Eski haber sunucusu Ahu Şentürk, özel hayatı ve iş hayatı hakkında açıklamalarda bulundu.
'Medya sektöründe önemli bir yer edindikten sonra belgesel yapımcılığına geçiş yapan eski haber sunucusu Ahu Şentürk'ten başarısının sırrıyla ilgili çok özel açıklamalar ve Mekan Casting'e geçiş öyküsü..
'MEDYA SEKTÖRÜNÜN CEFASINI ÇEKTİM'
Bir anda ekranlardan uzaklaştınız. Sonra çeşitli işlerle isminizi duyurmaya devam ettiniz? Neler yaptığınızı kısaca anlatabilir misiniz?
2001 krizini hatırlarsınız. Ekonomi ip üstündeydi. İstikrar programı büyük çöküş başlatmıştı. Cari işlemler açığı yaklaşık 10 milyar dolara çıkarak tarihi bir rekor kırmıştı. Medya sektörü krizden etkilenen ilk üç sektörden biriydi. Ödemelerde ciddi sorunlar baş göstermişti. Anlayacağınız ben harika bir süreçte medya sektörüne girdim. (gülüyor...) O yüzden ilerleyen yıllarda da sefasını süremedim ama bolca cefasını çektim. Sonra bir gün daha iyi yaşam sürmeyi hakettiğime inandım. Yoğun iş temposuyla ilgili bir şikayetim yoktu ama haber merkezi özgürlüğümü kısıtlıyor ve beni sıradanlaştırıyordu. Cesaretimi topladım. Kalbimden geçeni yaptım; belgesel çektim. Şimdi bir prodüksiyon şirketim ve güzel işlerin altında imzam var. İş ve özellikle seçim döneminde siyaset dünyasından isimlere medya danışmanlığı hizmeti de veriyorum. En önemlisi özgürüm, sıradan değilim. Bu da beni mutlu kılıyor. Ekranı özledikçe yapımcılığını üstlendiğim projelerde sunuculuk yapıyorum. Özel organizasyonlarda moderatörlük ve sunuculuk yapmaya devam ediyorum. İş yaşantımda da özel yaşantımda da çok ani kararlar verebilen biriyim. Hakikaten bir anda karar verdim. İyi bir karar oldu.
Sunuculuk, Yönetmenlik, Yapımcılık...Şimdi de Mekan Casting. Yeni bir işe daha atıldınız ve bir anda ''Mekan Castı''nın gündeme gelmesini sağladınız. Mekan castı tam olarak nedir? Nasıl başladınız bu işe?
Medya küreselleşme sürecinde hızlı bir değişim geçiriyor. Ben de bu değişme ayak uydurmaya çalışıyorum. Mekan castı, henüz çok yeni bir sektör. Tam olarak nedir? Yapım şirketlerine çekim yapabilecekleri uygun mekanlar bulan ajansların hizmet verdiği bir sektördür. Yani çekimler için uygun mekan bulunuyor ve kiralama hizmeti veriyoruz. Örneğin MEKANpro'nun portföyünde konuttan iş yerlerine, restoranlara kadar bir çok açık ve kapalı mekan bulunuyor. Sadece mekan temin etmiyoruz. Otomobil, motorsikler, yat, uçak, helikopter gibi araçlarımız da mevcut. Yine iyi bir karardı. Bu sektörün gelişeceğine ve büyüyeceğine inanıyorum. Nasıl başladığımıza gelince, arkadaşımız Gökhan Atalay'ın fikriydi. Bildiğiniz üzere oyuncudur. Şimdi de Muhteşem Yüzyıl'da Ulama Paşa'yı canlandırıyor. Sadece yetenekli bir oyuncu değil, akıllı bir insandır da. Ortağım Şeyda Şen ve bana akıl veren o oldu diyebilirim. Sektörde böyle bir boşluk olduğundan ve mekan arayışlarının prodüktörleri ne kadar yorduğundan bahsederken bu fikir doğdu. Ortağım Şeyda Şen gayrimenkul sektöründe danışmanlık yapıyordu zaten. Alanında hakikaten çok iyidir. Benim medya geçmişim de malum. Birleştik. Gayrimenkulle prodüksiyonu birleştirdik.
Sizin için ''on parmağında on marifet'' diyorlar...
Bense içinde bulunduğum durumu ''maymun iştahlılık'' olarak nitelendiriyorum. Ama bir işe büyük bir hırs, şevkle girip sonra bir anda yarıda bırakmak ve çekip gitmek olarak algılanmasın bu. Sıkılmak ya da bıkmak olarak... Ben sadece başka bir işte ışık görüyorsam o işe de yöneliyorum. Böylece kendimi daha coşkulu, daha mutlu hissediyor, daha çok çalışmak istiyorum. Mesela şu an önce bir klip, sonra bir belgesel çekmek istiyorum. Bu bağlamda şanslıyım. Ne istersem oluyor.
Cüneyt Üstüner'in Bip Bip Bip isimli şarkısının klip yönetmenliği yaptınız. Değişik bir klipti. Yeni kliple ilgili ipucu verebilir misiniz?
Klipte bir şizofrenin iç dünyasını anlattık. Sevgilisinden ayrıldıktan sonra düşünüş, duyuş ve davranışlarda bozukluklar görülen bir adamın gerçeklerden uzaklaşmasını yansıttık. Farklı bir çalışma hayal ettik. Kliplerin hepsi aynı torna tezgahından çıkma. Herkes farklılaşmaya karşı. İlginç bir konu seçtik, gothic tarzla birleştirdik. Beğenen de var beğenmeyen de ama kimse klişe diyemiyor. Bir sonraki klipte de çok fazla kullanılmış, etkisini yitirmiş fikir ve öğelerden uzak durmaya çalışacağım. Şüphesiz daha iyi olacak. Zira çok çok daha iyilerini yapabileceğimi biliyorum ve bu yönetmenliğini yaptığım ilk klipti. Biraz ürkektim.
'NESLİHAN YARGICI SİYAH GELİNLİK DİKECEK'
Neden Gothic? Gündelik yaşantınızda da gothic stili tercih ediyor musunuz?
Gothic tarzı seviyorum. O karamsarlığı, küskünlüğü, içe kapanıklığı... Gerçek dünyadan kopuk düşünceleri... Gothic kıyafetleri hoş bulsam da çok fazla tercih etmiyorum. Benim stilim daha çok elegan, şık, sofistike. Ama neredeyse tüm kıyafetlerim siyah. Siyaha bağımlıyım. Gelinlik giyersem siyah olur. O derece... Neslihan Yargıcı'nın sözü var, dikecek...
EVLİLİK İÇİN 'KLİŞE' DEDİ
Ufukta evlilikmi var yoksa?
Yok. ''Beraber yaşlanacağız, çocuklarımız torunlarımız olacak, bilmem kaç sene sonra şöyle yaparız böyle yaparız'' türünden klişe düşüncelerim de yok. Hiç bir şey benim için ömürlük bir yolculuk değil. İçinde bulunduğum anı yaşamayı seviyorum. Ama az önce de dediğim gibi çok ani kararlar verebilen biriyim. Sadece iş hayatımda değil özel hayatımda da. Aşık olunca, aşkın kanadına tutunup beni her yere uçurmasına izin veriyorum. Sağım solum belli olmaz benim. Söz konusu evlilik olunca, hayatı seviyor ve kendimden çok hayata güveniyorum.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Magazin, 2012.10.24 19:59