Son yıllarda artan kadına şiddet vakaları ve beraberinde gelen ölüm haberleri hepimizi kendi toplumumuzu irdelemeye yöneltti. Hedef Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi'nden Uzm. Psk. Nurten Yıldırım Sancak her yönüyle kadına kalkan elin sebeplerini anlattı.
Şiddet, en basit tanımıyla sahip olunan güç ve kudretin, bir başkası üzerinde bedensel, ruhsal yaralanma ve ölüme sebebiyet verecek şekilde uygulanmasıdır. Bazen de bir başkasına değil bir gruba, topluma ya da bireyin kendine (intihar) karşı yaptığı bir eylem de olabilmektedir. Şiddetin temel amacı bir başkası üzerinde güç sağlamaktır. İnsan psikolojisinde varlığı kabul edilen iki güçlü dürtü vardır. Birisi cinsellik, diğeri ise saldırganlık (şiddet)tır. Şiddet içgüdüsel olarak vardır, fakat çevre etkileriyle ya ortaya çıkar ya da bastırılır ve Türkiye'nin en ciddi sosyal problemlerinden biridir. Gün geçmiyor ki basında bu konuyla ilgili örneklere rastlamayalım. Hatta dikkatsizce verilen bu örneklerden bazıları o kadar çarpıcı ki, insanları günlerce etkisi altında bırakabiliyor. Biz bunlara psikolojik terminolojide travma diyoruz. Şiddetin bu denli yoğun olarak günlük yaşamda yer alması, şiddetin kanıksanmasına yol açmaktadır. Bu kanıksama şiddetin birçok boyutta kullanılmasına ve çok çeşitli şekillerde karşımıza çıkmasına da neden olmaktadır.
Fiziksel ve ruhsal dayatma!
Cinsiyete dayalı olarak kadına uygulanan her türlü şiddet eylemidir. Bunlar fiziksel, ruhsal, cinsel veya özgürlüklerin kısıtlanması olabilir. Tehdit, dayatma, kontrol içeren davranışları kapsayan her türlü eylemdir. Dünya Sağlık Örgütü; eşlerin uyguladığı şiddeti fiziksel, psikolojik ya da cinsel hasara yol açan her türlü davranış olarak tanımlamıştır. Şiddeti üç başlık altında sayabiliriz:
Çocuğu yetiştirme şekli en büyük etken
Fiziksel şiddet: Aile içi şiddetin en sık uygulanan biçimidir. İtip kakma, sarsma, tokat atma, dayak atma, yerlerde sürükleme, zorla cinsel ilişkide bulunma, taciz, kesici, delici aletler ve ateşli silahlar kullanarak yaralama, öldürme, fiziksel şiddet uygulamalarıdır.
Psikolojik şiddet: Kişiyi başkalarının önünde küçük düşürme, alay etme, hakaret etme, isim takma, kendisini geliştirmesine izin vermemek, ifade özgürlüğünü elinden almak, arkadaşları veya aile bireyleri ile iletişimini yasaklamak gibi.
Ekonomik şiddet: Kişinin maaşını elinden almak, ihtiyacından daha az para vermek, istemediği işte çalıştırmak veya izin vermemek.
Şiddet uygulayanlar incelendiğinde, büyük bölümünde çocukluk döneminde aile içi şiddete maruz kaldıkları veya şiddete şahit oldukları gözlenmektedir. Şunu biliyoruz ki, şiddet model alınarak öğrenilen bir davranış biçimidir. Bu yolla kuşaktan kuşağa aktarılır. Gelişimsel teoriye göre; şiddetin olmadığı veya şiddeti azaltan etkenlerin olduğu ortamda şiddetin görülme oranının oldukça düştüğüdür. Nedir bu etkenler? Çocuk ve onu yetiştirenler arasındaki sevgi bağı, ilgi ve aşırı sert disiplinden uzak bir çocukluk dönemi gibi.
Ataerkil yapıda kabul görebiliyor
Şiddetin nasıl tanımlandığı toplumsal ve kültürel değerlere göre de şekilleniyor elbette. Bizim gibi ataerkil toplumlarda şiddet, bazı durumlarda kabul görebiliyor. Erkeğin sert, kadına karşı baskıcı tutumunu temsil eden ''maçoluğun'' kabul görülmesi ya da dizilerde izlenen ''taş fırın erkeği''nin, erkekler için model haline getirilmesi gibi. Diğer yandan erkeğin korku, üzüntü, çaresizlik gibi duygularını göstermesi yetersizlik olarak görülür. Öyle ki, şarkılarımız ''Erkekler ağlamaz sil gözyaşını'' derken, ağlayan erkek çocuğuna susması için ''Kız gibi ağlama- erkek adam ağlamaz'' denir. Bununla birlikte, erkeğin kızgınlığını şiddet yoluyla ifade etmesi normal görülür ve bu durum erkeğe yakıştırılır. Toplumun şiddeti bir sorun çözme yöntemi olarak benimsemesi de, aile içi şiddetin artmasında önemli etkisi vardır.
Her şey ailede başlıyor
Genel olarak şiddet eğilimi olan erkeklerde, düşük benlik saygısı vardır. Şiddetin olduğu ailelerde büyümüşlerdir. Empati yapma konusunda başarısızdırlar. Bu kişiler, kıskançlık ve kaybetme korkusunu yoğun şekilde yaşarlar. Kadın ve erkeğe ait cinsiyet rolleri konusunda katıdırlar. Aile ve toplumdaki cinsiyet kalıplarını kullanırlar. Bu kişilerde, alkol, madde bağımlılığının yanı sıra ruhsal rahatsızlıklar da görülebilmektedir. Şiddet gören kadınlar ise sosyal açıdan yalnızdır. Şiddetin bütün ailelerde olduğuna inanma eğilimindedir. Bununla birlikte, erkeğin saldırgan davranışlarından kendini sorumlu tutar. Erkeğin bir gün değişeceğine dair inancını hiç kaybetmez. Benlik saygısı az ve bağımlı kişilik özelliği gösterir. Bu kadınlarda, ciddi fiziksel ve psikolojik sorunlar olmasına rağmen, yaşadıkları şiddeti inkar etme eğilimindedirler.
Toplumda şekilleniyor
Eğer toplumda şiddet yaygınsa, o toplumun fertlerinin büyük bölümünün beden ve ruh sağlığında problem var demektir. Bu yüzden şiddetin çözümü için özellikle ''kadına yönelik'' şiddetin önlenmesinde toplumun eğitilmesi ve konuyla ilgili toplumun her kesiminde farkındalık yaratılması oldukça önemlidir. Devletin, yazılı ve görsel basının, sivil toplum kuruluşlarının, özel sektör kurum ve kuruluşlarının, aydınların, sanatçıların, eğitim kurumlarının, çocukları yetiştiren annelerin, babaların yani toplumun her kesiminin bu yakıcı sorun için daha fazla çalışması ve bu sorunun çözümü için herkesin üstüne düşeni yapması gereklidir.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Yaşam, 2014.03.08 10:59