Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, geriye dönülmemesi ve içerisine ihtilal ruhu sinmiş olan yama anayasadan Türkiye'nin kurtulması gerektiğini söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, geriye dönülmemesi ve içerisine ihtilal ruhu sinmiş olan yama anayasadan Türkiye'nin kurtulması gerektiğini söyledi. Mevcut anayasanın kısmen değil tümden değişmesi gerektiğini söyleyen Bakan Çelik, "Bizim bu yama anayasadan kurtulmamız gerekiyor. Gerçekten yama bir anayasa. Neresini değiştirirseniz değiştirin 12 Eylül ruhu, ihtilal ruhu içine sinmiş. Bir fıkrasında mutlaka bir şey vardır. Onu tümden ortadan kaldırmak gerekiyor. 17 defa değişikliğe uğramış ama kimsede bu tablodan memnun değil. 2012 ve geleceğe dönük bir anayasayı mutlak suretle gerçekleştirmek gerekiyor" dedi.
Milletin derdine derman olan bir anayasaya ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Bakan Çelik, şunları söyledi:
"Biz milletle ittifak yaptık. Millet de bizi iktidar yaptı. AK Parti, her türlü antidemokratik söylem ve eylemlere karşı millet iradesine daima sahip çıkmıştır. Milletimiz ileri gitmek istediğini 12 Eylül referandumu ile bir kez daha gösterdi. Türkiye'yi nerede görmek istediğini bir kez daha gösterdi. Bizim bu yama anayasadan kurtulmamız gerekiyor. Gerçekten yama bir anayasa. Neresini değiştirirseniz değiştirin 12 Eylül ruhu, ihtilal ruhu içine sinmiş. Bir fıkrasında mutlaka bir şey vardır. Onu tümden ortadan kaldırmak gerekiyor. 17 defa değişikliğe uğramış ama kimsede bu tablodan memnun değil. 2012 ve geleceğe dönük bir anayasayı mutlak suretle gerçekleştirmek gerekiyor. Niye önemli bu? Geriye bir daha dönülmesin Türkiye'de. O karanlık günler bir daha yaşanmasın diye buna şiddetle ihtiyacımız var. Milletin değerlerini sahiplenen, milletle çatışmayan bir anayasa olmalı. Dert değil derman olan bir anayasa olmalıdır" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin çok sıkıntılı yılları geride bıraktığını ve AK Parti iktidarıyla normalleşme sürecine girildiğini savunan Çelik, şöyle devam etti:
"İnsan hakları ve demokrasi eksenli çözüm arayışlarının çoğu zaman faili meçhullerle karşılık bulduğu dönemleri yaşadık. Kimi zaman irtica paranoyalarıyla milletin değerleri adete bir tehdit unsuru olarak görülmeye başlandı. Kimi zaman bu milletin çocukları okul kapılarının önünde süründürüldü, kimi zaman bankalar hortumlanarak bu milletin birikimi milletin cebinden alındı. Bütün bunlara rağmen milletimiz bıkmadan uzanmadan demokrasiye bağlılığını her defasında gösterdi. Sandık önüne konulduğu zaman bu dayatmalara karşı tepkisini gösterdi. 1960 darbesinden sonra beklenen Cumhuriyet Halk Partisi idi. 1971 muhtırasıyla o gün Adalet Partisi uzaklaştırılmaya çalışıldı, muvaffak olunamadı. 1980 ihtilali ile Adalet Partisi'ni uzaklaştırdık dediler, onun müsteşarı olan rahmetli Özal'ı seçildi. 28 Şubat'ta Erbakan'ı uzaklaştıralım derken onun yetiştirdiği siyasetçiyi milletimiz iş başına getirdi. Milletimizin aldığı en pahalı şey demokrasi oldu. Milletimize demokrasi çok pahalı bir elbise oldu. Ama milletimiz her defasında bu zamlı elbiseyi giymeyi tercih etti. Onun için milletimize müteşekkiriz."
Türkiye'nin geçmişte birçok konuda gereksiz zaman kaybı yaşadığını ifade eden Çelik, 5 yıl önce darbe sözcüğünün söylenmesinin sıkıntı olduğunu, bugün ise her şeyin özgürce konuşulduğunu vurgulayarak, "Şu anda her şey ters düz oldu. Ters düz olanlar az bir kesim süreçten menfaat sağlayanlardı. Onlar şu an huzursuz, ama geniş kitlelerde huzursuzluk söz konusu değil. Geniş kitlelerde mutluluk var. Çünkü olması gereken normalleşme sürecini yaşıyor Türkiye. 10-15 yıl önce Kürtçe konuşmak sorundu. Şimdi Kürtçe televizyon var. Bir insan anadilini kendisi seçmiyor ki. Bu hakkı tartışmaya ne gerek var? Anadilini okumak istiyorsa buyursun, okusun. Bu insanın tabii hakkı. Geriye dönüp baktığımız zaman bu konuyu tartışmak bile ne kadar yanlışmış. Tartıştığımız birçok konunun ne kadar gereksiz zaman kaybına sebebiyet verdiğini şimdi daha rahat görüyorum" dedi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2011.12.21 08:58