Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Danışma Kurulu Üyesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Tatar, Van'daki 7,2'lik depremin sürpriz bir deprem olduğunu belirterek, "Van Gölü'nün ileriki yıllarda taşacağı iddiaları gerçeği yansıtmıyor" dedi.
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Danışma Kurulu Üyesi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Tatar, Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremin kendileri için sürpriz olduğunu belirterek, "Biliyorsunuz şuan Türkiye'nin en büyük deprem tehlikesi yaşayan yerlerinden bir tanesi Marmara Denizi içerisi. Son yıllarda da bu konuda birçok çalışmalar yapılıyor. Bütün dikkatler de bu
bölgeye yoğunlaşmakta. Zaman zaman Türkiye'nin sadece Marmara Denizi'nde veya Kuzey Anadolu Fay zonundaki yerlerinde değil, başka yerlerinde de birtakım deprem risklerinin olduğunu söylüyoruz. Özellikle Doğu Anadolu Fay zonu üzerinde değişik bölgelerde deprem riski var. Bu her 2 fay zonu dışında kalan yerlerde bir takım münferit faylar boyunca deprem diskinin olduğunu söylemek mümkün. Özetle şunu söyleyebiliriz. 23 Ekim tarihinde meydana gelen Van depremi Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay zonlarından
bağımsız münferit bir deprem. Deprem tamamen doğu batı uzanımlı bir fay üzerinde meydana gelmiş durumunda. Bu depremin odak mekanizması çözümlerine baktığımızda bunun ters fay olduğunu görüyoruz" dedi.
"BÖLGEDE 5,9 İLE 6 BÜYÜKLÜĞÜNDE ARTÇI SARSINTILAR OLABİLİR"
Prof. Dr. Orhan Tatar, konuşmasında bölgede yaşanan depremlere de değinerek, "Özetle söyleyecek olursak bu bölgede 1945 yılında Çatak'ta 5,8 büyüklüğünde, 1972 yılında Van civarında 5,2 büyüklüğünde ve en önemlilerinden bir tanesi de 1976 yılında Çaldıran'da meydana gelen yaklaşık 3 bin 800 kişinin ölümü ile sonuçlanan depremler var. Yeni yaşanan depremde onlardan bir tanesi. Özellikle Van'ın kuzeyindeki yerleşim yerlerinde büyük bir zarara neden oldu. Tabii bu zararın oluşmasında sadece depremin
etkisinden ziyade aynı zamanda bölgenin jeolojik yapısı, bölgedeki binaların yapısından kaynaklanan da bir sıkıntı olduğu ortaya çıkıyor. Bu tabi büyük bir deprem. Depremin buyana kadarki artçı sarsıntılarının sayısı 250'yi buldu. Burada artçıların 2,5- ile 3 arasında yoğunlaştığını görüyoruz. 7,2 büyüklüğündeki bir depremin artçı sarsıntılarının biraz daha büyük olması beklenir. Önümüzdeki günlerde buna çok dikkat etmek gerekir. Bölgede 5,9 ile 6 büyüklüğünde artçı sarsıntılar olabilir. Halkımızın buna çok
dikkat etmesi gerekiyor. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığımızın koordinesinde bölgede eşgüdüm içinde planlamalar yapılıyor. Bölgeye çok sayıda yardım malzemesi sevk edildi. Çok sayıda arama kurtarma ekibi bölgede çalışmalarını sürdürüyor" dedi.
"7,2 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ GELEN DEPREM KUZEY ANADOLU FAY HATTINA ETKİ YAPMAZ"
Prof. Dr. Orhan Tatar, Van depreminin Kuzey Anadolu fay hattını etkileyip etkilemeyeceği ve bunun Marmara depremini tetikleyip tetiklemeyeceği konusundaki soruya ise şu cevabı verdi:
"Van depremin o bölgeyle hiçbir ilgisi yok. Çünkü Kuzey Anadolu Fay zonu ayrı bir zon. Marmara bölgesindeki faylarda Kuzey Anadolu Fay zorunun bir parçası. Van'da meydana gelen depremi oluşturan fay tamamen bağımsız bir fay. Bu depremi oluşturan faya ait odak noktası çözümlerine baktığımızda bunun ters bileşenli düşey fay olduğu ortaya çıkıyor. Bu Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fay zonu ile ilgili bir deprem değil. Bunu çok net olarak söyleyebiliyoruz. 7,2 büyüklüğündeki bu deprem muhtemelen bölgede enaz
60-70 kilometre civarında yüzey kırığı oluşturmuş olabilir" dedi.
"VAN GÖLÜ'NÜN TAŞACAĞI İDDİALARINA KATILMIYORUM"
Prof. Dr. Orhan Tatar, depremin ardından ABD'li bilim adamlarının Van gölünün ileriki yıllarda taşabileceği konusundaki sorusuna verdiği cevapta ise bunun gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Van gölünde bir takım bilimsel çalışmalar var. Bu bölgede Van Gölünün oluşumu ile ilgili sadece Amerikalılar değil Alman bilim adamları da bölgede birkaç yıldır çalışma yapıyor. Van Gölü büyük bir göl. İç deniz gibi nitelendirebileceğimiz bir göl. 7,2 büyüklüğündeki büyük bir depremde bile eğer Van Gölü içerisinde
Tusunamiye sebep olacak bir olay meydana gelmemişse bundan sonrada böyle bir olayın beklenmesi son derece düşük bir ihtimal. Bu sebeple ben Van Gölü'nün taşacağı ihtimaline katılmıyorum" dedi.
"MARMARA DENİZİ'NDEKİ DEPREM RİSKİ ARTARAK DEVAM EDİYOR"
Marmara Denizi'ndeki deprem beklentisi ile ilgili de soruların cevaplandıran Prof. Dr. Orhan Tatar, "Marmara Denizi'ndeki deprem tamamen bundan bağımsız bir deprem beklentisi. 17 Ağustos 1999 depreminden özellikle Marmara Denizi içerisinde bir stres birikimi yaşanıyor. Şuanda Marmara Denizi içerisinde kırılmayı bekleyen yaklaşık 170 kilometre uzunluğunda bir fay var. Bu fayın kırılması durumunda 6,9 ile 7,6 arasında bir deprem beklentisi var. Tabii bu büyük bir olay. Özellikle İstanbul ve Marmara
bölgesi Türkiye'nin kalbi diyebileceğimiz bir bölge. Çok yoğun bir nüfus ve sanayi var. Bu bölgedeki deprem tehlikesi halen devam ediyor. Son yıllarda bu riskin daha da arttığını söylemek mümkün. Marmara Denizi'nde olabilecek bir deprem sadece İstanbul'u etkilemeyecek. İstanbul ile birlikte bölgedeki diğer yerleşim yerleri de bunan nasibini alacak. Özellikle Marmara Denizi'nin güneyinde kalan yerleşim birimleri önemli risk altında. Bursa, Balıkesir'in kuzeyde kalan Bandırma gibi yerleşim birimleri ile
Çanakkale'nin bulunduğu bölümler bundan etkilenecek" dedi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2011.10.24 12:13