıbrıs Rum yönetimi 2003 yılında Mısır'la, 2007 yılında Suriye'yle ve 2010 yılında İsrail'le münhasır ekonomik bölge anlaşmaları imzalayarak, bölgede uluslararası hukuka aykırı olarak çeşitli faaliyetlerine başlamıştır. Öte yandan, özellikle 2010 tarihinde Amerikan jeoloji araştırma kurumunun yayınladığı veriler, bölgedeki güçleri yeniden harekete geçirmiştir" dedi.
"TÜRK DONANMASI GEREKEN CEVABI VERMEKTEDİR"
Ceyhun, "Özellikle Kıbrıs, Suriye, Lübnan ve Mısır bölgelerinin ortasında bulunan Leviathan havzasında 1.7 milyar varillik petrol sahası, yine aynı bölgede 3.45 trilyon metreküplük doğalgaz rezervinin olduğu söylenmektedir. Hal böyle olunca tüm stratejik güçlerin ve stratejik gözlerin bölgeye çevrilmesi gayet normal bir hale gelmiştir. Güney Kıbrıs Rum yönetiminin bu bölgedeki uluslararası hukuka aykırı davranışları, maalesef bu süreçten sonra da artarak devam etmiştir. Öncelikle Fransa, İngiltere ve ABD gibi dünyanın önde gelen petrol devlerine burada sondaj yapma faaliyetine izin vermiştir. Tabii ki buralarda sondaj yapılması demek, Türkiye'nin de kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesine giren alanlarda, uluslararası hukuka aykırı olarak faaliyette bulunulması anlamına geliyor. Tabii ki 'Türkiye bunlara karşı ne yapıyor?' sorusu gündeme geldiğinde, Türkiye buraya kendi izni olmadan sondaj faaliyetinde bulunmaya gelen gemilere Türk Deniz Donanması'yla gereken cevabı vermekte ve bölgeden hemen uzaklaştırmaktadır" şeklinde konuştu.
"TÜRKİYE HAKLARIMIZI İHLAL EDİLMEYECEK ŞEKİLDE KORUMAYA DEVAM ETMEKTEDİR"
"Libya ile imzalanan 'Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması'na ilişkin mutabakat muhtırası çok önemli olan gelişmelerden biridir. Bu muhtıra ile Libya ve Türkiye arasında yaklaşık 30 kilometre uzunluğunda münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı sınırı belirlenmiştir" sözlerinin altını çizen Dr. Gökçe Çiçek Ceyhun, "Bu noktada Türkiye'nin bölge ile ilgili girişimleri yine artarak devam etmektedir. Bunun haricinde bizim bölgeye gönderdiğimiz gemiler, özellikle petrol arama faaliyetinde ve doğalgaz arama faaliyetinde bulunan Barbaros Hayrettin Paşa gemisi, yine derin deniz sondaj faaliyetlerinde Fatih gemisi ve Yavuz gemileriyle birlikte, Türkiye buradaki haklarını savunmaya ve mavi vatanımızı kendi haklarımızı ihlal edilmeyecek şekilde korumaya devam etmektedir. Aynı zamanda bu gemilere Türk Deniz Kuvvetleri'ne ait donanmalarımız eşlik etmektedir. Sorunlu bir bölge olan Doğu Akdeniz'de son olarak, bölgesel güçlerin bir araya gelmesi ve burada barışçıl çözümlerin bulunması aslında şarttır. Barışçıl çözümlerin yolu ise tüm bölgedeki aktörlerin bir araya geleceği platform oluşturmak burada hakkaniyetli, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığı anlaşmalarının yapılmasıyla mümkündür" ifadelerine yer verdi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2020.02.17 09:12