AK Parti Türkiye'nin tüm internet üzerindeki tüm hareketlerini kontrol ve cezalandırma yetkisini yargı yerine TİB'e devreden yasayı meclisten geçirdi. Böylece basın özgürlüğündeki tüm yasaklamalara ülkenin tüm nüfusu dahil edilerek, ülke yasaklar ülkesi sıfatını pekiştirdi.
AKİMED (Aktif İnternet Medyası Derneği) Başkanı Barbaros Koçanalı yaptığı açıklamada yeni internet yasasının Türkiye'nin her alanda bir sansürler ülkesi olmasının önünü açtığını söyledi.
Bilindiği gibi; AK Parti iktidarının kendine bağımlı bir medya düzeni yaratırken en çok rahatsızlık duyduğu alan internet üzerinden yapılan yayınlardı.
Başta yargı olmak üzere demokratik hukuk devletinin tüm kurumlarını tek bir kişinin iradesine bağlamayı amaçlayan AK Parti iktidarının demokrasilerin dördüncü gücü olan basını kendisine bağımlı kılmaya çalışmayacağını düşünmek saflık olurdu.
Nitekim yazılı ve görsel medyada kendine biat eden önemli bir düzen kuran iktidar özellikle Gezi olaylarından bu yana internet medyasından ve bunun en önemli parçası olan sosyal medyadan son derece rahatsızdı. Türkiye'yi sarsan iktidar karşıtı gösteriler olurken, anlı şanlı televizyon kanallarının 'penguen belgeselleri' yayınlaması iktidarın medya patronları üzerinde devlet hazinesi ve ihalelerini kullanarak nasıl bir baskı kurduğunun göstergesiydi.
Aynı zamanda geçmişte muhalefet hakkında çirkin kasetler ve şantajlar ortalıkta dolaşırken, Ak Parti meydanlarda bunu seçim malzemesi yapmakta bir sakınca görmemişti.
İşte; yazılı ve görsel medyanın önemli bölümünün halkın gerçeklerine gözlerini kapattığı bu ortamda internet halkın en önemli bilgi ve haberleşme kaynağı oldu. Çünkü halk gerçeklere sansürsüz ulaşma imkanı buluyordu.
İktidarın internetten rahatsızlığı sürerken 17 Aralık 2013'te patlayan yolsuzluk operasyonu iktidarın canını iyice sıktı. Bakanların, bakan çocuklarının ve Başbakan Erdoğan'ın yakınları hakkındaki iddiaların, ses kayıt ve kasetlerinin internet ortamında halka ulaşması bardağı taşırdı iktidar için.
İşte bu gelişmeler ardından alelacele bir yasa tasarısı Meclis'e sunularak kabul edildi. Bizlerin beklentisi, Cumhurbaşkanı'nın bu sefer bir noter gibi davranmayıp büyük tepki çeken bu yasayı geri göndermesidir. Hukuku by-pass ederek idari birtakım kararlarla sansür uygulamasına hazırlanan iktidar halkın haber alma özgürlüğüne darbe vurmayı amaçlıyor. Aslında yapmak istediği, 'benim yaptıklarımı halk bilmesin' demekten başka bir anlam taşımıyor.
Ancak geçmişteki örneklerden de biliyoruz ki, halkın haber alma özgürlüğünü engellemeye çalışan iktidarlar için süreçler hiç de iyi olmamıştır.
Buradan Cumhurbaşkanı'na bu yasayı onaylamaması konusunda çağrıda bulunuyoruz.
Sayın basın mensupları burada yeni yasaya ilişkin ayrıntıları da sizinle paylaşmak istiyoruz.
Yeni yasa neler getiriyor, bunlara bir bakalım...
-Yasa ile artık erişim engelleme kararları, IP ve URL bazlı verilebilecek. Yani bir web sitesinin yalnızca belli bir bölümü engellenebilecek, ayrıca DNS ayarı değiştirerek erişime engelli sitelere giriş mümkün olmayacak.
-Yasa ile erişim engelleme kararlarının verilebileceği haller de genişletildi. Mevcut kanunda yalnızca katalog suçlar işlendiğinde bir site erişime kapatılabilirken, yeni tasarı ile kişilik hakkı ihlal edilen veya özel hayatın gizliliği ihlal edilen kişiler de bu sitelerin erişime engellenmesini talep edebilecek. Şöyle ki, kişilik hakkının ihlali varsa, artık mahkemeye doğrudan başvurarak 24 saat içinde site erişime kapattırılabilecek.
