Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Türkiye, pek çok yeniliğe kapılarını açtı. Bu süreç içerisinde önemsenen konulardan biri de kentsel dönüşüm oldu. Uzun yıllardır kentsel dönüşümde ivme kaydedilmeye çalışılsa da tartışma konusu olarak yerini koruyor.
ELİF DİDEM DANACIOĞLU / BURSADA BUGÜN
Kentsel dönüşüm kavramı ülkemizde 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nden sonra yoğun olarak ifade edilmeye başlandı. Yasal mevzuata dayanarak pek çok şehirde kentsel dönüşüm alanları oluşturulmaya çalışıldı.
Kentsel dönüşümün 'binayı yık, yerine yenisini yap' anlayışıyla gerçekleşmemesi gerektiğini savunan inşaat sektör temsilcileri, sürdürülebilir bir kent için dönüşüme bir bütün olarak bakılması gerektiğini söylüyor.
Kentsel dönüşüm konusu son yıllarda bilinçli veya bilinçsiz olarak fazla tüketilen bir kavram haline dönüştü. Uzun zamandır gündemde yerini koruyan kentsel dönüşüm kavramı toplumsal bir tartışma konusu oldu.
Dengeli yapılaşma adına Türkiye'de toplu bir hareket olarak öne çıkan kentsel dönüşüm, gerçekleşen ya da gerçekleşemeyen projelerle adından söz ettirmeye devam ediyor.
'Kentsel dönüşüm süreci ne aşamada? Kimler risk altında?' sorularını Bursa yapılaşmasında söz sahibi olan yetkililere sorduk.
Kentsel dönüşümün bir milli güvenlik sorunu olduğu altı çizilen görüşlerde, 'Kentsel Dönüşüm Master Planı'nın acilen hazırlanması gerektiği vurgulandı. Bursa'da kentsel dönüşüm konusunda hep konut alanları konuşulsa da aslında Bursa'nın ihtiyacı sadece konut alanlarının dönüşümü mü?
Bursa inşaat sektör temsilcileri, aynı zamanda da uydu kentlere dikkat çekti. Bursa'nın mekânsal planlamaya ihtiyacı bulunduğu savunulurken kentin dönmediği ve uzun yıllardır da sürekli bir dönüşüm gerçekleşmeye çalışıldığı dikkat çekiliyor.
İşte görüşler...
"KAT MALİKLERİNİN ORTAK PAYDAYA GETİRİLMESİ LAZIM"
İMSİAD YKB Mustafa Andıç, "Devletimizin kentsel dönüşümü bir milli güvenlik sorunu gibi görerek, bu konuda çalışmalar yapması gerektiğine inanıyorum. Dolayısıyla kentsel dönüşüm de kesinlikle bir milli güvenlik sorundur. Özellikle, şehir merkezlerindeki bitişik nizamdaki bölgelerin dönüştürülmesinde devletimizin önden gidip kat maliklerini ortak paydaya getirmesi lazım. Ondan sonra da ihaleyle Bursa'daki sektör temsilcilerine bunu vererek çok rahat yürütebilir. Tabii bu durumda kaynak şarttır. Devletimiz bir kaynak aktarırsa, sektör bunu yapabilecek durumda ve bu dönüşüme de hazır. Bunların yapılabilmesi için, Covid-19 ile mücadelede Bilim Kurulu'nun sağladığı başarı gibi depremle mücadelede Valiliğimizin öncülüğündeki bir 'Kentsel Dönüşüm Kurulu' kurulması ile de sağlanması gerektiğini belirtmiştik. Bu önerimiz BTSO önderliğinde, bizim ve Akademik Odaların değerli katılımcıları ile hayata geçirildi ve Kentsel Dönüşüm Eylem Planı metni oluşturuldu" dedi.
