Altın fiyatlarında geri çekilme yaşanmasına rağmen yatırımcıların ilgisi hız kesmedi. Ağustos ayında fiziki altına dayalı borsa yatırım fonlarına 201 ton net giriş gerçekleşirken, bu rakam altın fonları tarihinde aylık bazda kaydedilen en yüksek üçüncü seviye oldu.
Altın piyasasında fiyat hareketlerinden bağımsız olarak yatırımcı tarafındaki güçlü talep dikkat çekiyor. Ağustos ayında fiziki altına dayalı borsa yatırım fonlarına gerçekleşen girişler, piyasanın önemli oyuncularının değerli metalden uzaklaşmadığını ortaya koydu.
Haberler.com'un aktardığına göre fonlara bir ay içerisinde 201 tonluk net altın girişi yaşanması, tarihi ölçekte güçlü bir talebe işaret etti. Bu seviyenin üzerinde giriş görülen dönemler ise küresel finansal krizin etkilerinin yoğun şekilde hissedildiği Şubat 2009 ve Kovid-19 salgınının piyasaları sarstığı Mart 2020 oldu.
Ağustosta kaydedilen giriş, yalnızca miktarıyla değil, piyasanın geçmişteki kritik dönemleriyle kıyaslandığında ortaya çıkan tabloyla da öne çıktı. Rusya-Ukrayna savaşının başladığı Mart 2022 dönemindeki girişin yanı sıra Fed'in parasal genişleme programını açıkladığı Eylül 2012'deki seviyeler de ağustos ayında geride bırakıldı.
Ortaya çıkan tablo, altın fiyatlarında yaşanan dalgalanmalara karşın yatırımcıların uzun vadeli beklentilerinde ciddi bir değişiklik olmadığını gösteriyor. Özellikle fiziki altına dayalı fonlara yönelen sermaye, güvenli liman talebinin canlı kaldığına işaret ediyor.
Altın tarafındaki hareketlilik yalnızca fon girişleriyle sınırlı kalmadı. Profesyonel yatırımcıların vadeli işlem piyasalarındaki pozisyonları da dikkat çekici seviyelere ulaştı.
Altındaki net uzun pozisyonların parasal değeri, mevcut veri serisinde görülen en yüksek ikinci seviyeye çıktı. Rekor ise Ocak 2026'da kaydedilmişti.
Dikkat çeken noktalardan biri ise altın fiyatının ocak ayındaki zirvenin yaklaşık 1.000 dolar altında bulunmasına rağmen büyük yatırımcıların pozisyonlarını yüksek seviyelerde tutması oldu. Bu durum, fiyatlarda yaşanan geri çekilmelerin yatırımcıların değerli metale yönelik orta vadeli beklentilerini önemli ölçüde bozmadığını ortaya koydu.
Opsiyon piyasasında görülen hareketler de altındaki yatırımcı eğilimine ilişkin önemli sinyaller verdi. Satım ve alım opsiyonları arasındaki oran, son altı ayın en düşük seviyesine geriledi.
Bu gelişme, yatırımcıların kısa vadeli fiyat risklerine karşı korunma stratejilerini tamamen terk etmediğini, ancak aynı zamanda altındaki olası yükselişten yararlanmak için pozisyon aldığını gösteriyor.
Altın piyasasının önündeki en önemli gündem maddelerinden biri ise ABD Merkez Bankası'nın para politikası olmaya devam ediyor. ABD'de ağustos ayına ilişkin tarım dışı istihdam verisinin 162 bin kişilik artış göstermesi ve işsizlik oranının yüzde 4,1 seviyesinde kalması, Fed'in eylül ayındaki faiz kararına ilişkin beklentileri etkiledi.
Piyasaların gözü şimdi ABD'den açıklanacak enflasyon göstergelerine çevrildi. 10 Eylül'de açıklanacak Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ile 11 Eylül'de duyurulacak Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Fed'in para politikasına ilişkin beklentilerin şekillenmesinde belirleyici olacak.
Enflasyonun beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi, faiz politikasında daha sıkı bir duruş ihtimalini artırarak altın üzerinde baskı oluşturabilir. Fiyat artışlarında beklenenden daha belirgin bir yavaşlama görülmesi durumunda ise faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesiyle birlikte altın için yeni bir yükseliş alanı oluşabilir.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Ekonomi, 2026.09.08 16:52