Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, tartışmalara neden olan tamamlayıcı emeklilik sistemi (TES) ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yılmaz konuyla ilgili, "Şu aşamada olgunlaşmış bir çalışma yok" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul'da ekonomi basını ile bir araya gelerek, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Türkiye'nin milli gelirinin 2025'te 1,5 trilyon doları aşmasını beklediklerini vurgulayan Yılmaz, "Kişi başına düşen gelirimiz de 17 bin doların üstünde. OVP rakamı 17 bin 748 dolar." diye konuştu.
Yılmaz, "2025 yılını temel olarak değerlendirirsek, temel makroekonomik göstergelerimizde öngörü ve hedefler önemli oranda gerçekleştirilmiştir. Hedefler yüzde 100, nokta atışı tutar mı? Böyle bakmamak lazım. Hedefin çevresinde bir yerdeyseniz hedefinizi büyük oranda yakalamışsınız demektir. İstikamet önemlidir. Yani çizdiğiniz hedeflere doğru mu gidiyorsunuz? Onlardan bir sapma mı var? Buna bakmak lazım." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, zaman zaman burada "Yüzde 12 dediniz, niye yüzde 11 oldu" gibi eleştirilerin yapıldığını anımsatarak, "Saygıyla karşılıyoruz tabii ama gerçekten hedefe ulaşıldı mı, ulaşılmadı mı derken bence iki şeye bakılmalı. Hedefe yakın bir seviyede miyiz ve aynı doğrultuda mı değişim var? Bunlar varsa aslında büyük oranda hedeflerinize ulaştınız demektir. Orta Vadeli Program'ımızın temel hedeflerine, öngörülerine de ulaştığımızı rahatlıkla ifade edebiliriz." şeklinde konuştu.
"MİLLİ GELİRİMİZİN 1,7 TRİLYON DOLARA YAKLAŞMASINI BEKLİYORUZ"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bu yıla ilişkin küresel ekonomiye dair beklentilerden bahsederek, korumacılık ve belirsizlikler nedeniyle küresel ticaretin büyümeden daha hızlı düştüğünü söyledi.
Türkiye'nin ihracatının büyük kısmının ticaret ortaklarına olmasının kendisine avantaj sağladığını dile getiren Yılmaz, bu ülkelerdeki büyüme performansına ilişkin beklentilerin nispi de olsa 2025'ten daha olumlu olduğunu, bu durumun da Türkiye'yi pozitif etkileyeceğini bildirdi.
Yılmaz, ABD ve Avrupa'daki merkez bankalarının faiz indirimlerini sürdüreceğini, bu durumun gelişmekte olan ülkelere, dolayısıyla Türkiye'ye finans akımını artıracağını kaydederek, emtia ve petrol fiyatlarının daha ılımlı bir seyir içinde olmasını beklediklerini ifade etti.
Cevdet Yılmaz, "Bu 3 faktör bize güç verecek küresel anlamda. Ticaret ortaklarımızın nispeten daha iyi büyümesi, küresel finansal koşulların nispeten iyileşmesi, emtia fiyatlarının ılımlı seyretmesi... Bu 3 küresel koşul büyümemizi ve enflasyonla mücadelemizi destekleyici mahiyette." dedi.
Türkiye'nin geçen yılın 9 ayında yüzde 3,7 büyüdüğünü anımsatan Yılmaz, "Yıl genelinde yüzde 3,3 gibi bir tahminimiz var. Bu yıl büyüme biraz daha ivmelenecek diye bekliyoruz. Yüzde 3,8 bir reel büyüme beklentimiz var. Tahminlerimizin gerçekleşmesi halinde 2026'da toplam milli gelirimizin 1,7 trilyon dolara yaklaşmasını, kişi başına gelirimizin 19 bin dolarlara yükselmesini bekliyoruz." şeklinde konuştu.
