Türk Havacılık ve Uzay Sanayi Genel Müdürü Temel Kotil, projelerde eksikliklerin bu işi yapmış insanlar olduğunu dile getirerek, "Bu işi yapmış çok insanımız yok. Bizde jet eğitim uçağı, savaş uçağı, yolcu uçağı tasarlayacak kişimiz yok. Bilgiyi ithal edelim, makineyi inşallah burada yapalım" dedi.
Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde 'üretimin geleceği' paneli gerçekleşti. Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın'ın moderatörlüğündeki programda Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Ahmet C. Dördüncü BASF Türkiye CEO'su Buğra Kavuncu, Betek Boya Genel Müdürü Tayfun Küçükoğlu, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi Genel Müdürü Temel Kotil ve SOCCAR Türkiye CEO'su Zaur Gahramanov açıklamalarda bulundu. Dünyada öncü olunması gerektiğini ifade eden Kotil, "Bizler özgül ürünler yapıyoruz. Teknolojik olarak ulaşabilecek en son seviye. Türkiye'mizde kendi otomobilimizi yapamadık. Kendi uçağımızı da yapamadık. Bunun üstüne, yüksek teknolojiye çıkmak için dünyada bu işi en iyi bilen kim varsa bulup getirmemiz gerekiyor. Biz yabancılarla çalışıyoruz. Çok yüksek maaş vermek gerekiyor. Dünyada en büyük ilk 10 savunma şirketinde biri olmak istiyoruz. Şuanda 50'lerdeyiz. 2 milyar dolar ciromuz var. 10 milyar doları hedefliyoruz" diye konuştu.
Türkiye'nin bugüne kadar çok güzel şeyler yaptığını belirten Kotil, "İkinciler, birinciler oldu. Asıl para yüksek teknolojide. Uçan bir cisim ile uçmayan cisim arasında fiyat farkı on. Yaptığınız zaman katma değer olarak pahalı satıyorsunuz. Türkiye teknolojide oyuncu olması lazım. Oyuncu olması için ürün çıkartması lazım. Üründe Amerika ise Amerika, Almanya ise Almanya. Bunu yapmada projede sıkıntımız yok. Devletin yap diye bana verdiği projeler var. Eksiğimiz bu işi yapmış insanlar. Bu işi yapmış çok insanımız yok. Bizde jet eğitim uçağı, savaş uçağı, yolcu uçağı tasarlayacak kişimiz yok. Bilgiyi ithal edelim, makineyi inşallah burada yapalım" açıklamasında bulundu.
Yatırımlara dair konuşan Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Ahmet C. Dördüncü, "Yatırıma ihtiyaç var mı, elbette ihtiyaç var. Çünkü istihdam için, ülkenin büyümesi için, refah seviyemizi ilerletmek için yatırıma ihtiyaç var. Tabii ne tür yatırımlara ihtiyaç var derken, biraz orada daha seçici olmak gerekiyor. Sanayinin geçirdiği Türkiye'deki evrelere bakacak olursanız, bir zamanlar hiçbir şey yoktu, ne üretirseniz satabiliyordunuz. Biz bu dönemleri yaşadık. Bu evrelerin içinde ilerledikçe biraz daha kaliteye, maliyete bakar olduk bunun sebebi rekabet ortamı oluştu ülkede. Bu şekilde satmaya başladık, fakat kalite ve maliyet de artık olmazsa olmazlardan. Diğerlerinden çok fazla sizi ayırt eden bir şey değil. Rekabet ortamının getirdiği bir şey" dedi.
