Bursa'da yerel bir televizyon programında Bursa ve Türkiye gündemine ilişkin soruları yanıtlayan Bursa Emniyet Müdürü Halil Yılmaz, pazar günü Demokratik Toplum Kongresi tarafından Gemlik ilçesine yapılması düşünülen yürüyüşle ilgili emniyetin tedbirlerini aldığını söyledi.
Abdullah Öcalan'ın avukatları ile görüştürülmemesine tepki amacıyla Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED), BDP ve DTK'nın desteğiyle Gemlik'e yapılması beklenen yürüyüş için alınan güvenlik önlemleri hakkında konuşan Yılmaz, herkesin yasalar çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Yılmaz, yaşanan olayları ve gündemi herkesten daha fazla takip ettiklerini ifade ederek, "Kamuoyuna yansımış olan bilgiler çerçevesinde bilgi topluyoruz. Yürüyüş yapmak isteyen
oluşumların herhangi bir yasal müracaatı yok. Bize resmi müracaat yapılırsa bu çerçevede yasalar dahilinde, bize tanınan yetkiler çerçevesinde bir karar vereceğiz. Bizim işimiz özgürlük ile güvenlik arasında dengeyi sağlamak. Demokrasi dediğimiz zaman da bu anlaşılır. Bu dengenin sarsıldığı noktalarda demokrasi zafiyeti vardır demektir. Bu bakımdan herkesin bizim kadar, vatandaşların da kuruluşların da özgürlük-güvenlik arasındaki dengeye dikkat etmesi ve demokrasinin gelişmesine katkıda bulunması gerekir.
Demokrasilerde, hukuk çerçevesinde yetkili kurumların aldığı kararların halk tarafından benimsenmesi gerekir. Kararın beğenilmemesi durumunda cezalar uygulanır. Ve bu aşılırsa güvenlik zarar görür. Güvenlik bir şemsiyedir. Eğer bu şemsiye zarar görürse hepimiz yağmura doluya maruz kalırız" dedi.
TUHAD-FED, Öcalan'ın kaldığı İmralı'nın kapatılması, müzakereye devam edilmesi ve operasyonların durması için 9 Ekim'de Gemlik'e yürüyüş düzenleneceğini açıklamasının ardından gözler Gemlik ilçesine çevrildi. Öcalan'ın ailesi ve avukatları ile görüşmesinin engellendiği gerekçesiyle BDP ve DTK, Gemlik'e yürüyüş düzenleme kararı almasının ardından güvenlik güçleri de bölgede geniş çaplı kamuoyu araştırması başlattı. Öcalan'ın Suriye'den ayrılmasının yıldönümü olan 9 Ekim'de yapılması planlanan yürüyüşe
çok sayıda sivil toplum kuruluşu da destek vermesi beklenirken, güvenlik görevlileri bölgede provakatif eylemlerin de önüne geçmek istiyor. Gemlik'te ki vatandaşlara görüşmeler yaptıklarını söyleyen Yılmaz, "Önümüzdeki günlerde de alacağımız bir takım tedbirlerimiz olacak. Her türlü tedbirimizi aldık. Mutlaka bir görüşün yanında, o görüşe katılmayan başkaları da olacaktır. Bir görüşün aksi görüşü vardır. Önemli olan, her iki görüşünde bir birine saygılı olması ve bu saygıyı davranış haline getirmesi
gerekir. Bunun yapıldığı yerde demokrasinden söz edebiliriz. Bu davranışların sadece sözde değil, eyleme de dönüşmesi lazımdır. Eğer bir karar alınacaksa, bu karara herkesin saygılı olması gerekir. Hukuk devletinde yetkili makamların aldığı kararların kabul edilmesi gerekir. Bu kararlar kabul edilmezse zaten güvenlik güçleri devreye girer. Bir görüşün karşı görüşü varsa, karşı görüşteki insanlar kendilerini kanun koyucunun yerine koymamalı. Türkiye bir hukuk devletidir. Hiç kimse emri vaki ile yasal
görevlerin önüne geçip misyon yüklenmesin" diye konuştu.
Türkiye'nin belli bir sistemi olduğuna dikkat çeken Yılmaz, herkesi sağduyulu olmaya davet etti. Hayatın sadece 9 Ekim'den ibaret olmadığını söyleyen Yılmaz, Türkiye topraklarında bütün milletlerin huzur ve güven içersinde yaşayacakları ve daha iyi günlerin olacağını belirtti.
"POLİS VE ASKERİN GÖREV YERİ BELLİDİR"
Güneydoğuda terör örgütü PKK ile mücadelede askerin yaptığı görevi polisin üstlenmesi durumunda nelerin yaşanacağı sorusuna Yılmaz, asker ve polis teşkilatlarının görev bölgelerinin yasal mevzuatlarla belirlendiğini hatırlattı. Asker ve polisi birbirilerinin alternatifi olarak düşünülmesinin son derece yanlış olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Türkiye'de bütün kurumlar kendisine tanınan görevleri ikame etmek için vardır. Polis, askerin yaptığı görevi yapmaz. Askerin görevi savaşmaktır, ikisinin de görevi
ayrıdır. Yurt içinde emniyet ve asayişi sağlama görevi İç İşleri Bakanlığı'na verilmiştir. Bakanlık, kendi sorumlulukları bölgelerinde bu görevi sağlama yetkisini polis ve jandarma kuvvetlerine vermiştir. Kamuoyunda yapılan tartışmalar tamamen spekülatif konulardır" dedi.
"TARAFTARLARI KULÜPLER BİR ARAYA GETİRMELİ"
Bursaspor-Beşiktaş maçına rakip takımların seyirci getirmemesine de değinen Yılmaz, kulüplerin bir araya gelerek taraftarları ile konuşmaları gerektiğini söyledi. Yılmaz, "Bir spor müsabakasında maçlara kimlerin girip girmeyeceği, bu maçlara taraftar götürülüp götürülmeyeceği yetkisi bize ait değildir. Spordaki birçok konu özel kanunla Türkiye Futbol Federasyonu'na (TFF) verilmiştir. Bu kulüplerin bileceği bir iş. 'Seyircisiz maç yapmanın anlamı olmaz' diye düşünen kulüp varsa, kendi taraftarları ile
oturup konuşmalı. Ortada bir sıkıntı varsa bunları araştırmalı. Akademik odalarla, psikologlarla, üniversite görevlileri ile futbol adamları ile oturup taraftarlar arasında yaşanan bu sıkıntılara çözülmeli. Ama bütün bunlar, kolluk kuvvetlerinin dışında cereyan etmeli. TFF bu konuda inisiyatif geliştirmeli. Bu konuda sorumlu ne kadar kulüp varsa hepsini bir araya getirmeli ve bu konudaki tedbirleri almalı" diye konuştu.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2011.10.06 09:36