Bursa'da kamuoyunu uzun süre meşgul eden Başköy'deki maden ocakları nedeniyle suların kirlendiği iddialarına Madenciler Odası'ndan sert tepki geldi. Maden Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilcisi Kadir Atlıhan Öge, Başköy olayının su değil siyasi olduğunu söyledi.
Mesut DEMİR-E.Pınar TURAN/BURSADABUGUN.COM
Bursa'da kamuoyunu uzun süre meşgul eden Başköy'deki maden ocakları nedeniyle suların kirlendiği iddialarına Madenciler Odası'ndan sert tepki geldi. Bursada Bugün'e açıklamalarda bulunan Maden Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilcisi Kadir Atlıhan Öge, "Başköy'de su sorunu her türlü çözülür. 2 kilometre mesafede Çınarcık Barajı var. Çınarcık Barajı'ndan her madenci şu anda kullandıkları su miktarının 4-5 katı daha sağlıklı daha temiz suyu getirir. Başköy olayını ben farklı algılıyorum. Orada yaşanan problemin su olayı olmadığı düşünüyorum. Bu olayı siyasi olarak algılıyorum" dedi.
MADEN OCAKLARI SULARI KİRLETMEZ
Başköy ve çevresinde jeolojik, jeopolitik etütlerin yapılması gerektiğinin altını çizen Başkan Öge, "Çünkü geniş bir havza ve yağmur yağdığı zaman süzülüyor, aşağılara iniyor. O ocakların çalışması sonucunda içme suyunun kirlendiği konusu benim kafamda soru işareti. 2007 ve 2009 yıllarında herhalde yağmurlu havalarda suların bulanık olduğuna dair raporlar var. Onun dışında akademik odalardan arkadaşlar gittiler, numune aldılar. Köylü arkadaşların getirdiği suyun dışında beş yerden numune alındı ve beşi de içilebilecek kalitede çıktı. Yani şimdi orada su belirli ölçüde belki kirleniyor olabilir. Ama zaten kimyasal bir şey yok. Su kullanıyorlar, keserken kesilen su gidiyor oraya. Benim endişem belirli bir süre sonra su tükenecek deseler aklım yatacak. Kirlenme konusunda pek katılmıyorum. Gerçi orada ocak kapatıldı, madenci arkadaşlar gerekli çalışmalarını yapıyor" dedi.
BAŞKÖY'DE CİDDİ ÇALIŞMALAR VAR
Maden Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilci Yardımcısı Murat Üregen ise, Başköy ile ilgili bölgede ciddi çalışmaların yapıldığını söyledi. Murat Üregen, "Şu anda uygulanan projeler içerisinde geçirimsiz tanklarda konseptlik tanklar oluşturuldu yüzeyden akan bütün sular kanallarla alt lotlara basıldı. Toplanan sular çökertme havuzlarına basıldı su tekrar kullanılıyor, şu anda zaten onların şikâyet ettiği hiçbir parametre ortada değil. Ve yapılanda bana göre ülke sermayesini çok fazla zorlamaktan başka bir şey değil. Çünkü orası büyük bir karstik su toplama merkezi o karstik yapı içerisinde ocakların suyun ne devamlılığına çünkü kireçtaşı, suyu devamlı taşımaz, geçirmez sadece çatlaklarından yüzeysel suların akmasıyla aşağı iniyordur. Ne havzaya bir zararı olduğunu düşünüyorum nede suyun kesilip kesilmemesine bir zararı olduğunu düşünüyorum. Jeolojik etkisi olarak da jeoloji mühendisleri ve üniversite çalışmalarıyla zaten teyit edildi. Orada ki bütün şey kalker ile alt birimin kontak noktasından gelen bir su yukarıdan malzeme alınması aşağıdaki suyun devamlılığında kirliliğinde mutlaka etkiliyordur şöyle karstik erime çukurları var yüzeysel sularda ani su girişlerinde yağmurlarda ocak olmasa da üstteki nebati toprak mutlaka aşağıdaki suya karışacaktır" şeklinde konuştu.
SU KİRLİLİĞİNİ OCAKLARA BAĞLAMAK YANLIŞ
Başköy'de su kaynağının kirlenmesini ocaklara bağlamanın yanlış olduğuna işaret eden Üregen, sözlerini şöyle sürdürdü;
"Maden mühendisleri odasının denetim yetkisi yok. Bu konuda biz sadece taraf olduğumuz durumlar olduğunda akademik odalara bir talep olduğunda ancak bu tip denetim yapma yetkisine sahibiz. Fakat şunu söyleyebilirim, bu ocakların denetimsiz olduğunu söylemek mümkün değil. Çünkü enerji bakanlığı ayrı denetliyor, çevre bakanlığı ayrı denetliyor, il özel idare ayrı denetliyor, orman ayrı denetliyor. Denetimsiz ve kontrolsüz demek sadece bu sektöre çamur atmaktan başka bir şey değil bana göre oradaki rezervlerde şuanda dünyanın gözbebeği rezervler bölge olacak. Çünkü 200-250 metre kalınlığında bir kireç taşı - mermer oluşumundan MTA sondajlarıyla fiks yapıda oluşumlarıyla bu öğrenmemiz gereken şu aslında Başköy'de mermercilerle köylüyü nasıl beraber yaşatabiliriz bunun yönteminde bakmak lazım. Mermerciler madencilerde kendilerine düşen sorumlulukları yerine getirecekler köylülerde kendi sorumluluklarını yerine getirecekler ve ortak yaşam planlayacaklar. Oradaki rezervlerin şu anda para ediyor olması yarın para edecek anlamına da gelmez. Taşın rengi değişir modeli değişir şu anda ülke ekonomisine çok ciddi katkıları var bunu bence sağlıklı bir şekilde yürütmenin yolu bulunmalı."