"Biz kendi tasarruflarımızdan yatırım yapamıyoruz, başkalarının tasarruflarını getirerek Türkiye'ye yatırım yaptırıyoruz" diyen Ahmet C.Dördüncü, "Dışarıdan tasarrufları getirirken de Türkiye'nin cari açığına geliyoruz, dışarıdan para getirince ister istemez buna sebep oluyoruz. İthalat ve ihracatımızda farklar var. İthalat rakamlarından pek bahsetmiyoruz. Türkiye'deki cari açık gayrisafi milli hasılanın yüzde 5,5-6 seviyesinde bu çok büyük bir kırılganlık arz ediyor, bugünlerde yaşıyoruz. Dolar da 4 liranın üzerine çıktı, bütün bunlarda ise en önemli unsurlardan bir tanesi cari aşık. Cari açığın Türkiye'de 2 ana unsuru var. Bir tanesi enerji. Türkiye bu anlamda maalesef fakir bir ülke, yurtdışından ithal etmek zorundayız, üzerinde çalışmamız gereken daha çok tasarruf etmemiz gereken bir nokta. 2. cari açık kimya sanayinde. 2017'de kimya sektöründe aldığımızda sattığımız arasında 25 milyar dolarlık fark var. Kimya sanayisi denilince, bizde hakikaten tahmin edilmeyecek kadar ileri seviyede fikri mülkiyet birikimi var. Dolayısıyla biraz daha üzerine varılacak olsa kimya sektöründeki bu cari açığın belirli ölçülerde azaltılması, kimya sektörüne yapılacak yatırımların çok önemi var. Kimya sektörüne girelim deyince, kimyada nereye gireceğiz. Türkiye'nin en önemli sorunlarından bir tanesi, değeri artık fazla olan ürünlere giriyor olmamız. Değer zincirinde o zincirin bütün değerlerinden faydalanıyor olmamız lazım. İlk başta yaptığınız yatırımlar en yüksek yatırımlardır, oralardaki getirileriniz görece daha azdır ama oradan çıkan ürünleri tüketiciye yaklaştırdığınız zaman değerde daha çok farklı olur. Kumaşı satmakla, gömlek ve pantolon satmak daha karlı bir iştir. Katma değeri daha çok olan ürünlere, değer zincirinin en sonuna dek gidecek ürünlere yatırım yapmalıyız diye düşünüyorum" diye konuştu.
BASF Türkiye CEO'su Buğra Kavuncu ise, üretim tesislerini değerlendirerek, "Türk sanayisi endüstri 4.0'a hazır mı, dijitalleşmeye hazır mı? Türkiye'nin önündeki problemleri aşabilmesi için katma değerleri yüksek olan ürünleri üretebilmesi lazım. Birçok etken ile birlikte en önemli faktör bizim hala katma değerleri yüksek olan ürünleri üretecek noktaya gelmemiş olmamızdır. Dijitalleşmenin önemine bakarsak; fabrikalarımızda beklenmeyen duraklamalarda ortaya çıkan ciddi kayıplar var. Bu kayıpları beklenmeyen duraklanmaları, hatta iş kazalarını önlemek mümkün. İş kazalarında maalesef karnemiz çok kötü. Dünya sıralamasındaki bu algımızın da bozulması lazım. Dolayısıyla fabrikaların önden görebilmesi ve anlamı çok büyük. Sanayimiz bunun farkında bu değişimi, dönüşümü yapmak zorunda olduğunun farkında fakat bu treni kaçırmamamız lazım. Dijitalleşmenin dünyayı daha güzel hale getireceğini düşünüyorum. Dünyayı kirleten atıkların oluşmasını engelleyecek daha verimli bir dünya olacak. Fakat dijitalleşmenin getirdiği bir takım riskler var, işsizlik gibi. Dijital bilgiyi elinde tutan güç odakları oluşmaya başlayacak. Dijital diktatörlük olmaması için devletin de regülasyon ile ilgili tedbirleri alması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Betek Boya Genel Müdürü Tayfun Küçükoğlu da Türkiye'nin cari açığına değinerek "İnşaat boyaları sektöründe geldiğimiz durum itibariyle, hiçbir ithal ürüne ihtiyacı yok. Biz yüzde 26 Alman ortağımızın karşı çıkmasına rağmen 1 milyon metrekarelik potansiyeli olan sektörde 15 milyon metrekarelik yatırım yaptık. Amacımız ısı yalıtım seferberliğini başlatmak, sektörümüzü büyütmek ve sadece Türkiye'nin değil Avrupa'nın lideri olmak. 