Başbakan Erdoğan, kaçırılan çocuklarla ilgili, "Ey BDP ey HDP neredesiniz? Nerede rehin olduklarını biliyorsunuz. Alıp gelmediğiniz takdirde bizim de B, C planımız devreye girer" dedi.
İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından önemli satır başları;
Mavi Marmara'da 9 kardeşimiz şehit olmuştu, 30 kardeşimiz de yaralanmıştı. Uğur Söylemez kardeşimiz 4 yıldır bitkisel hayat yaşıyordu. Cumartesi günü kardeşimizi uğurladık. Merhum Süleyman kardeşimizi hastanede ziyaret etmiş, evinde kendisini ziyaret etmiştim. Ailesinin kendisine bakışı her türlü şükranın üzerindeydi.
Okmeydanı'nda yapılan şiddet eylemlerinde 2 vatandaşımız hayatını kaybetti. Ailelerini telefonla arayarak taziyelerimi ilettim.
Birinci Dünya Savaşı'nın 100. yıldönümünde şunu söylemek durumundayız. Osmanlı ve Selçuklu'nun mirası olan Türkiye Cumhuriyeti baskı ve kontrol altında tutulmak istendi. Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalan borçlar,acılar Türkiye Cumhuriyeti'ne yüklendi. Kürt Alevi vatandaşlarımızın üzerinde iki mesele sürekli kaşındı.
Kürt kardeşlerimize karşı bizim dönemimize kadar ret, inkar, asimilasyon politikaları uygulandı. Alevi kardeşlerimizin varlıkları inkar edildi. Dersim'de yüzlerce Alevi vatandaşımız katledildi. CHP'nin dününde ve bugününde Dersim katliamına karşı tepki gördünüz mü? O işin arkasında duran CHP. Sonu acı biten elim hadiseler yaşandı. Komplo teorilerinin kolaycılığına sığınmadık. Biz Türkiye'nin karşı kaldığı meselelerin farkında olduk. Dışarıdan yapılan tahrikleri, kampanyaları göz ardı etmeyiz. Türkiye'de işler ne zaman iyiye gitmeye başladıysa ülkemizin başına dert açmaya çalışanlar oldu.
İçeride ve dışarıda karanlık eller işbirliği yaptılar. Türkiye'nin enerjisini tüketmek için karanlık senaryoyu devreye aldılar.
Yüzyıldır barış içinde ülke olmamıza rağmen kalkınma yarışına neden bu kadar geç katıldık. İçerideki tartışmalarla, gerilimlerle enerjimizi birikimlerimizi heba etmek zorunda kaldık. Neredeyse 35 yıl oldu terörle mücadele ediyoruz. Başörtüsü meselesini 40 yıl boyunca tartışma zorunda bırakıldı.Yazık değil mi? Engelleri kaldırdık ülke bölünmedi. Bir asır boyunca yasakları savunanlar ülkeye yazık etmediler mi?Bizi millet olarak anlamsız tartışmalarla, anlamsız yasaklarda, sanal gündemlerle oyaladılar, meşgul ettiler. Darbelerle, darbe girişimleri ile bedeller ödettiler. Tahriklerle, çatışmalarla bize ağır faturalar ödettiler. Bu tezgahları görmemiz gerekiyor.
Mayıs ayındayız. 28 Mayıs'ta Türkiye'nin nasıl konumda olduğunu hatırlayın. Türkiye en büyük ekonomik krizini geride bırakmış.Türkiye yüzde 4-5 büyüme oranlarını yakalamıştı. Çözüm sürecinde önemli aşamaya gelinmiş, nevruz barış içinde kutlanmış, acı haberler gelmiyordu. O günlerde batıdaki insanların koşarak doğuya gittiklerini görüyorsunuz. Önümüzde engel yok. İşler o kadar iyi gidiyor ki Cumhuriyet tarihimizin en büyük başarılarına imza atıyoruz.Ama sonra bir şey oluyor. İstanbul'da Gezi Parkı'nda başlayan eylemler. Neymiş ağaçlar sökülüyormuş. Bu istismar edilerek ülke geneline yayılıyor. Ülkede legal, illegal örgütler işbirliği yaparak huzuru bozacak noktaya ulaştırıyor. Huzur, istikrar, ekonomi hedef alınıyor. İçeride şu ifadeyi kullanıyorlar. Tüketmeyin ekonomi durdun diye çağrılar yapılıyor. Her gün sokaklarda vandallık dünyaya Türkiye'nin genelinde terör estirir gibi servis ediliyor. Ana muhalefetin vekillerin olayların içinde rol alıyor.Vekiller göstericilere para, erzak dağıtıyor. Yandaş medya insanları sokaklara dökmek için elinden geleni yapıyor. O malum işverenler ve o örgütler bir kısım memur örgütler el birliği ederek sanki olayların adeta sorumlusu olarak bizleri göstermeye gayret ediyorlar. Tek gerekçeleri 12 ağaç. Dik durduk,eğilmedik, bükülmedik bu saldırıları bertaraf ettik.
