10 ilden gelen 382 muhtarla Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Küçük hesaplar peşinde koşanlara, 3-5 sokak eylemiyle 3-5 molotofla ülkenin istikametini değiştirebileceğini sananlara seslenmek istiyorum; başaramayacaksınız, beyhude uğraşıyorsunuz. Bu tren artık bu raydan çıkmaz. Bu çomaklar bu tekeri yolundan alı koyamaz. Geçti o alacakaranlık günleri, geçti o fetret devri"diye konuştu.
Sözlerine, "Milletin evine, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na hoş geldiniz" diyerek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Ocak'ta, 17 ilimizden gelen 406 muhtarla burada bir araya geldiğini, önümüzdeki hafta Çarşamba günü de yine bir grup muhtarla bir araya geleceğini ve bu şekilde 50 bin muhtarın tamamını Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda ağırlayarak, muhabbet etmeyi hedeflediklerini söyledi.
Muhtarlık kavramının siyasi hayatında ayrı bir yeri ve anlamı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1998 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı'nca tavsiye edilmiş bir şiiri okuduğu için hapis cezasına çarptırıldığında kendisi için 'muhtar bile olamaz' dediklerini hatırlatarak, "Aslında bu rastgele bir ifade değil, muhtarlık, seçimle, doğrudan milletin iradesiyle, tercihiyle gelinen görevlerin ilk basamağıdır, temelidir. Muhtarlık başlayan milletin tercihiyle görev alma silsilesi artık Cumhurbaşkanlığı'na kadar uzanıyor. Bundan önce cumhurbaşkanı Parlamento'da seçilirdi, ama şimdi millet direkt olarak kendisi Cumhurbaşkanı'nı yani cumhurun başkanının seçiyor. Milletin tercihlerine karşı olanlar için muhtarla Cumhurbaşkanı'nın bir farkı yok. Çünkü onlar bu işin ruhuna karşı. İstiyorlar ki, Türkiye hep kendi kurdukları, kendi kontrolleri altında olan vesayet düzeni ile yöneltilsin. Millet sadece çalışsın, üretsin, koştursun sonra getirsin her şeyi kendilerine teslim etsin, onlar da diledikleri gibi bunları kullansın" dedi.
"MİLLET, VESAYET DÜZENİN KARŞISINDA KİM VARSA ONUN YANINDA YER ALDI"
Milletin, Rahmetli Menderes'ten itibaren bu vesayet düzenin karşısında kim varsa, kendi sağında kim varsa onun yanında yer aldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin İstanbul Büyükşehir belediye Başkanlığı'nın da, İstanbul halkının şehirdeki vesayet düzenine itirazının ifadesi olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde 12 yıllık Başbakanlığı ile son olarak üstlendiği Cumhurbaşkanlığı görevinin de milletin kendi iradesini hiçe sayanlara, küçümseyenlere, hatta alenen hakaret edenlere karşı bir başkaldırı olduğunu söyledi.
Konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir taraftan duvarlara 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' diye yazacaksın, sonra egemenliği millete vermemek için her yola başvuracaksın" dedi.
"Muhtar, belediye başkanı, milletvekili ne demektir, bunları bilmezler" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin değerlerine, inancına, kültürüne, tarihine, kılığına, kıyafetine savaş açanların demokrasiden, egemenlikten, eşitlikten ve özgürlükten söz etmeye hakkı olmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Önce bunlara şunu söylememiz lazım, 'Siz millete saygı duymayı öğreneceksiniz, milletin tercihlerine saygı göstermeyi öğreneceksiniz'. 'Ne olacak bu köy muhtarı, ne olacak bu mahalle muhtarı' diyemezsin arkadaş, diyemezsin. 50 kişi de 100 kişi de 30 bin kişi de 20 milyon kişi de seçse seçilmiştir, saygı duyacaksın. Bunun başka izahı yok. Bakınız, ben bu aralar, ben 'başkanlık sistemi' diyorum, onlar 'diktatörlük' diyor. Daha düne kadar başkanlık sistemini savunanlar dahi ben bunu gündeme getirince 180 derece dönüp aksini söylemeye başladılar. Geçmişte tek parti döneminin Milli Şef'ine itaati vatandaşlık borcu olarak görenler, şimdi kalkmış diktatörlükten bahsediyorlar. Bu nasıl bir diktatörlük ki ülkemizde faal durumda 87 parti var.7 Haziran seçimlerine de bunlardan 31'i katılıyor, bu nasıl diktatörlük. Diktatörlükte 37 tane parti seçime girebilir mi? Bu kadar parti olabilir mi?" diye konuştu.
