Necati Şahin, "Bir siyasi tartışma malzemesi olarak değil, Bursalı olmaktan gurur duyan bir vatandaş" olarak Bursa'ya ilişkin hedeflerini anlattı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Necati Şahin, Bursalılar'a seslendiği "Sevgiyle, inançla; planla, projeyle" başlıklı bir mektup yayınladı. Mektubunda mevcut Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe olmak üzere geçmiş dönem belediye başkanlarına Bursa'ya katkılarından dolayı "teşekkür eden" Necati Şahin, "Bir siyasi tartışma malzemesi olarak değil, Bursalı olmaktan gurur duyan bir vatandaş" olarak Bursa'ya ilişkin hedeflerini anlattı.
Mektubuna, "Canım Bursam, Canım Bursalı kardeşlerim" sözleriyle başlayan CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Necati Şahin,
mektubunu "Allah'ın izni ve sizlerin takdiriyle, Bursamızın yeni Belediye Başkanı olacağıma inancım tam" diyerek tamamladı.
İşte, CHP Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Necati Şahin'in Bursa gündeminde yankı uyandıran mektubu:
"Canım Bursam, Canım Bursalı kardeşlerim...
Bu kent yakın bir zamana kadar Türkiye'nin en güzel kenti sayılırdı. Türkiye'nin ilk Avrupa Kenti ünvanı Bursa'ya gelmişti.
Son dönemlerde Belediye Başkanlığı yapmış çok değerli insanlar: Sayın Erdem Saker Beyefendi, Sayın Erdoğan Bilenser Beyefendi, genç yaşta kaybettiğimiz Rahmetli Hikmet Şahin Beyefendi ve Sayın Recep Altepe Beyefendi; ellerinden geleni yaptılar. Hepsine katkıları için teşekkürler ediyoruz.
Bir siyasi tartışma malzemesi olarak değil, Bursalı olmaktan gurur duyan bir vatandaş olarak soruyorum: Hemşehrilerim biz nerede yanlış yaptık? Osman Gazi Atamızın hayali, Orhan Gazi Atamızın hediyesi, Atatürkümüzün "bolluk ve mutluluk memleketi" dediği bu kutlu şehir nasıl oldu da beton yığını haline geldi?
Merinos Fabrikası'nın alanı, kentin yeşil ihtiyacını karşılayacak bir vahaydı. Orayı niye bina doldurduk? O binaları örneğin Yıldırım'da yapsaydık, Yıldırım bir çekim merkezi haline gelir, Yıldırımlı esnaf ve vatandaşlarımız kazançlı çıkardı. Merinos Parkı ve Kültürpark, Londra, New York örnekleri gibi, duvarsız açık bir orman parkı olsaydı, Küplüpınar ve Soğanlıköy bölgesinin huzuru ve rant değeri 10 misli artmaz mıydı? Bölge yeşil alan olunca, boydan boya kilitlenen trafik azalmaz mıydı?
Stadyumu şehir merkezinden taşıyacağız deyip, neden iki adım öteye; Nilüfer ve kent merkezi arasındaki kılcal damarın kıyısına taşıdık? Yarın orada maç olduğunda, hastası olan hastaneye, işi olan işe yetişemeyecek; Mudanya'ya pikniğe giden vatandaşlar bütün günlerini yolda geçirecekler. Bunu bir ilkokul çocuğu bile akıl edebilecekken biz niye edemedik?
Ata yadigarı eski Bursamızı, Ulu Camimizi, hanlarımızı, çarşılarımızı gölgeleyen, eski Sovyetler Birliği tarzı o ucube binalar; Başbakanımızı bile kızdırmadı mı? Sayın Başbakanımız bile bu kararın altında imzası olanları azarlamadı mı? Ben bir Bursa sevdalısı olarak, Fomara'dan yukarıya bakamıyorum. Bu kenti sevip de, içi kan ağlamadan o binalara bakabilen bir kişi var mı?