"BURSA'NIN İHTİYACI SADECE KONUT ALANLARININ DÖNÜŞÜMÜ DEĞİL"
Mustafa Andıç, şöyle devam etti: "Deprem gece olacak diye kesin bir şey yok. Gece olsa bile vardiyalı çalışan insanlar, fabrikalar var. Depremin ne zaman olacağı belli değil. Kentsel dönüşüm konusunda hep konut alanları konuşulsa da aslında Bursa'nın ihtiyacı sadece konut alanlarının dönüşümü değildir. Kentsel dönüşüm konusunda, en az konut alanları kadar önemli olan bir diğer alan da sanayi bölgelerinin dönüşümüdür. Hem içerisinde çalışan nüfusun yoğunluğu hem de milyarlarca Türk Lirası kurulu makine altyapıları ile sanayi bölgeleri için de kentsel dönüşüm büyük önem arz etmektedir. Alınmış olan işler, belli taahhütler ve yatırımların ödemeleri var. O yüzden fabrikalarda veya sanayi bölgesindeki dönüşüme de öncelik vermemiz ve kentsel dönüşümü sanayide de artık önümüze alıp konuşmamız lazım. Ancak sanayideki kentsel dönüşüm biraz daha farklı olacaktır. Konutlarda vatandaşları evlerinden kiraya çıkarıp binayı yıkıp sonra yenisini yapıyoruz. Bir fabrikada bundan bahsetmek mümkün değil. O makinelerin çalışması, üretimin devam etmesi lazım. Dolayısıyla çok daha teknik bir konu... İşinin ehli kişiler bunun analizini ve projelendirmesini yapmalı. Bu konuda da 6306 Sayılı Kanun gibi sanayi bölgelerine yönelik de bir çalışma yapılması gerekiyor."
"UYDU KENTLERE İHTİYAÇ VAR"
İMO Bursa Şube Başkanı Mehmet Albayrak, "Binaların deprem riskleri katların fazlalığıyla değil, mühendislik hizmetiyle ilgilidir. Uydu kent konusu Bursa için önemli. Özellikle kentimizde uydu kentlere ihtiyaç var" dedi.
"ORTAK AKILLA OLUŞTURULDU"
BTSO İnşaat Konseyi Başkanı Ali Tuğcu, "BTSO meclis ve komite üyeleri, kamu kurum ve kuruluşları, akademisyenler, akademik odalar ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin ortak kanaatleri doğrultusunda 'Kentsel Dönüşüm İlkeleri Raporu'nu hazırladık. 50 yıldan bu yana kentlerimizde zaten sürekli bir dönüşüm gerçekleşmektedir. Kentsel dönüşümde öncelikli iller arasında bulunan Bursa'mızda da Türkiye genelinde olduğu gibi alan bazlı bir dönüşüm stratejisi uygulanmaktadır. Başarılı bir kentsel dönüşüm süreci için temel öncelik, ilgili kanunların düzenlenerek kentsel dönüşüm konusundaki diğer mevzuatlar ile entegrasyonu sağlanması olmalıdır. Kentsel dönüşüm alanlarında, ruhsatlı yapılar ruhsat tarihinde yürürlükte bulunan imar yönetmeliklerine göre yeniden ruhsatlandırılmalıdır. Yapılacak olan projeler insan odaklı olmalı, mekânsal dönüşüm yanında, sosyal - ekonomik - kültürel özellikleri de içeren projeler oluşturulmalı, mevcut sosyal dokunun, yeni oluşacak dokuya uyumu sağlanmalıdır. Bir kentin bir anda topyekûn dönüşümü söz konusu olmayacağı gibi tek tek parseller üzerinden dönüşüm de kentsel yaşam kalitesi ve afet riskleri üzerindeki olumsuz etkileri açısından kabul edilebilir değildir. Hazırlanan kentsel dönüşüm projelerinin nüfus artışı getirmesi durumunda yeniden yapılacak donatı alanları düzenlemeleri plan revizyonları şeklinde olmalı, böylece proje alanının çevresindeki diğer alanlarla ilişkisi ve etkileşimi dikkate alınmalı ve projeye yansıtılmalıdır" dedi.