MADEN İHRACATINDA BURSA LİDER
Kayapa'da taş ocakları bölgesinden başlayarak Dağakça bölgesine kadar olan bölgede on bin kişiye yakın insanın çalıştığının altını çizen Üregen, "Bir aileyi dört kişiden düşünseniz kırk bin kişiye ekmek parası veriliyor dolaylı olarak nakliyesine farklı sektörlerine ekmeğine suyuna giderseniz burada yüz elli iki yüz bin kişiye ekmek sağlayan bir yapı var. Bu yapıyı hemen kapatalım demek çok kolay bir şey değil ayakta tutmanın yollarını bulmak lazım. Bu madenler katma değer olarak Bursa'ya 1 milyar dolar civarı tüm Bursa'da bir maden ihracatı vardır. Krom, mermer, bor, maden ocakları bu rakamı topla onu da söyle söyleyebilirim ben size esasında Türk dış ticaret rakamlarına bakıldığında bence insanlar yanlış algılıyor. Türkiye'nin ihracatı 100 milyar dolar gözükürken maden ihracatı 10 milyar dolarla yüzde 10 seviyesinde olarak algılanıyor. İhracat rakamları fakat orada bazı kollar var bu kollar bu ihracatın içine katılmıyor farklı sektör gibi algılanıyor. örneğin çimento sektörü o rakamların dışında seramik sektörü o rakamların dışında değerli taşlar altın gibi madenler o sektörün dışında bunları alt alta topladığımız zaman Türk dış ticaretinin yüzde 40'ını madencilik oluşturuyor. Bu çok ciddi bir rakam bizim oda olarak buradaki temel politikamız şu bu rakamı 60 milyar dolarlara 80 milyon dolarlara nasıl çıkarırız bunun yöntemini de zaten kadir bey anlattı ara üründen ve nihai ürün aşamasına geçebilirsek ülke ekonomisine çok daha katkılı olur" dedi.
İKİNCİ BURSA İNŞA EDİLEBİLİR
Devletin enerjiyi süspanse etmesi gerektiğini vurgulayan Murat Üregen, şunları kaydetti;
"Ancak ne yazık ki devletimiz bu noktada desteğini madenciye ve sanayiciye vermiyor. İşte mermer fabrikası açmaya kalkıyorsunuz uygun yer bulamıyorsunuz enerji bulamıyorsunuz depo bulamıyorsunuz örneğin kendi düşüncem Orhaneli bölgesi kalkınma öncelikli bölgelerden birisi şu anda Orhaneli bölgesine kurulacak bir mermer organize sanayi bölgesi ikinci bir Bursa'yı orada inşa etmek anlamına geliyor. Madencilik tüm dünyada yapılan bir faaliyet dalı bugün günümüzün teknolojisinde tedbiri alınmayacak hiçbir uygulama yok esasında. Gerekli etütleri yapıldıktan sonra bütün her şeyin tedbir ve çözümü vardır. Ekonomik midir değil midir buna karar verilir insanlara burada ki faaliyeti yapma demek yerine şunları şunları yapın denmesi hem yatırımcıyı hem halkı daha da rahatlatır diye düşünüyorum."
ALTIN SİYANÜRLE ARANMAZ
Madencilik konusunda önyargılı davranıldığını ifade eden Üregen, "Basın önyargılı davranıyor, propagandalara ön yargılı gidiyor. Örneğin altın madenciliği Türkiye'de son 5-6 yılda gelişen bir madencilik türü ama bugün medya da bütün haberlerde siyanür ile altın aranıyor diye manşetlerle doludur. Kazdağları'nda siyanür ile altın aranıyor deniliyor. Altın madeni siyanür ile hiç aranmaz. Bunlar sondaj yapıyorlar, sondajdan yaptıkları Kanada'ya gönderiyorlar. Yaptıkları iş budur. Bir gram siyanür kullanılmıyor kaldı ki siyanür kullanılması madencilik faaliyetinde değil üretildikten sonra ham maddenin altın metali eritilmesinde kullanılan bir yöntem. Bununda bütün tedbirlerini almak mümkün doğaya karışmamasını yer altı suyuna karışmamasını, havaya karışmamasını sağlamak mümkün. Bunun örnekleri var" diye konuştu.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2012.12.11 09:03