Son zamanlarda popülerliği artan ve kamuoyunda zayıflama iğnesi olarak bilinen ilaçlar hakkında açıklamalarda bulunan Eczacı Bekir Bali, bu tedavinin detayları, etki mekanizması ve yan etkilerine ilişkin bilgi verdi.
FATİH MISIR / BURSADA BUGÜN
Zayıflama iğnelerinin aslen diyabet rahatsızlığında kullanılan bir tedavi yöntemi olduğunu belirten Bekir Bali, ilacın daha sonra Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından obezite tedavisi için de ruhsat aldığını ve bu nedenle zayıflama iğnesi olarak tanınmaya başladığını söyledi. İlacın vücutta bir enzim üzerinden etki göstererek iştahı kapattığını, yeme isteğini ve günlük alınan kalori miktarını azalttığını ifade eden Bali, bu yöntemle obezite tedavisi gören hastaların ayda yaklaşık 8 ile 10 kilogram arasında kilo verebildiğini aktardı.
Eczanelere zayıflama iğnesi talebiyle gelen her kişiye ilacın doğrudan verilmediğini vurgulayan Bekir Bali, izlenmesi gereken etik ve tıbbi bir süreç olduğunu kaydetti. Sürecin ilk adımında hastaları dahiliye uzmanına yönlendirdiklerini belirten Bali, doktor tarafından karaciğer, pankreas ve safra değerleri başta olmak üzere tüm kan tahlilleri incelendikten sonra, doktorun uygun gördüğü doz ve sıklıkta ilacın hastalara teslim edildiğini ifade etti.
İlacın kullanımında ayırıcı noktanın fayda ve zarar dengesi olduğuna dikkat çeken Bekir Bali, hastanın mevcut kilosunun yaratacağı sağlık riskinin ilacın olası zararlarından fazla olduğu durumlarda tedaviyi önerdiklerini belirtti. Bali, özellikle 150-160 kilogram civarında olan ve beraberinde kalp, karaciğer veya şeker gibi ciddi kronik rahatsızlıkları bulunan hastalarda iğnenin kullanılmasının tavsiye edildiğini dile getirdi. Dünya Sağlık Örgütü ve FDA kriterlerine de değinen Bali, vücut kitle endeksi 27-30 olanların şişman, 30 ve üzeri olanların ise obez olarak değerlendirildiğini, örneğin 160 santimetre boyundaki bir kişinin boyunun son iki hanesi olan 60'ın üzerine 17 kilogram eklenmesiyle obezite sınırına girildiğini ve ilaç prospektüslerindeki obez tanımının bu durumu kapsadığını aktardı.
İlaçların piyasaya çıkış süreçlerindeki 4 faza değinen Bekir Bali, ilk 3 fazın laboratuvar ve denek çalışmalarıyla tamamlandığını, 4. fazın bir kısmının ise ürün piyasaya çıktıktan sonra kullanıcı geri bildirimleriyle şekillendiğini belirtti. Zayıflama iğnelerinin henüz yeni bir tedavi olması sebebiyle farmakovijilans merkezine yapılan yan etki bildirimlerinin istatistiki dökümünün zamanla netleşeceğini söyleyen Bali, şimdiye kadar elde edilen klinik ve saha verilerine göre en sık görülen ciddi yan etkinin safra ve pankreas iltihaplanması olduğunu aktardı. İlacın etki gösterdiğinin bir kanıtı olan bu durumun yanı sıra; midenin boş kalmasına bağlı mide bulantısı, ilaçların yapısı gereği kan şekeri düşüklüğü, yorgunluk hissi ve hafif baygınlık gibi daha minimal yan etkilerin de yaşanabileceğini ifade eden Bali, hastanın mevcut sağlık durumunun bu yan etkilerden daha kötü olması halinde kullanımın uygun görüldüğünü sözlerine ekledi.
Bursa Bölge, 2026.07.22 14:36