"BÖLGESEL VE ALT ÖLÇEKTEKİ STRATEJİLER İYİ TANIMLANMALI"
Ali Tuğcu, "Üretim hayatında yaşanan değişime uygun olarak Bursa'nın mekânsal planlamaya ihtiyacı bulunmaktadır. Yapılan çalışmalar geniş perspektifli bir bakış açısıyla uygulanabilir olarak oluşturulmalı, bölgesel ve alt ölçekteki stratejiler iyi tanımlanmalı, altyapı analizleri en iyi şekilde ortaya konarak kentsel ulaşım ağıyla bütünleştirilmesi sağlanmalıdır. Nitelikli ve adil bir kentsel dönüşüm için "Kentsel Dönüşüm Master Planı" acilen hazırlanmalı. Kentsel Dönüşüm Master Planı kent içinde kentsel dönüşüm alanı ilan edilecek bölümleri öncelik sırasına göre belirleyecektir. Çalışma alanlarında mevcut donatı alanları korunmalı, artırılan yoğunluğun ihtiyaç duyacağı kadar donatı alanı ilave edilmelidir. Bu alanlara konut ve karma kullanım tanımlı ticaret ve konut dışı benzer fonksiyon önerilerinde donatı alanı ihtiyacı aranmamalıdır. Master planı olmayan yerel yönetimlere riskli alan ve rezerv alan yetkisi verilmemelidir" dedi.
"YENİ UYDU KENTLER OLUŞTURULMASI GEREKİYOR"
Ali Tuğcu, şöyle devam etti: "Kent içinde kalmış dağınık ve küçük ölçekli sanayi yapıları ve atölyeler planlanan veya planlanacak organize ticaret ve sanayi bölgelerine taşınmalıdır. Boşaltılan bu alanlar rezerv alan olarak değerlendirilebilir. Oluşan yeni organize sanayi ve ticaret bölgelerinin çeperlerinde kent içi ulaşım yükünü de hafifletecek şekilde yeni uydu kentler oluşturulması gerekiyor. Yeni yapılacak imar planlarında, arsa sahiplerini hak kaybına uğratmadan kentsel dönüşümde rezerv alanı olarak kullanılacak imar adaları oluşturulmalı, bunun için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ayrılan bu rezerv alanlarının süreç içinde amacı dışında kullanılmasının önüne geçecek tedbirler alınmalıdır. Kentsel dönüşüm alanında tüm altyapı olanaklarını iyileştirmek için Büyükşehir Belediyesi koordinatörlüğünde yatırımcı ve kamu kurumları arasındaki işbirliği güçlendirilmelidir. Deprem bölgesinde yer alan Bursa'mız için afet risklerini de dikkate aldığımızda kentsel dönüşümün gerçekleştirilmesinin tercihten öte zorunluluk olduğu ortaya çıkacaktır. Bursa'da dünün ihtiyacı, üretilen konutlarla talebe cevap vermekti; bugün ise ihtiyacımız olan nitelikli bir dönüşüm hamlesiyle sadece bugünün değil, geleceğin kentini de inşa etmektir."