-Eğer özel hayatın gizliliğini ihlal varsa, kişiler doğrudan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na (TİB) başvurarak 4 saat gibi bir sürede tedbir olarak erişim engelleme kararı aldırabilecek. Eğer bu kararın gecikmesinde sakınca varsa doğrudan Bakan ya da Başkanlık emriyle de sitelere erişim engellenebilecek.
- Erişim Sağlayıcılar Birliği kurulacak ve internete erişim sağlama hizmeti veren şirketler -örneğin telekomünikasyon firmaları- bu birliğe zorunlu ve ücretli üye olacak. Birliğe üye olmayanlar bu alanda faaliyet gösteremeyecek. Böylece bir erişim engelleme kararı verildiğinde tek elden kararın uygulanması sağlanacak ve denetleme kolaylaşacak.
İNTERNETİN RUHU ÖZGÜRLÜKTÜR!
Torba yasayla hayata geçirilmek istenen "internet kullanımı ve yayını" ile ilgili yeni yasal düzenlemeler bazı haklı gerekçelere dayanıyor. Örneğin en temel insan haklarından biri olan özel yaşamın gizliliği... Ancak, ruhu özgürlük olan internetin de, günümüzde bir insan hakkı olduğunu, böyle sayılması gerektiğini unutmamalıyız. Bu nedenle kuralları koyarken, yarattığı sorumlulukların ve daha sonra yol açacağı sorunların da gözardı edilmemesi gerekiyor.
Türkiye'de bürokrasi ve yargının yavaş işlediğini biliyoruz. En büyük sıkıntı da son dönemde adalet sisteminde yaşanıyor. Buna karşın sıkıntının sonsuza kadar süreceğini, çözümsüz kalacağını düşünmek yanlış bir algı. Sonuçta su akar, yolunu bulur. Ayrıca internet ile ilgili hukuksal sorunların yavaş çözümlenmesi, bu arada yeni mağdurlar yaratması, biz internet gazetecileri ve bilişimcileri herkesten fazla üzüyor. Ancak bunun çözümü, sistemi dışarıda bırakmak ve "taşınması zor sorumlulukları, yapılması olanaksız görevleri" tek bir kişiye ya da kuruma yüklemek de en az bunun kadar yanlıştır.
Düşünsenize aynı gün onlarca insan sadece özel hayatın gizliliğini ihlal gerekçesi ile yayın durdurma kararı isteyecek. Ve kurum ya da kişi aynı gün binlerce siteye ilişkin inceleme yapacak ve karar verecek. Üstelik bunları da 24 saat içinde yapacak. Bu ne kadar mümkün olabilir...
Bunu aşmak için binlerce kişiyi mi istihdam edeceksiniz? Bizim önerimiz bütün bunların yerine, adalet sistemi içinde yer alanlara eğitim vermek, personel ve donanım açısından güçlendirmek olacaktır. Çünkü sistemin sadece hızlanması değil, aynı zamanda bilgilenmesi gerekiyor.
SUÇUN VASFI DEĞİŞİYOR
Uzun süredir bilişim hukuku ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Çünkü günümüz dünyası, iletişimin gelişmesi ile birlikte olabildiğince küçüldü ve olabildiğince değişiyor.
Sanal evrim yaşıyoruz. Hepimiz değişeceğiz, uyum sağlayacağız. Bizimle birlikte yaşadığımız olaylar da değişiyor. Sanal eğlenip, sanal gezerken, sanal ortamda soyuluyoruz!
Bir gün işyerinize geldiğinizde muhasebe kayıtlarına birilerinin ulaştığını ele geçirdiğini ve geri vermek için para istediğini görüyorsunuz. Yani "sanal gasp" yaşıyorsunuz. Buna karşın kolluk kuvvetleri de kendini geliştiriyor. Artık ilgili şubeler ve kadrolar kuruluyor. Peki ya adalet?
Kendini yenilemesi ve uyum sağlaması gereken adalet sistemi ne yapıyor?
Uzman mahkemeler kuruldu mu?
Uzman hakim ve savcı yetiştiriliyor mu?
Uzman avukat yetişiyor mu?
Bu soruların cevabı ne yazık ki hayır!
Peki uygulamada 24 saat içinde durdurduğunuz site için karar ne zaman verilecek?
Yani önden koşup vatandaşı korumaya çalışırken, başka bir vatandaşın hakkını elinden mi alacaksınız?
Bu bize göre yanlış ve çok tehlikeli bir süreç...
Yargı sürecinin dışına asla çıkmaması gerekir!
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2014.02.08 15:59