Bursa Evliya Çelebi'nin "su şehri"diye anlattığı bir kent. O suyla Türkiye'nin en iyi su markaları yapılıyor, en güzel gazozları, en nefis ayranları üretiliyor. Peki biz neden Marmara'nın en pahalı suyunu kullanıyoruz? Su neden bu kadar pahalı bu kentte? Doğalgaz neden bu kadar pahalı? Ulaşım neden bu kadar pahalı?
Bursa'nın bir ucundan bir ucuna, toplu taşımayla bile 2 saatte ulaşılıyorsa; bu hepimizin sorunu değil mi? Bu işte bir yanlışlık yok mu?
Her ilçemiz altın değerindedir bizim. İnegöl'den, Gemlik'e; Karacabey'den Yenişehir'e; Mustafakemalpaşa'dan Orhangazi'ye kadar hepsi. Kimi Hollanda gibi organik tarımda, kimi İtalya gibi endüstriyel tasarımda başkent olacak potansiyele sahipken; bu potansiyelleri niye yeterince kullanamadık?
Bursa eskiden Rock Şehri diye anılırdı. Sinema ve tiyatro etkinliklerimiz eşsizdi. Bütün Türkiye bizim festivallerimizi örnek alırdı. Sanatçılar, gençler; Bursa'dan göç etmeyi bir yana bırakın; İstanbul'dan, Ankara'dan Bursa'ya göç ederdi. Ne oldu bu özgürlükler kentine? Ne oldu Karagöz ve Hacivat atalarımızdan miras o eşsiz mizah, sanat, eğlence anlayışımıza? Özgürlük olmayan yerde, bilim olur mu, kültür olur mu, cazibe merkezi olur mu? Özgürlük olmayan bir kentte bolluk, bereket olur mu?
Canım kardeşlerim...
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu Beyefendi, bana güvendi ve Bursa'da böylesine kutlu bir görevde yer almamı istedi. Bu istek benim için bir onurdur.
Bugün, 30 Mart'a kadar sürecek bir seçim maratonuna başlıyoruz.
Kimse benden çirkeflik, kırıcılık, ucuz siyaset beklemesin. Ben öyle bir insan değilim. Bir mühendisim, bir babayım, bir dedeyim. Bu kentin çocuğuyum ve bununla gurur duyuyorum.
Mevcut Belediye Başkanımız Sayın Recep Altepe Beyefendiye, kabahati yükleyip "muhalefet" yapmaya da hiç niyetim yok. Çünkü bu kent hepimizin kenti ve doğruları kadar, hataları da hepimizin olmalı.
Ben ve arkadaşlarım, bu seçim kampanyası boyunca el ele olacağız. Ellerimiz işsiz vatandaşlara, evine hapsolmuş engelli kardeşimize, ayrımcılık yaşayanlara, çoluğuna çocuğuna haram lokma yedirmemek için çabalayan analara babalara; siftahsız esnaflarımız, umutsuz gençlerimize uzanacak.
Kimseyi kırmak için değil, herkesle el ele vermek için varız.
Burası Bursa kardeşlerim... Biz Türkiye'nin dinamosuyduk; Biz Türkiye'nin en güzel, en örnek kenti olmayı bileğimizin hakkıyla kazandık. Kimsenin şüphesi olmasın: Bu özelliklerimize sahip çıkacağız.
Seçim kampanyasında çok büyük paralarımız yok. Medya bütçemiz kurumsal olanakları olan rakibimize oranla çok daha az.
Bu nedenle sizden ricam, sözlerimize, projelerimize, heyecanımıza ortak olmanız. Bu tip broşürlerimizi mekanlarınıza asmanızı ve okumayanların okumasını sağlamanızı özellikle rica ediyorum.
Allah'ın izni ve sizlerin takdiriyle, Bursamızın yeni Belediye Başkanı olacağıma inancım tam.
Bu bahar her yer çiçek olacak inşallah."
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2014.02.01 14:59