"MİLLET İRADESİNİN KARŞISINDA DURULMAZ"
Bu ithamın, 'bir türlü milletin yanında, milletin safında olmayı beceremeyenlerin dolayısıyla onun teveccühüne mazhar olamayanların sayıklamasından öte bir anlamı' olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: "Muhtardan diktatör olabilir mi? Tevessül eden çıkarsa ilk seçimde köy halkından, mahalle halkından cevabını alır, vatandaş onu alaşağı eder. Öyleyse cumhurbaşkanından da devlet başkanından da böyle bir şey olmaz, olamaz. Bunlar, işin ruhuna karşı. Ülkenin millet iradesiyle yönetilmesine karşı. Kendileri bilirler. Siyaseti sadece karşıtlık, bir şeylere, birilerine karşı çıkmak değil milletin yanında yer almak olarak görene kadar sandıkta derslerini almaya devam edecekler. Çıkmış diyor ki bir tanesi, 'Ben burada olduğum sürece bu ülkeye başkanlık sistemi gelemez'. Bu millete saygısızlıktır, ayıptır. Sen kimsin ya? Milletin iradesinin karşısında durulmaz. Millet istediği zaman, milletin istediği olur. Sen kimsin ya? İşte gücün yetiyorsa gel başbakan ol, olamıyorsun. Yetiyorsa belediye başkanı ol, olamıyorsun."
"MAHALLENİZE HİZMET ETMEK GİBİ BİR SEVDANIZ YOKSA İMKÂNLAR NE OLURSA OLSUN ORADAN BİR ŞEY ÇIKMAZ"
Böylesine kritik görevler üstlenen muhtarların imkânlarının da buna uygun olması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu iş her şeyden önce gönül işi, bir aşk işidir. Eğer mahallenize hizmet etmek gibi bir sevdanız yoksa, imkânlar ne olursa olsun oradan zaten bir şey çıkmaz. Ama hizmet etmek isteyenlere de gerekli şartların, imkânların oluşturulması şarttır" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002'de hükümeti devraldıklarında 97 lira olan muhtar maaşının, bugün 904 liraya ulaştığını, 10 kata yakın bir artış sağlandığını söyledi. Muhtarlıklara, 2005'te yaptıkları yasal düzenlemeyle belediyelerden desteğin yolunu açtıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnanıyorum ki tüm belediye başkanları bunu samimi olarak yapmaktadır, yapmalıdır" dedi.
Muhtarlık için bina yapan belediyeler de olduğunu söyleyen ve onlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir muhtarlığa gittiğin zaman, orada da bir şeylerin olması lazım. En ufak bir birim. Belediye başkanlarımızın bir kısmı bu işte hassas, dikkatli, desteği veriyor" dedi. Muhtarların şikâyetlerini aktarmaları üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri Bakanlığınca bu konularla ilgili bir form hazırlanıp, dağıtılacağını, belediye başkanlıkları ve ilgili bakanlıkların gerekli desteği sağlayacaklarını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Destekleri sağlamayanları da ifşa ederiz. Millet de bunları bilsin. Demokrasi halkın kontrolünün endirekt değil, direkt olduğu sistemdir. Demokrasinin güzelliği budur" dedi.
"MAKAMLAR, ONLARI KULLANANLARIN BECERİSİNE VE AZMİNE GÖRE HİZMET VERİR"
Konuşmasında, "At sahibine göre kişner" atasözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, makamların da, onları kullananların becerisine, azmine, çalışkanlığına göre hizmet vereceğini, ister cumhurbaşkanı ister başbakan ister bakan ister belediye başkanı ister muhtar olsun, herkesin bu makamları gerçekten şanına yakışır şekilde kullanması gerektiğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Örneğim şu anda bulunduğum makam. Burada hiç bir şey yapmadan, hiç bir işe karışmadan, oturup etrafı seyretmeniz, önünüze gelen evrakları imzalamanız, sadece protokol işleriyle meşgul olmanız mümkün. Peki, yine aynı şekilde, protokol işleri yanında ülkenin ve milletin her meselesi için çalışmanız, çabalamanız, yeni hizmetler peşinde koşmanız mümkün mü, o da mümkün. Ama zorlu, sıkıntılı bir yol. Biz işte bu yolu seçtik. Sizlerden muhtarlıklarınızda aynı şekilde davranmanızı bekliyorum. Mahallenizin, mahalle halkınızın, köyünüzün, köy sakinlerinin ihtiyaçları doğrultusunda, kurumları, valilik, kaymakamlık, belediye hepsini harekete geçirmeniz gerekiyor. İnşallah bu formlar bu işe yarayacak. Mahallenizdeki garipleri, mağdurları, ihtiyaç sahiplerini tespit edip, onlara sahip çıkmanız, sahip çıkılmasını temin etmeniz şart. Cumhurbaşkanı olarak benim en ücra köşedeki elim, ayağım, kulağım, gözüm sizler olmalısınız. Bu formlar İçişleri bakanımıza gelmeli ve bizler, İçişleri Bakanımız, Başbakanımız, bu sıkıntıları gidermeliyiz" diye konuştu.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2015.02.17 18:17