Kerem Akça, bu hafta vizyona giren filmleri değerlendirdi
2005 tarihli "Aşk Doktoru", Will Smith'in ilişki yaşayamayan kaybedenleri eğitmesine odaklanan komedi tabanlı bir romantik-komediydi. "Gönül Avcısı" da sanki kaynağını o filmden alıyor ancak bu sefer Romain Duris'nin Alex Lippi karakterinin eline 'Görevimiz Tehlike' kıvamında bir casusluk timi veriyor. Onların amacı ise ilişkileri bu 'çapkın sahne kimliği'nin katkısıyla bitirmek. "Gönül Avcısı"nın Lippi ile Vanessa Paradis'nin evlilik arifesindeki Juliette karakterinin 'dolandırılık-üçkağıtçılık' soslu duygusal etkileşiminin hikayesini anlatırken senaryo konusunda sınıfı geçtiğini görebiliyoruz. Hollywood dekupajını kuralına uyduran filmin, son yıllarda ülke sinemasının popüler kanadında artan ve Marion Cotillard, Audrey Tautou gibi oyuncuların ABD'ye transfer olmasını sağlayan romantik-komedilerin kalitelilerinden birine açıldığı söylenebilir. Belli yönetmenlik zaafları olsa da 'mış gibi yapma mizahı' konusundaki yetisiyle kendini bir tutam gülümseme eşliğinde izlettirmeyi beceriyor "Gönül Avcısı".
Son yıllarda Fransız sinemasının popüler kanadından neredeyse her sene bir romantik-komedi çıktığına tanıklık etmeye başladık. Bunun sebebi başka bir yazıda araştırılabilir. Ancak Pascal Chaumeil imzalı "Gönül Avcısı"nın ("L'Arnacoeur", 2010) da kimi eksiklerine karşın bu eğilimin kaliteli örnekleri arasındaki yerini aldığı şüphe götürmez bir gerçek.
Festivaller için değil gişe için üretilen Fransız romantik-komedilerinden
"Zengin Avcısı" ("Hors du Prix", 2006) ve "Havada Aşk Var" ("Ma Vie en l'Air", 2006) gibi ülkenin 'komedi' kaynağından güç alan eserlerin bir yenisiyle yüzleşiyoruz burada. "Gönül Avcısı"nın ("L'Arnacoeur", 2010) belki de Francis Veber gibi 'durum komedisi' zekası ve becerisine sahip yaratıcıların izinde yürüdüğü söylenebilir.
Ancak daha çok Amerikan formüllerini kullanırken farklı sularda dolaşmasıyla zevk aşıladığını itiraf etmeliyiz. Zira "Müşteri" ("Cliente", 2008), "Hayatta İki Kez" ("Désaccord Parfait", 2006) ve "Change of Adress" ("Changement d'adresse", 2005) gibi Fransız dekupajı ile çekilip ağırlaştırılan, tiyatro (vodvil) kökenli romantik-komediler de halen üretilmeyi ve festival kapılarını zorlamayı sürdürüyorlar. Chaumeil ise "Gönül Avcısı"nda 2.35:1 sinemaskop formatında rahat tüketilir, akıcı ve keyifli bir seyirliğe sürüklüyor bizleri.
Senaryo 'mış gibi yapma romantik-komedisi'ne hakim
Bu noktada yönetmenin TV kaynaklı olmasının ve bu alanda ilk işini vermesinin; belki filmin 'casusluk' ve 'dolandırıcılık' ile 'romantizm' ve 'mizah'ı dengeleme konusunda tonlama sıkıntıları yaşamasına yol açtığı söylenebilir.
Ancak Laurent Zeitoun'un sahnelere, olay örgüsüne, diyaloglara ve karakterlere hakim senaryosunun bu 'mış gibi yapma romantik-komedisi'nin gereklerini yerine getirdiği ortada. 105 dakika boyunca da eğlence yüzdesi yükseklerde dolaşan bir bütün ile yüzleşiyorsunuz ve filmle baş başa geçirdiğiniz zamanın bitmemesini diliyorsunuz.
Burada temelde aşıkları sevgililerinden, kocalarından veya nişanlılarından ayırmakla yükümlü Alex Lippi ve onun iki ekip arkadaşının çalışmalarına odaklanıyoruz. Üstelik bu iki isim de evli ve sürekli cilveleşiyorlar! Bunları tanıtan girizgahın son derece hızlı yapılması, sinemasal açıdan bir darbe vuruyor "Gönül Avcısı"na. İşin doğrusu Chaumeil'in yönetmenlik konusundaki tecrübesizliğini de ortaya koyuyor filmin bu gibi açmazları. Ancak bir diğer taraftan da eldeki eserin mensubu olduğu alana hakim senaryosunun yüksek sinema bilgisi aşılamasıyla büyük zevk alıyorsunuz.