FAİZLERİN DÜŞMESİ
Faizlerin düşmesinin TL'nin toplam mevduat içindeki payını azaltıp azaltmayacağına ilişkin soru üzerine Yılmaz, enflasyon düşerken faizlerin de düşürülmesinin reel faizi etkileyecek bir husus olmadığını kaydederek, böyle bir etki beklemediklerini söyledi.
Yılmaz, "Sağlıklı bir şekilde enflasyonun düştüğü bir ortamda faizler de düşüyorsa, bu TL'den çıkışı getirmez, böyle bir sıkıntı olacağını zannetmiyoruz ve beklemiyoruz. Dolayısıyla dolara, altına bir yönelim gibi bir şeyi faizlerin düşmesiyle beklemiyoruz, çünkü enflasyon da düşüyor. Burada tek başına faize bakmamanız lazım, reel faize bakmanızda fayda var." diye konuştu.
Kıymetli Maden Ticaret Sistemi (KMTS) ile birlikte belirli bir miktarın üzerinde altın alımlarının nakit yapılamayacağının hatırlatılması üzerine Yılmaz, burada parasal ödemelerde bankacılık sisteminin kullanılmasının ve işlemlerin kayıt altına alınmasının amaçlandığını anlattı.
Yılmaz, kredi derecelendirme kuruluşlarının bu ay değerlendirme yapacağına dair yoruma karşılık, "Türkiye'nin risk göstergelerinde, cari açığında, bütçe performansında, rezervlerinde önemli iyileşmeler var. Dolayısıyla bunların doğal olarak kredi değerlendirmelerine yansımasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
"ENFLASYONU GÜNCELLEME İHTİYACI GÖRMÜYORUZ"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yıl sonu enflasyonun hedeflerin üzerinde geldiğine ve OVP'de bir güncelleme olup olmayacağına ilişkin soru üzerine, bu yıl enflasyonda yüzde 20'nin altını hedeflediklerini söyledi.
Yılmaz, "OVP'de hedef yüzde 16. Yalnız bu yüzde 16 aralıkla birlikte veriliyor biliyorsunuz, 13-19 aralığı. Bunu biz pratik bir şekilde 'yüzde 20'nin altını hedefliyoruz' diye ifade ediyoruz. Burada bir güncelleme ihtiyacı şu anda görmüyoruz. Ocakta ve izleyen aylardaki eğilimler gidişatı daha netleştirecektir." açıklamasını yaptı.
Dezenflasyon programında bir normalleşme olup olmayacağına dair soru üzerine Yılmaz, şunları kaydetti:
"Regülasyonlarda elbette zaman içinde finansal piyasalar rahatladıkça, belli mesafeler alındıkça düzenlemelerde normalleşmeye geçiş beklenmesi gereken bir durum, ancak bir es gibi bir şey söz konusu değil. Es verme diye bir şey programımızda söz konusu değil. Programda ince ayarlar her zaman yapılabilir. Bütün programlar dinamiktir, gelişen şartlara, ihtiyaçlara göre ince ayarlar her zaman yapılabilir, yönetim bunun için var ama programımızın esasında hiçbir şekilde bir es verme, duraksama söz konusu değil. Dolayısıyla programımızı kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz."
Yılmaz, ince ayarların ancak "üretimi, yatırımı, ihracatı daha fazla destekleme, tüketimi bir miktar daha ılımlı hale getirme yönünde" olabileceğini kaydederek, "Yoksa programın toplam büyüklüğü açısından bir gevşeme söz konusu olmaz." dedi.
"EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞINA DÜZENLEME YAPILACAK"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, enflasyonun istenilen hızda düşmemesinde hizmet enflasyonundaki katılığın, dolayısıyla eğitim ve kira ücretlerindeki artışın etkili olduğundan bahsederek, burada da gidişatın ve önlerindeki döneme dair perspektifin olumlu olduğunu anlattı.
"Büyümeyi, istihdamı, diğer sosyal dengeleri gözden çıkarıp sadece ve sadece hızla enflasyonu düşürelim" denilirse enflasyonun hızla düşebileceğini kaydeden Yılmaz, ancak bunun büyük sosyal ve ekonomik maliyetler doğuracağını, kendilerinin bunları göz önünde bulundurduklarını söyledi.