"SANAYİ ALANLARININ DÖNÜŞÜM İHTİYACI VAR"
Akyükselen İnşaat YKB Vekili Şeref Demir, "Ülkemizde 10 milyona yakın bina, 30 milyona yakın konut bulunmaktadır. Bunun yaklaşık 7 milyonu riskli durumda, 1.500.000'u acil dönüşümü gerektirmektedir. Ülke nüfusunun yüzde 70'i topraklarımızın yüzde 65'i deprem riski altında bulunmaktadır. Son yüzyılda depremden dolayı 100.000'den fazla can kaybı, 100 milyar doların üzerinde ekonomik kayıp yaşanmıştır. Bursa'da ise 70.000 riskli ve köhnemiş yapı stoku ile birinci derece deprem bölgesinde büyük bir tehlikeyi yeterli dönüşüm hızı olmadan beklenmektedir. Bursa'da kentsel dönüşüm çalışmaları resmi ve sivil toplum kuruluşları tarafından özveriyle yapılmasına rağmen, maalesef uygulama aşamasına gelinememektedir. BTSO, Akademik Odalar ve İMSİAD tarafından uzun süreli toplantılar neticesinde kentsel dönüşüm ilke kararlarını açıklamıştır. Bursa'nın önemli dinamiklerinin siyasi ve ideolojik etki altında kalmadan bir araya gelerek, toplum yararına çalışma yapıp neticelendirmeleri, toplumu ve kurumları doğru yönlendirmeleri ve göreve çağırmaları açısından çok önemlidir" dedi.
"ZAMAN VE ENERJİ TASARRUFU SAĞLAMAK GEREKİR"
Şeref Demir, şöyle devam etti: "Bursa'nın yararına olan bu çalışmaları rehber edinerek kentsel dönüşümü bir an evvel hızlı bir şekilde hayata geçirmeliyiz. Kentlerde deprem riski altındaki ve köhnemiş alanların dönüşümü için bağımsız bölümü sahiplerinin katkı koymaları kaçınılmaz bir realitedir. Dönüşüm için bu olmazsa olmaz koşulu topluma her platformda anlatılması gerekmektedir. Fakat düşük ekonomik standartlara sahip riskli alanlarda yaşayanların devlet desteği olmadan dönüşümü mümkün gözükmemektedir. Dönüşüm denilince akla ilk gelen konutlar olsa da sanayi alanlarının ve fabrikaların dönüşüm ihtiyacı olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Bursa'da kayda değer oranda ömrü tamamlanmış sanayi binalarının, şehir içerisindekilerin de taşınarak kentsel dönüşme rezerv alanlar oluşturulmasını sağlayarak, OSB alanlarında bulunan fabrikaların güçlendirilerek ya da dönüştürülerek depreme hazırlıklı hale getirilmelidir. Ayrıca yeni açılacak sanayi bölgelerin yakınında uydu kentler inşa ederek, kentin trafik sorununa katkı sağlayarak, zaman ve enerji tasarrufu sağlamak gerekir."
"GENİŞ ÖLÇEKLİ ÇÖZÜMLERİN HAYATA GEÇİRİLMESİ GEREKMEKTE"
Atış Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Atış, "Bursa özelinde hâlihazırda gerçekleşen kentsel dönüşümlerin çok yeterli olduğunu düşünmüyorum. Halen daha olası bir Bursa depreminde kıyı kesimleri başta olmak üzere birçok yapıda testlerin gerçekleşmediğini, gerçekleşen testlerde de sonuçların çok iç açıcı olmadığını görüyoruz. Kanun merkezi idarelerce de ciddi şekilde ele alınıp daha geniş ölçekli çözümlerin hayata geçirilmesi gerekmekte. Gerek firmaların gerekse mülki idarelerin konunun çözümünde vatandaşların da fedakârlığıyla bir ortak noktada buluşması gelecek dönemler için faydalı olacaktır" dedi.
"YAPI DENETİM CİDDİYETİ ARTIRILMALI"
Burçin İnşaat YKB Naci Şahin,"Kentsel dönüşüm eylem planı Bursa'nın yapılanma kalitesini istenilen görsel şehircilik anlamında olamadı. Üstün projelendirme olursa şehrimize ivme kazandırır. Binalarımız depreme tam hazır değil. Deprem yönetmeliğine göre üretilen konut sayısı yüzde 75 olursa, kalan yüzde 25'te 20-25 yıllık binalarda kötü sayılmaz ve depreme hazır hale gelir. OSB bölgeleri ile ilgili projelendirmeyi beğeniyorum. Zemin etüt çalışması ve kontroller iyi, birazda yapı denetim ciddiyeti artırılmalı" dedi.
