Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ) Başkan Adayı Fahriye Vatansever Ağca, yaklaşan seçim hakkında değerlendirmelerde bulunurken gerçekleştirmek istedikleri projelere değindi.
MERVE DENİZ EKİCİ / BURSADA BUGÜN
Aylin Tekir'in hazırlayıp sunduğu 'Aylin'le Güne Başlarken' programının bugünkü konuğu BAL-GÖÇ Başkan Adayı Fahriye Vatansever Ağca oldu. Ağca, adaylık sürecini ve projelerini anlatarak değerlendirmelerde bulunarak, "Çocukluğumdan beri camiaya olan gönül bağım beni daha fazla sorumluluk almaya itti. Son 10 yıldır Balgöç ailesinin içindeyim. Önce kadın kollarında, ardından iki dönem yönetim kurulunda görev aldım" dedi.
"KARDİYOLOJİ ALANINDA HİZMET VERİYORUM"
Ağca, "Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca. 1976 yılında Bulgaristan'ın Kırcaali iline bağlı Hacı Mahallesi köyünde doğdum. 13 yaşıma kadar Bulgaristan'da yaşadım. 1989 yılında ailemle birlikte zorunlu göçe tabi tutularak önce İzmir'e, ardından Bursa'ya geldik ve Bursa'ya yerleştik. İlkokulu ve ortaokul birinci sınıfı Bulgaristan'da okudum. Ortaokul ikinci sınıftan itibaren ise Türkiye'de eğitimime devam ettim. Türkiye'ye geldiğimde Türkçe okuma yazmam yoktu. Bulgaristan'da Türk dili eğitimi olmadığı için büyük zorluklar yaşadım. Bir yandan Türkçe öğrenmeye çalışırken, bir yandan da Türkiye'ye uyum sürecini yaşadık. Liseyi Bursa'da Yıldırım Beyazıt Lisesi'nde, tıp fakültesini Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamladım. Kardiyoloji ihtisasımı İzmir'de yaptım. Ardından atalarımızın toprakları olan Karaman'da 2,5 yıl mecburi hizmet görevimi yerine getirdim. Yaklaşık 17-18 yıldır da Bursa'da, kardiyoloji alanında Bursa halkına hizmet ediyorum" ifadelerini kullanarak kendinden bahsetti.
"CİDDİ BASKILARIN OLDUĞU DÖNEMDE YAŞADIK"
Aday olma sürecinde geçmişte yaşadıklarının etkisi olduğuna değinen Ağca, "Kararım aslında çocukluğumdan gelen bir sürecin sonucu. Sekiz yaşındayken, Aralık 1984'te Bulgaristan'da "Soya Dönüş" adı altında asimilasyon ve isim değiştirme süreci başlatıldı. Türk köyleri kuşatıldı; bu köylerden biri de bizim köyümüzdü. Dedem, bu direnişin sembollerinden olan Nuri Adalı'nın arkadaş grubundaydı. Önceden köyümüzün kuşatılacağına dair bilgi alınmıştı. Kadınlar ve çocuklar, köyün dışındaki bir mağarada gizlendi. Aralık ayıydı; Rodoplar'da bir buçuk metre kar vardı. İki gün iki gece, üst üste paltolarla o mağarada kaldık. Daha sonra askerler bizi buldu ve Kalaşnikofların gölgesinde köye kadar yürüttüler. O günler Bulgaristan Türkleri için kabus gibiydi. Ben sadece 8 yaşında bir kız çocuğuydum. Sonrasında isimlerimiz değiştirildi. Fahriye olan ismim önce Fidanka yapıldı, ardından Türkçe çağrışım yaptığı gerekçesiyle tekrar değiştirildi. İlkokulu üç farklı isimle bitirmek zorunda kaldım. Okulda her gün arkadaşlarımızla yeniden tanışıyorduk. Türkçe konuştuğumuz için kötü muamele gördük; okul müdürü defalarca ellerimize cetvelle vurdu. Türkçe konuşanları ispiyonlamamız istendi. Çarşıda, pazarda Türkçe konuşmamız yasaktı. Seyahat kısıtlamaları vardı. 1989'a kadar geçen beş yıl, dini vecibelerimizi yerine getiremediğimiz, ciddi baskıların olduğu çok zor bir dönemdi. Ailemden bir büyüğümüz, oğlunu sünnet ettirdiği için Belene Kampı'na gönderildi ve yaklaşık bir buçuk yıl orada kaldı. Fiziksel ve psikolojik işkencelere maruz kaldı" şeklinde konuştu.
"İÇİMDEKİ SORUMLULUK DUYGUSUYLA BU YOLA ÇIKMAYA KARAR VERDİK"
BAL-GÖÇ ile tanışma hikayesini anlatan Ağca, "Geçen yıl profesör olduktan sonra, "kendim için yapabileceklerimi yaptım" dedim. Ancak çocukluğumdan beri camiaya olan gönül bağım beni daha fazla sorumluluk almaya itti. Son 10 yıldır Balgöç ailesinin içindeyim. Önce kadın kollarında, ardından iki dönem yönetim kurulunda görev aldım. Geçtiğimiz dönemde Emin Balkan, camiadaki dağınıklığı toparlama ve küskünleri barıştırma vaadiyle bizden destek istedi. Kendisine ciddi destek verdik ve seçilmesinde önemli rol oynadık. Ancak seçim sonrasında vaat edilen birlik ortamı oluşmadı. Bunun üzerine tabandan yoğun bir talep oluştu. Şubelerden, yöre derneklerinden, muhtarlardan ziyaretler aldım. "Artık Balgöç'e el atın" talepleri geldi. Bu talepler ve içimdeki sorumluluk duygusuyla bu yola çıkmaya karar verdik" dedi.
AĞCA VE EKİBİNİN PROJELERİ...
Ağca, BAL-GÖÇ'te gerçekleştireceği projelerinden bahsederek, Aidat ödeme zorunluluğunu kaldıracağız. Şube ve genel merkez üyeliğini tek çatı altında birleştireceğiz. Başkanlık süresini iki dönemle sınırlandıracağız. Yöre dernekleri, şubeler, SİAD'lar ve mahalle temsilcilikleriyle tabana yayılan bir yapı kuracağız. Gençlerimiz için burs, istihdam ve danışmanlık mekanizmaları oluşturacağız. Yurt dışına gitmek isteyen ya da giden gençlerimize rehberlik sağlayacağız. Balkanlar'daki dernekler, üniversiteler ve kurumlarla iş birlikleri kuracağız. Göreve gelir gelmez tüzük değişikliği kongresini yapacağız. Ardından kadınlar ve gençlerle birlikte projeleri hayata geçireceğiz. En büyük hayallerimden biri, Balgöç'e ait bir 'Balkan Evi' kazandırmak. Bu evin içinde bir Balkan Müzesi' ve 'Balkan Eserleri Kütüphanesi' kurmayı hedefliyoruz. Göç hikâyelerimizi, kültürümüzü ve tarihimizizi gelecek nesillere aktarmak istiyoruz" şeklinde anlattı.
Bursa Bölge, 2025.12.25 11:22