Omurgasını "Aşk Doktoru" ile "Aşk Oyunları"nın yapılarından oluşturmuş
Zira burada "Aşk Doktoru" ("Hitch", 2005) ile "Aşk Oyunları" ("Heartbreakers", 2001) gibi ABD'de denenmiş eserlerin yapılarını transfer eden bir yapıt var. Ancak "Gönül Avcısı"nın başlangıç kısmında "A Smile Like Yours" (1997) gibi bir casusluk komedisine kaykıldığını, kimi bölümlerinde "Bir Gecede Oldu" ("It Happened One Night", 1934) ile başlayan çatışmalı screwball komedi geleneğini hissettirdiğini, somut olarak da "Dirty Dancing"e (1987) göndermelerle yoğrularak alanın içinde dikkat çekici bir bütün oluşturduğunu söyleyebiliriz.
İnatçı bir karakterin izini süren ve kendini 'güvenlik görevlisi' olarak tanıtan Alex'in Juliette ile kurduğu 'ikiyüzlü' etkileşimde ise "Bayan Daisy'nin Şoförü" ("Driving Miss Daisy", 1989) kıvamındaki durum komikliklerini izliyoruz. Filmin tüm bunlardan güç alarak en azından oyalayıcı bir seyirlik sunduğu gerçeği ortada. Bu da görsel yapı ile dramatik yapının birbirinden bağımsız takıldığı anlarda zaaflarını hissettirmeyerek itici durmasını engelliyor.
Bu durumun dezavantaja dönüşmemesinin altında "Gönül Avcısı"nın, "Aşk Doktoru"nun 'ilişkiye giremeyen ruhlara ayar verme durumundaki çapkın doktorun gerçek aşkı tatması' tabanlı komedi iskeletini bu meslek ışığında canlandırması yatıyor. Zira o damardan beslenen 'kendini iyi hisset filmi' görüşünün içinde yoğrularak ciddi hedefleri bir kenara bırakıyor Chaumeil'in filmi. Güldürüye ve cilveleşmelere odaklanıyor.
Mizah ve romantizm çalınan araba sahnesinden itibaren yükselmeye başlıyor
Bu noktaya gelirken yönetmenin tempo sorunları yaşamasına karşın özellikle 'çalınan araba sahnesi'nden itibaren 'mış gibi yapma' ve 'üçkağıtçılık-ikiyüzlülük' ile gelen komedi anlayışını iyi oluşturduğu söylenebilir.
Yani "Aşk Oyunları"nın o 'zengin bir adamı dolandırmak için aşık rolü oynama komedisi' gibi Hollywood'un erken döneminden kaynağını alan durum komedisi mizanseni işliyor. Bu konuda tek zaaf İngiliz koca karakterinin ya da borçlu olunan dev adam tiplemesinin senaryo aşamasında iyi yazılmamış olması. Birincisinin oyunculuk sıkıntısından, ikincisinin ise aşırı absürtlükten filmin duygusal tonunu dağıttığı söylenebilir.
Yönetmen Chaumeil de zaten böylesi noktalardan hasar görüyor esasen. Halbuki Duris'nin "Dirty Dancing"deki koreografiyi canlandırma-canlandıramama arasında gidip geldiği dans sahnesinin yaşattığı keyfi hiçbir şeyle değişmek istemiyorsunuz. Bu noktada da amaçlarına ulaşan bir romantik-komedi ya da 'kendini iyi hisset filmi' ile yüzleşiyoruz. "Gönül Avcısı"nın en büyük avantajı da farklı türlerden, formüllerden, alanlardan ve münferit filmlerden beslenerek türün alışık olduğumuz mizanseninin uzağında durması.
Hitch'in rakibi
Her ne kadar Hollywood'da örneklerini görsek de "Gönül Avcısı" Fransa'da da durum komedisi ve romantik-komedinin popüler formüllerinin iyi işlediğini bir kez daha kanıtlıyor. Bu noktada Duris ve Paradis de alkışı hak ediyorlar. Burada aslında ülkedeki ticari romantik-komedinin de alanı ya da eğilimi belli oluyor. Zira sahil bölgelerindeki bir otelde geçen ve genelde tek mekanlı bir koşuşturmacadan beslenen 'demografik bir yapı'nın izinde canlanabileceği ispatlanıyor. Bir nebze de fark yaratmasına yol açıyor.
"Aşk Doktoru"nun Will Smith bünyesinde bulduğu 'Hitch' karakterinin siyahi ve alaycı halinin, "Gönül Avcısı"nda Duris'nin Alex Lippi'sinde uzun saçlı ve hafif entelektüel bir sahne kimliğine transfer olması da aslında özenli işçiliğin bir ispatı. Birinin Amerikan kültürünün, diğerinin Akdeniz insanının bir temsilini sunması da aslında ilgilendirdikleri kitleler açısından sosyolojik araştırmalarla incelenmeli.
FİLMİN NOTU: 5.3
Künye:
Gönül Avcısı (L'arnacoeur / Heartbreaker)
Yönetmen: Pascal Chaumeil
Oyuncular: Romain Duris, Vanessa Paradis, Julie Ferrier, François Damiens, Andrew Lincoln, Helena Noguerra
Süre: 105 dk.
Yapım Yılı: 2010
HABERTÜRK
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Yaşam, 2011.05.27 18:38