"BİR ARPA YOL BOYU ALAMADIĞIMIZ BİR PLAN OLARAK GÖRÜYORUM"
Altın İnşaat YKB Mustafa Altın, "Kentsel dönüşüm eylem planını; iyi niyetle ortaya konan, değerli bir çalışma, teoride çözüm üreten bir plan, ancak pratikte maalesef bir arpa yol boyu alamadığımız/alamayacağımız bir plan olarak görüyorum. Sebebi ise; kentsel dönüşüm üç önemli sacayağı var: birincisi yer sahibi, ikincisi kamu (bakanlık, belediye vs.), üçüncüsü ise özel sektör. Bu üç sacayağını planlamadan uygulamada eksik olması planın uygulanabilirliğini ortadan kaldırır. Taraflardan sadece birinin masa başında plan yapmasıyla yol alamayız. Bu üçlü sacayağını bir masada buluşturup ortak bir eylem planı hazırlandığı takdirde, ülkemizin ve şehrimizin ihtiyacı olan; şehrimize değer katacak, ileriye taşıyacak ve çarpık kentleşme sorununa çözüm olacak bir adım olabilir. Sadece kamunun tek başına bu konunun altından kalkması mümkün değil. Özel sektörü bu işe dâhil etmesi gerekiyor" dedi.
"BURSA'DA KENTSEL DÖNÜŞÜM YANLIŞ YORUMLANDI"
Mustafa Altın, şöyle devam etti: "Özel sektör olaya ticari olarak bakacağından, ona alternatif çözümler ortaya koyması gerekiyor. (Sadece emsal artışı değil, arsa üretme vs. gibi) Sadece özel sektörün de dâhil olması yeterli değil! Yer sahiplerinin de bu konuda bilgilendirilerek, yersiz beklentilerinden vazgeçirip bu olaya ticari mesele değil, hayat meselesi olarak görmesi gerekiyor. Kamunun koordinesinde bu üçlü sacayağını bir araya getirdiğimizde çok daha başarılı olunacağını düşünüyorum. Bursa ölçeğinde değerlendirirsek, 99 depremi sonrası planlı yapıların çoğunda şehrimiz depreme hazır diyebiliriz. Ancak deprem öncesi yapılar ile plansız (ruhsatsız, kaçak) yapılar için aynısı söylememiz mümkün değil. Hatta birinci derece deprem bölgesinde olmamız hasebiyle en riskli, en hazırlıksız şehirlerin başında diyebiliriz. O yüzden bu şehrin her ferdi bunu bir hayat meselesi olarak görmelidir. Bursa'da kentsel dönüşüm yanlış yorumlandı. Gömleğin ilk düğmesi nasıl yanlış iliklenir, sonrası yanlış giderse, Bursa tam da onu yaptı. (Doğanbey örneği...) Bu konuda maalesef sonrasında da yanlışlarla yol alınmaya çalışıldı. Maalesef, kentsel dönüşüm değil, Bursa için garabet görüntüler ortaya çıktı. Şimdi bu gömleğin düğmelerini aynı şekilde iliklemeye devam edersek, yanlışlar daha da artacaktır. Şimdi Bursa için yeni bir gömlek giyme zamanı gelmiştir. Bunu da yukarıda da bahsettiğim üzere kamunun koordinesinde üçlü sacayağını bir masa etrafında buluşturarak yapabiliriz. Ama her şeyden önce kafalarımızı değiştirmek gerekiyor ve bu olaya hayat memat meselesi olarak bakmamız gerekiyor. Türkiye ekonomisinin atardamarı olan OSB bölgeleri ve fabrikalar kentsel dönüşüm planında göz ardı edilse de bu bölgelerde de deprem planlarının gerekirse kentsel dönüşüm planına dâhil edilmesi gerektiği kanaatindeyim."
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Ekonomi, 2021.12.28 12:23