Bazı fotoğraflar eşliğinde basın toplantısı yapan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, ''Babam ölmeden 30 dakika önce AA'nın çektiği fotoğrafta yürüyerek hastaneye girerken görülüyor. Yürüyerek hastaneye giren insan yarım saatte nasıl ölür'' diye sordu. Fotoğrafı çeken AA muhabiri ise Ahmet Özal'ın bahsettiği kişinin Turgut Özal olmadığını açıkladı.
8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, adli tıp raporunun tamamının açıklanmasını, yerli ve yabancı uzmanlarca incelenmesini istedi. Dün bazı fotoğraflar eşliğinde düzenlediği basın toplantısında "Şov yapmaya ihtiyacım yok" diyen Özal şunları söyledi:
DİKKAT ÇEKMEYE İHTİYACIM YOK
"Ben 10 sene boyunca Başbakanlık Köşkü'nü de Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nü de gördüm. Benim şov yapmaya, dikkat çekmeye ihtiyacım yok, bu konuda hevesim de yok. Bunu yazan arkadaşlar, buraların kapısını dahi görmemiştir. Turgut Özal'ın ölümüyle ilgili karanlıkta kalan bir çok yön bulunuyor. Devlet Denetleme Kurulu'nun raporuna göre kan örneklerinin soğutucu arızalandığı için çöpe gittiği söylendi. Hastaneye gittiğinde, tekrar hayata getirme sırasında verilen sodyum karbonat miktarı için doktorlar, 'Öyle bir miktar normal insanı bile öldürür' dedi.
ANNEMİN ÖNÜNDE DÜŞTÜ
17 Nisan'da babam spor yapmadı. Bu bir şehir efsanesidir. O gün öğleden sonra torununun doğum gününe katılacağından spor yapmadı. Kahvaltıya inerken annemin önünde düşüyor. Ağzında köpükler. Zehrin belirtisi. O gün yaver Albay Aslan Güner sağlık personeline izin veriyor. Rahmetli vefat ettiği gün ambulans yoktu. Hasta taşıma aracı bulundu. 1970 model, 3. vitese geçmeyen bir araba getirildi. GATA'ya gitmesi lazım. Aslan Güner, 'Trafik vardır' diyerek aracı Hacettepe'ye yönlendiriyor. GATA'ya haber verilmesine rağmen, buradaki insanlar tedavi için beklerken, nedense bir anda araç Hacettepe'ye götürülüyor. Bazı ifadelere göre, orada yarım saatle 40 dakika arasında bekletiliyor. Karnını tutarak iniyor. Bunların şahitleri var. Size şunu okuyacağım: Hacettepe'ye vardığında, Doktor Aysel (Soyadını söylemeyeceğim, DDK raporunda var), 'Benim kanaatim hastaneye ölü geldi. Nabız ve tansiyon alınamıyordu. Göz pupilleri dilate olmuştu, el ve ayaklarda morarma başlamıştı. Gözlemime göre, hastaneye getirildiğinde, en az 20-30 dakika önce ölmüştü.'
TIBBEN 'ÖLÜ' DİYEMEYİZ
Dr. Mustafa Kadri (Soyadını yine söylemiyorum) beyanında, 'Ben ve diğer doktor arkadaşlar, yardımcı sağlık personeliyle Sayın Cumhurbaşkanı'nı karşıladık. Ambulans sedyesini çıkarmakta zorlandık. Rahmetli sedyede yatıyordu. Tansiyonunu ve nabzını alamadık. Muhtemelen kalbi ve solunumu durmuştu. Rahmetlinin bu haline halk dilinde tanımlamayla 'ölü' diyebiliriz. Ancak o anki bulgulara baktığımızda tıbbi anlamıyla öldüğünü söyleyemeyiz' şeklinde açıklamaları var. Babam, 20 dakika önce oraya varmadan önce ölmüş."
AA MUHABİRİ: SEDYEYLE GELDİ
Ahmet Özal'ın babası olduğunu söylediği fotoğraftaki kişinin, Turgut Özal olmadığı yönünde iddialar da gündemde. Özal'ın son fotoğrafını çeken isimlerden biri olan Anadolu Ajansı emekli Foto Muhabiri Selahattin Yılmaz, dün A Haber'e telefonla bağlanarak şu bilgileri verdi: "Özal acile girerken fotoğrafını çektim. Gördüğüm rahmetli Özal'ı bu şekilde sokmadılar. Korumalar arasında sedye ile hastaneye girdi. O fotoğraf, dışarıda yaşanan kargaşa anı."
ÖLMÜŞ ADAM 30 DAKİKA ÖNCE HASTANEYE BÖYLE GİRER Mİ?
ŞİMDİ şu fotoğrafta ayağına bakarsanız ayağına basıyor, başı dik. Kollarından tutup yardım ediyorlar. Oradaki sağ ayak, rahmetlinin, sol ayak korumanın. Korumaları tanıyorum. Bu AA'nın çektiği fotoğraftır. Ölmüş bir insan 30 dakika önce bu şekilde hastaneye girebilir mi? O tarihlerde tabii bu resmin çok önemi yoktu. Şimdi önemi var. 30 dakika önce ölmüş bir insan, yürüyerek, yardım edilerek, kollarından tutularak hastaneye girebilir mi? Tıbben bunu doktorlara soruyorum. Babamın naaşı gasilhanede yıkanırken aileden ben vardım öteki aile mensupları vardı. Bir de Bedrettin Dalan vardı. O zaman bana ilginç gelmişti. Babama yapılan suikast girişimi sırasında da Dalan daha ateş açılmadan kendini yere atmış. Adli Tıp Raporu sonrası "Özal eceliyle öldü" diyen (Süleyman) Demirel için, Emin Çölaşan 2002'de köşe yazısında akrabası Hüsamettin Cindoruk'un Özal için, "Baba 'Özal bu yazı çıkaramaz' dedi" diye yazdı. Demirel o zaman Başbakan, acaba bizim bilmediğimiz bir şey mi biliyordu? Belki başka yollardan öğrendi.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Güncel, 2012.12.27 10:02