Yargıtay, boşanmada "Seninle evlendiğime pişmanım" sözünü kusur saydı. Karar, sürekli kırıcı ifadelerin psikolojik şiddet ve evlilik birliğini sarsma sayılacağını vurguladı.
Evliliklerde sıkça dile getirilen bazı ifadeler artık hukuki açıdan da önemli sonuçlar doğurabiliyor. Yargıtay, eşlerden birinin sürekli olarak "Seninle evlendiğime pişmanım" demesini, evlilik birliğini zedeleyen ve boşanmada kusur olarak değerlendirilebilecek bir davranış olarak kabul etti. Karar, psikolojik şiddet ve onur kırıcı sözlerin boşanma davalarındaki etkisini ortaya koyan emsal nitelikte bir hüküm olarak dikkat çekti.
Yargıtay: Sürekli Tekrarlanan Kırıcı Sözler Evliliği Temelinden SarsabilirYüksek Mahkeme'nin değerlendirmesinde, eşe sürekli yöneltilen "Seninle evlendiğime pişmanım" ifadesinin yalnızca anlık bir öfke söylemi olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Kararda, bu tür sözlerin kişiyi küçük düşüren ve duygusal açıdan yıpratan davranışlar arasında yer aldığı belirtilerek, Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Bu yaklaşım, psikolojik şiddetin de fiziksel şiddet kadar evlilik ilişkisini olumsuz etkileyebileceğine yönelik yargısal değerlendirmeleri bir kez daha gündeme taşıdı.
Karşılıklı Boşanma Davasında Dikkat Çeken İddialarKarara konu olan olayda, uzun süredir evliliklerinde ciddi sorunlar yaşayan çift karşılıklı olarak boşanma davası açtı. Kadın eş, evlilik süresince hem psikolojik hem de fiziksel şiddete maruz kaldığını ileri sürerek ortak yaşamı sonlandırıp ailesinin yanına taşındığını mahkemeye bildirdi.
Dava dosyasındaki iddialara göre kadın, eşinin borsaya aşırı ilgi duyduğunu, zamanının büyük bölümünü telefon başında geçirdiğini ve aile yaşamına yeterince zaman ayırmadığını öne sürdü. Ayrıca eşinin kendisine sık sık "Seninle evlendiğime pişmanım" dediğini, kendi ailesine karşı saygısız davrandığını ve evlilikte sürekli tartışmalar yaşandığını ifade etti.
Kadın, eşinin ailesinin evlilik üzerinde etkili olduğunu, yaşanan olaylardan birinde kayınpederinin kendisini darp ettiğini ve ortak çocuklarının yere düştüğünü de iddiaları arasında sıraladı. Ortak çocuklarının sağlık sorunları bulunduğunu belirten kadın, çocuğun bakım yükünün büyük bölümünü tek başına üstlendiğini savundu.
Erkek Eş de Karşı İddialarda BulunduBoşanma davasında erkek eş ise kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi. Eşinin öfkeli ve baskıcı bir kişiliğe sahip olduğunu ileri süren davalı, evlilik boyunca yaşanan problemlerin tek sorumlusunun kendisi olmadığını savundu.
Mahkemeye sunulan savunmada, eşinin iş çevresinde sert mizacı nedeniyle farklı şekilde tanımlandığını öne süren erkek, evlilikte yaşanan anlaşmazlıkların karşılıklı olduğunu iddia ederek boşanmada kendisinin kusurlu olmadığını ileri sürdü.
Mahkeme Erkeği Ağır Kusurlu BulduDosyayı inceleyen Aile Mahkemesi, tarafların evlilik sürecindeki davranışlarını ayrı ayrı değerlendirdi. Mahkeme, kadının eşine yönelik fiziksel şiddet uyguladığı yönünde kanaat oluştururken, erkeğin ise eşine hakaret ettiği, küfür ettiği, sürekli kırıcı ifadeler kullandığı ve ayrı odada kalarak ortak yaşamı fiilen sona erdiren davranışlar sergilediği sonucuna ulaştı.
Mahkeme, bu değerlendirmeler doğrultusunda kadını daha az, erkeği ise ağır kusurlu kabul etti. Boşanma kararıyla birlikte ortak çocuğun velayeti anneye verildi. Ayrıca çocuk için nafakaya ve kadın lehine maddi ile manevi tazminata hükmedildi. Erkeğin tazminat talepleri ise reddedildi.
İstinaf ve Yargıtay Kararı DeğiştirmediYerel mahkeme kararının ardından dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşındı. Yapılan incelemede bazı tazminat ve nafaka miktarları yeniden değerlendirilerek artırıldı. Bölge Adliye Mahkemesi, çocuk lehine hükmedilen nafaka tutarını yükseltirken, kadın için belirlenen maddi ve manevi tazminat miktarlarında da artışa gitti.
Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya bu kez Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin önüne geldi. Yüksek Mahkeme, yapılan değerlendirmelerin hukuka uygun olduğu sonucuna vararak Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararını onadı.
Karar Psikolojik Şiddet Davalarına Emsal Niteliği TaşıyorYargıtay'ın onama kararı, evlilik içerisinde sürekli tekrar edilen aşağılayıcı ve kırıcı sözlerin hukuki sonuç doğurabileceğini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle eşin kişilik haklarını zedeleyen, değersiz hissettiren ve evlilik birliğini sürdürülemez hale getiren ifadelerin, boşanma davalarında kusur değerlendirmesinde önemli deliller arasında yer alabileceği yönündeki yaklaşım bu kararla pekişmiş oldu.
Karar, psikolojik şiddetin yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda aile hukuku açısından da ciddi sonuçlar doğurabilen bir unsur olarak değerlendirildiğini gösterirken, benzer uyuşmazlıklarda emsal niteliği taşıyabilecek önemli yargı kararları arasında yer aldı.
Kaynak: IHA
Bursa Bölge, 2026.07.19 09:35