10 yıl önce büyük beklentilerle oluşturulan Fransa İslam Konseyi bugünlerde yorgunluk sinyalleri veriyor. Acil çözüm bekleyen sorunlar karşısında konsey tek ağızdan konuşmakta zorlanıyor
İslam, Fransa'da 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başından itibaren, diplomatik temsilin dışında, varlık gösteriyor. Fransız siyasası konuyu Cezayir'i metropole bağlama istemi çerçevesinde ele alırken, ortaya konan projeler (mezarlık, okul, camii...) beklentilerle doğru orantılı olarak şekilleniyordu. Paris Büyük Camii, Birinci Dünya Savaşı'nda Fransa adına Verdun'de hayata gözlerini yuman binlerce Müslüman askerin anısına yapıldı. Özellikle Cezayir ve Fas'tan binlerce Müslüman zamanla Fransa'ya taşındı ve İslam Fransa'da en fazla takipçisi olan ikinci din konumuna yükseldi. Önemli bölümü Mağrib ülkelerinden olmak üzere Fransa'da altı milyona yakın Müslüman yaşıyor. Ancak Müslümanlar seslerini duyurmakta zorlanıyorlardı. Bu durumu "gidermek" için Fransa İslam Konseyi on yıl önce dönemin İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy'nin istemi üzerine kuruldu. Konsey, Müslümanları devlet nezinde temsil etmenin ötesinde dini yaşamlarında karşılaştıkları sorunlara da çözüm üretmekle yükümlü idi.
Ne var ki, on yıl önce büyük beklentilerle oluşturulan Fransa İslam Konseyi bugünlerde yorgunluk sinyalleri veriyor. Acil çözüm bekleyen sorunlar karşısında konsey tek ağızdan konuşmakta zorlanıyor. İç mekanizmalar kadar siyaset cephesinin de etkili olduğu bir gerçek. Müslümanların genel nüfus içinde ki yoğunluğu düşünüldüğünde tartışmaların orantısız olduğunu ve özellikle son üç yılda tartışmaların giderek artığını ifade edebiliriz. Minare tartışmlarından, helal ete; sokakta nazam kılanlardan, Arapça yapılan hutbelere tartışmalar geniş bir yelpazeye yayılıyor.
Nicolas Sarkozy'nin cumhurbaşkanlığı döneminde İçişleri Bakanı Claude Gueant 'ın Müslümanları hedef alan her açıklamasının ardından Fransa İslam Konseyi yetkinliğini biraz daha yitirdi. Siyaset cephesi sunni gündemlerle Müslümanları hedef alırken, sokaklarda Müslümanlara yönelik saldırılar da bir artış gözlemleniyor. Bu yılın ilk üç ayında , geçen yılla mukayese edildiğinde, yüzde 25'lik bir artış kaydedildi. Müslümanlara yönelik saldırıları izlemekle görevli Fransa İslam Konseyi Gözlemevi'nin verdiği rakamlara bakıldığında, 53 fiili eylem, 148 tehdit olmak üzere toplam 201 saldırı gerçekleşti. Son haftalarda yaşanan şiddet olayları tedirginliği artırmakta. Özellikle internet ortamında Müslümanlara yönelik tehditlerin arttığı ifade ediliyor.
Fransa İslam Konseyi'nin beklentilerin altında bir performans sergilemesi her şeyden önce iç dengelerle doğrudan ilintili. Ummetin temsilinden çok federasyonlar çerçevesinde "milliyetlerin" temsili görülmekte. Örneğin RMF'ye Faslılar egemen iken, Paris Büyük Camii'ne Cezayirliler, Fransa İslami Organizasyonlar Birliği'nde Müslüman Kardeşler ve Fransa Türk Müslümanları Koordinasyon Komitesi'ne isminde de anlaşılacağı gibi Türkler egemen. Bu durum ister istemez uluslararası dengeleri de bir şekilde dahil ediyor. Fas-Cezayir rekabeti Fransa İslam Konseyi'nde de kendini gösteriyor.
Son olarak Paris Büyük Camii Rektörü Dalil Boubekeur tekrar başkanlığa gelmeyeceğini ifade ettikten sonra Şemseddin Hafız'ı önerdi. Ancak Hafız'ın Brüksel'de Batı Sahra sorunsalıyla alakalı bir davaya bakması Fransa İslam Konseyi'ne egemen olan RMF'nin , Fas-Cezayir rekabeti sebebiyle Hafız'ın başkanlığına sıcak bakmayacağını düşündürüyor. Aslında Paris Camii Rektörü bu öneriyi yaptığında red edileceğini bilerek yaptığını düşünmekte mümkün. Rektör, Müslümanların Fransa'da yaşadıkları sorunlara birlik içinde çözüm aramasını ve etnik engellerin aşılmasını istiyor. Bu önerisiyle de diğer federasyonları zorlamayı düşünüyor olabilir.
Seçimlerle 8 Haziran'da belirlenen Konsey üyeleri yeni başkanlarını gelecek günlerde belirleyecekler (23 Haziran Pazar günü bir araya gelen Konsey üyeleri bir isim üzerinde uzlaşamadı.). Ulusal ve uluslarası dengelere göre hareket edecekleri düşünüldüğünde kolay olmayacağı anlaşılıyor. Müslüman Kardeşlere yakınlığı ile bilinen Fransa İslami Organizasyonlar Birliği'nin seçimlere katılmadığı hatırlandığında Konsey'in temsil noktasında önemli bir federasyonun desteğinden mahrum olacağı çok açık. Ayrıca, herhangi bir federasyona bağlı olmayan bağımsız camiilerin paralel bir konsey oluşturmak üzere yola koyuldukları düşünüldüğünde Fransa İslam Konseyi'nin onuncu yılında tıkandığını ifade edebiliriz.
Konseyin temellerini atanların, delege sayısını camiilerin metre karesine göre belirleme kararı küçük camiileri daha en başında « kaybedenlere » dahil ederken, temsilde farklı sonuçların doğmasına kapı araladı. Örneğin, nüfus yoğunluğu bağlamında Faslılar Cezayirlilerle mukayese edildiğinde toplam nüfus içinde çok daha az olmalarına rağmen en fazla delege çıkarmış olmaları federasyona bağlı camiilerin büyüklüğüne bağlı idi. Bu durum Şubat ayında kabul edilen yeni tüzükte de değişmedi. Federasyonlar dönüşümlü başkanlık sistemiyle sorunu aşmaya çalışacaklar. Ancak 8 Haziran seçimlerinde en fazla delege çıkaran "Faslıların" dışında "Cezayirliler" konuya mesafeli duruken, "Müslüman Karedeşler" seçimleri boykot etmek suretiyle dışarıda kaldılar.
Federasyonlar yaşanan tıkanmışlığı siyasetin müdahallesiyle aşabileceğine inanıyor. Ancak bunun doğru adres olmadığı son yıllarda siyasetin konuları ele alış biçiminden anlaşılıyor. On yılın sonunda gözlemlenen istemsizlik çözümü bekleyen dosyaların geleceğini de tehdit ediyor. Genel olarak Müslümanların konseye mesafeli durması da yardımcı olmuyor. Fransa İslam Konseyi'nin geleceği, yarışı ve ayrışmayı önceleyen seçim sisteminden uzaklaşmasından, baskı gruplarına mesafe koymasından ve ümmet fikrini yansıtabilme kapasitesinden geçiyor.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Dünya, 2013.06.24 10:36