Yılmaz, en düşük emekli aylığının ne kadar olacağına dair bir soruya karşılık, bu konudaki çalışmaları yaptıklarını, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birlikteliğinde yaptıkları değerlendirmeyi TBMM AK Parti Grubu ile paylaştıklarını, bundan sonraki sürecin buradan takip edilebileceğini bildirdi.
Cevdet Yılmaz, "Burada bir düzenleme yapılacağını ifade edebilirim ancak bu düzenleme bütçe imkanlarımız çerçevesinde, bütçelerimiz, dengelerimiz gözetilerek yapılacak. Bir düzenleme olacak ve emeklilerimize duyarsız kalmadan ama bütçe dengelerimizi de hiçbir şekilde bozmadan optimum noktada bir karar oluşmasını bekliyoruz." şeklinde konuştu.
SSK, Bağ-Kur ve memur emeklilerinin farklı zam aldığına dair bir yorum üzerine Yılmaz, bunun 6 aylık periyotlar halinde düşünülmesi gerektiğini ve yıl genelinde dengeli bir yapının oluştuğunu belirtti.
Sosyal destek sisteminde yeni bir hazırlıklarının olduğunu paylaşan Yılmaz, daha entegre, aile odaklı ve tüm destek sistemlerini birbirine entegre eden yaklaşımı hayata geçirdiklerinde gerçekten ihtiyacı olanlara odaklanabileceklerini, bunu olgunlaştırmaya çalıştıklarını bildirdi.
"BES'TE YÜZDE 20 DE OLDUKÇA İYİ BİR TEŞVİK"
Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) devlet katkısı oranının yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürülmesinin bütçeye ek katkı yapıp yapmayacağına dair soruya karşılık Yılmaz, bütçeyi bu indirimi göz önünde bulundurarak yaptıklarını, dolayısıyla bu konudaki rakamların çok değişmeyeceğini bildirdi.
Yılmaz, "Yüzde 30'dan yüzde 20'ye düşürülmesi BES'in teşvik edilmediği anlamına gelmiyor, yüzde 20 de oldukça iyi bir teşvik aslında. Biz tabii ki bu bireysel emeklilik sistemini destekliyoruz, bu nedenle de bütçemizde önemli bir rakamı bu destek için ayırmış durumdayız." diye konuştu.
Tasarrufun artırılmasının önemine işaret eden Yılmaz, "Türkiye'de finansal sistemde en fazla gelişme potansiyeli olan alanlardan biri sigortacılık. Yeterince potansiyelimizi henüz harekete geçirebilmiş değiliz bana göre. Bu ne kadar gelişirse toplam finansal istikrarımıza da katkısı olur, tasarruf oranlarımız artmış olur. Bu anlamda BES'i önemli bir miktarda ve kaynakla bütçeden desteklemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.
"ŞU AN ÇALIŞMA YOK"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, tamamlayıcı emeklilik sistemine ilişkin olarak, şu aşamada gündemlerinde olgunlaşmış bir çalışma bulunmadığını belirterek, bu tür adımların ancak kapsamlı bir etki değerlendirmesi ve hazırlık süreci sonrasında ele alınabileceğini söyledi.
Yılmaz konu hakkında şu ifadeleri kullandı:
"Tamamlayıcı emeklilik sisteminde gündemimizde henüz olgunlaşmış bir çalışmamız şuan için yok. Bu tür konular ancak iyi bir etki değerlendirme, bir hazırlık yapıldıktan sonra tartışılması gereken konular diye ifade etmek isterim. İnsanların alternatiflerini arttırmakta her zaman fayda var, alternatif tasarruf imkanlarını arttırmakta fayda var. Yaşlanan bir nüfusuz, işte demografiden sormadınız ama, demografi her şeyi etkiliyor, sosyal güvenlik sistemini de köklü bir şekilde etkiliyor."