6,5 milyar liralık tasarruf edildi, KDV'yi düşersek 5 milyar liralık cari açığın azalmasına vesile olduk. Yaşadığımız süreçte globalleşme, dijitalleşme, bütün dünyada ülkeler arası sınırın kalktığı ülkelerin ve bireylerin diğer ülkeler tarafından etki altında kalınabilir hale geldiği süreçteyiz. Sürpriz gelişmelere ve fırsatlara hazır olabilmeliyiz. Sürpriz tuzaklara da dayanıklı olabilmeliyiz. İşimizi geçmişten daha iyi yapmalıyız. Bunu yapmak için de her sene daha az kaynakla daha çok iş yapmamız lazım. Kaynaklarımızı sanayicilik altyapısını geliştirmekte kullanıyoruz. Almanlara anlatamadığım bir konu var ki, 45 gün 2 ay ile hammadde tedarikimizi yapıyoruz. Esnaf bankalarla sıcak ilişki içerisinde değil, ben Almanlara bunun neden böyle olduğunu anlatamadım. Bir türlü nedenini çözemediler. Bizim becerileri yüksek bankacılık sektörü dağıtım kanalları esnafımızı finanse edebilir, risk yönetimini daha iyi yapabilir. Tek başımıza yetenekle uluslar arası rekabette başarılı olamayız güçlerimizi birleştirmeliyiz. Sınırlı sermayemizi bunu sanayiciliği teknolojiyi, AR-GE'yi geliştirerek uluslar arası rekabete daha hazır olmamızı bekliyorum" açıklamasını yaptı.
"Türkiye'ye yatırıma devam"
SOCAR Türkiye CEO'su Zaur Gahramanov, Türkiye'ye enerji alanında 19,5 milyar dolar yatırım yaptıklarını ifade ederek Türkiye'nin cari açığının azalmasına önemli katkıda bulunduklarını belirtti. "Son iki yılda PETKİM'de birçok projeye imza attık. Aliağa'da büyük bir ARGE merkezi kuracağız" diyen Gahramanov; "Türkiye'nin teknoloji ihraç eden bir ülke hale gelmesi gerekir" diye konuştu.
'TÜRKİYE'NİN BÜTÜN KARAR ALICILARI BURADA'
Gastronomi Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Boztepe, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nin çok nitelikli olduğuna dair düşüncelerini dile getirdi. Zirve sonunda çok güzel kararlar çıkacağına inandığını söyleyen Boztepe, "Türkiye'nin bütün karar alıcıları burada. Gastronomi Turizmi Derneği Başkanı olarak da Türkiye'nin gastronomisi açısından da önemli olduğunu düşünüyorum. Tarımdan toprağa, üreticiye kadar inanılmaz bizi ilgilendiren konular var. Öğle yemeği de dahil olmak üzere. Gastronomi olmadan hiçbir şey olmuyor" dedi.
Gastronomi Turizmcileri Derneği olarak Türkiye'nin 5 ilinde bir araştırma yaptıklarının altını çizen Gürkan Boztepe, "Turistlerin harcama kısımlarında yeme-içme harcamalarına dolar bazında baktık. Normal koşullardan bir buçuk katı fazla ödeme yaptığı ortaya çıktı. Normalde bir turistin yeme içmeye bıraktığı rakam 137 dolar. Ama gastronomi turisti geldiği zaman 259 dolar bir hafta içinde harcadığı para. Bu aslında Türkiye turizminde ana 10 tercihten ikinci sırada yer alıyor. Yani eskiden kum, deniz, güneş için gelen turist, bakıyoruz ki şimdi Bursa'nın neyi meşhur, yok kestane şekeri mi yok efendim döneri mi gibi araştırarak geliyor, aynı şey İstanbul'da da geçerli, Antep'te de... Bunun üzerinde daha fazla durulması gerekiyor. Biraz evvel et üreticileri birliği ile beraberdik, bankacılarla birlikteydik, yiyecek içecek özellikle üreticiye köylüye marka restoranlara şehrin de katkısı artmaktadır" diye konuştu.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2018.03.23 17:20