Gılgamış Destanı'nın devamı bulundu. Yeni bulunan kil tablet tarihin en eski yazılı destanının daha önce hiç bilinmeyen bölümünü içeriyor. Yeni bulunan dörtlükler ayrıca destanın kahramanlarının yaşadığı çatışmalarla ilgili yeni detaylar içeriyor.
Yeni bölümler Süleymaniye Müzesi ile bir kaçakçı arasında gerçekleşen pazarlık sonucu ortaya çıktı. 2011 yılında Irak'ın Süleymaniye kentindeki Süleymaniye Müzesi bir kaçakçıdan 90 adet kil tablet ele geçirdi. Müze, Amerikan işgali sırasında şehir ve müzelerde kaybolan eski tarihi eserleri yeninden kazanabilmek adına kaçakçılarla bu tür gizli görüşmeler yürütüyordu.
Ele geçirilen değişik tabletler arasından bir tanesi Londra Üniversitesi Ortadoğu Kültürleri ve Dilleri Bölümünden Profesör Faruk El Rawi adlı araştırmacının dikkatini çekti. Çivi yazısıyla oyulmuş tablet hala çamurla kaplıydı ve El Rawi, Süleymaniye Müzesi'ne bu tarihi eseri 800 dolar karşılığında satın almasını önerdi.
Araştırmacı El Rawi tableti 5 gün gibi kısa bir sürede çevirdi. Süleymaniye Müzesi'ne göre tabletin geçmişi M.Ö. 2003-1595 tarihlerine, Babilliler dönemine kadar gidiyor. Araştırmacı El Rawi ise tabletin daha genç olabileceğini ve yeni Babil dönemine yani M.Ö. 626-593 yıllarına ait olduğunu düşünüyor.
Araştırmacı El Rawi ve üniversitenin aynı bölümündeki diğer uzmanların çalışmalarıyla çalınan tabletin çok tanıdık bir hikayeyi anlattığı ortaya çıkarıldı. Bu hikaye de Gılgamış Destanıydı. Gılgamış Destanı tarihin en eski yazılı destanı ve edebiyat eseri olarak biliniyor. Destanın yazıldığı dönemde dizeler tabletlere çivi yazısı ile oyulmuştu. Her tablet de hikayenin farklı bir bölümünü anlatıyordu.
El Rawi ve ona destek olan araştırmacılar destanın önceden hiç bilinmeyen kısmını çevirdi. Bu kısımda Uruk Kralı Gılgamış ve Gılgamış'ı korumakla görevli Enkidu'nun Cedar ormanına giderek Humbaba isimli devi yenmeleri anlatılıyor. Yeni tablet destana, 20 bilinmeyen satır ekliyor ve ormanın nasıl gözüktüğüyle ilgili detayları veriyor.
Londra Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları okulunda araştırmacı Andrew George, " Yeni tablet diğer kaynakların koptuğu yerden devam ediyor. Bu tabletlerde Cedar ormanının durgun, huzurlu bir yer olmadığını öğreniyoruz. Burası gürültülü kuşların yaşadığı, maymunların ağaçlarda çığlık attığı bir yer" diyor. Araştırmacı George, bu tarz canlı manzara tasvirlerinin Babil destanlarında çok ender oluğunu ekliyor.
Yeni dizeler destanın başka bölümlerinde üstü kapalı bahsedilen detayları da onaylar nitelikte. Örneğin Enkidu ve Humbaba'nın çocukluk arkadaşları olduğu ve devi öldürdükten sonra ormanı tahrip etmelerinden dolayı pişmanlık duyduklarını anlatıyor. Araştırmacı George, bu tarz çevre bilincine eski yazılarda çok ender rastlandığına dikkat çekiyor.
Yeni tablet şimdi çamurdan arındırılmış ve tamamen tercüme edilmiş olarak Süleymaniye Müzesi'nde sergileniyor.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Yaşam, 2015.10.05 17:33