"DESTEK MEKANİZMALARIMIZI GÜÇLENDİRECEĞİZ"
Cevdet Yılmaz, krediye erişime ilişkin bir soruya karşılık, genel finansal ortamın iyileşme yolunda ilerlediğini ve faiz indirim döngüsüne girdiklerini, enflasyonun düşüş eğiliminde olduğunu anlattı.
Finans tarafında makro gidişatın iyi olduğunu dile getiren Yılmaz, "Genel gidişata ilave olarak 'selektif, seçici' dediğimiz mekanizmaları da imkanlarımız ölçüsünde kullanıyoruz. Esnaftan çiftçiye, nitelikli yatırımlara varıncaya kadar bu finansal koşulları güçlendiriyoruz. Emek yoğun sektörleri destekliyoruz. Dolayısıyla bu ikisini bir arada sürdürmeye devam edeceğiz. Hem genel finansal durumu iyileştirecek hem de belli alanlara daha yoğun bir şekilde, selektif bir şekilde destek veren mekanizmalarımızı güçlendireceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, yapısal reformların sonuçlarının hemen alınmadığını, yapısal reform yapan ülkelerin geleceğinin daha parlak olduğunu, beklentilerin iyileşmesiyle yansımanın öne çekilebildiğini ifade etti.
Hem reel sonuçların hem de beklenti kanalıyla oluşturulan etkiler nedeniyle yapısal reformların çok kıymetli olduğunu vurgulayan Yılmaz, burada meclis onayı gerektirmeyen düzenlemelerin hızla yapılabildiğini, kanun gerektiren konularda meclisten yetkinin alındığını, TBMM'de 6 grubun bulunduğunu ve kanun çıkmasının uzun süreç gerektirdiğini söyledi.
Yılmaz, "İç tüzük keşke zamanında değiştirilebilse, daha etkili çalışsa bu mekanizmalar' diye gönlümüzden geçiyor ama yapacak bir şey yok. Mevcut durumumuz tabii ki saygı duymak zorundayız. Neyse usuller ona uygun bir şekilde devam edeceğiz." diye konuştu.
Yakın zamanda Meclis'te hayata geçirilen düzenlemelerden bahseden Yılmaz, "Ama Cumhurbaşkanımızın dediği gibi özellikle reformlara daha fazla yoğunlaşacağımız bir yıl olacak 2026 yılı. Güçlü bir program (Türkiye Yüzyılı Reform Programı) hazırladık partimizdeki arkadaşlarla birlikte." ifadesini kullandı.
"VERGİ YAPILANDIRMA GÜNDEMDE DEĞİL"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, vergi yapılandırmaya ilişkin bir soru üzerine, "Bu konular gündemimizde yok. Düzenli ödeme alışkanlığının toplumumuza yerleşmesi gerekiyor. Bir firma zora düştüyse bununla ilgili gerek bankacılık sisteminde, gerek vergisel konularda, gerek prim konularında uzlaşma mekanizmaları, yeniden yapılandırma mekanizmaları var. O mekanizmaların çalışmasının daha doğru olduğuna inanıyoruz." ifadelerini kullandı.
Genel politikalarının "kayıt dışılığın azaltılması, her şeyin kayıt içinde gerçekleşmesi" olduğunu vurgulayan Yılmaz, burada önemli ilerlemeler sağladıklarını, istihdamda yüzde 50'nin üzerinde olan kayıt dışılılığı yüzde 26'lara düşürdüklerini anlattı.
Dijitalleşmenin kayıt dışılığı azaltmada önemli bir unsur olduğuna dikkatei çeken Yılmaz, "Dolayısıyla kara parayla, bu tür konularla mücadelede mutlaka kayıtlılığı destekleyici. Kayıtlılık arttıkça elbette vergi gelirleri artıyor. Kayıtlılık arttıkça, kayıt dışılık azaldıkça, ekonomi daha kayıtlı bir ekonomi haline geldikçe, kamu maliyesi de çok daha sağlam bir zeminde şekillenmiş oluyor." açıklamasında bulundu.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Ekonomi, 2026.01.09 10:32