CHP ALEVİ VATANDAŞLARIMIZI TAHRİK EDİYOR
Gezi'de istediklerini elde edemeyenler 17-25 Aralık darbe girişimlerine başvurdular. Orada da dik durduk.Millet bu darbe heveslilerine en güzel cevabı sandıkta verdiler. Şimdi Türkiye'yi mezhep farklılıklarını kaşıyarak ülkeyi karıştırmak istiyorlar. Bir süredir bunun provaları yapılıyordu. Bu hafta sonu Almanya'daydık. Almanya'da bizim oradaki toplantımızın yapıldığı o muhteşem salonun yakınından nehir geçiyor. Oradaki Ali'siz Alevilere miting yapma izni verilmiş. Dert bizim yaptığımız o toplantıyı adeta nasıl sabote ederiz gayreti içinde giriyorlar. Bunlara rağmen Almanya tedbirleri iyi almıştı. 5 ana merkezde o gün bize karşı olan gruplar tarafından gösteriler yapıldı. Ama hiçbiri arzusuna ulaşamadı. Türkiye'de Alevi vatandaşlarımızın kapısına işaretler koyuluyor. CHP'nin vekilleri Alevi vatandaşlarımızı tahrik ediyor. Merhumun kız kardeşinin sesini duydunuz dimi. Siz bu eylemleri yapmamış olsaydınız benim kardeşim ölmeyecekti dedi. Ortada sıkıntı yok. Uğur kendisi cemevine gidiyor. Orada böyle olayla karşı karşıya kalıyor. Yüz yıldır aynı bayat senaryoyu kullanıyorlar. Biz bu bayat senaryonun dışarıdan desteklendiğini söylediğimizde hedefi saptırmaya çalışıyor Okmeydanı'na eli kanlı terör örgütünün dışarıdan desteklenmeyeceğini söyleyecek var mı? Bunların nerede kollandıklarını , beslendiklerini iyi biliyoruz. DHKP-C'nin kapları Yunanistan'da. Yunanistan yönetimi bunlara darbe indirdi. Kimlerin bu örgütün sırtını sıvazladığını biliyoruz. O malum Tunceli vekili olmak üzere CHP vekilleri o örgütün vekilleri gibi davranıyorlar. Bir CHP'li bunun hesabı sormuyor. Zaten genel müdürün bunlarla ilgilenmiyor. CHP Alevi vatandaşlarımızın duygularını istismar etmekten, onlar üzerinden çatışma senaryolarını beslemekten başka bir şey yapmamıştır. Dersim olayı ile yüzleşme cesareti gösterememiştir. CHP sadece tahrik eder.
Başka yerlerden medet arama dönemi asırlar ncesinde kaldı. Alevi vatandaşlarımızın yaşananlardan rahatsız olduğunu biliyorum.
"YALANI BU KADAR MAHİR KULLANAN İKİNCİ KİŞİYİ BULAMAZSINIZ"
Soma,'da bile Alevi vatandaşlarımızı toparlayıp Soma'ya getiriyorlar. Soma'yı karıştıracaklar. Çıkmış Baralor Birliği toplantısında konuşma yapıyor. 'Başbakan cam, çerçevedenin' derdinde diyor. Başbakan sadece kırılan cam çerçeveyi konuşmuyor. Ama o vesile ile yaralanan ölen insanları da konuşuyor. O cam çerçeveler bütünün parçalarıdır. Belki de dünyada yalanı bu adam kadar mahir kullanan ikinci kişiyi bulamazsınız. Ya bunun eğitimini özel olarak aldı ya da genlerinde var böyle birisi. Bizim derdimiz var. Biz 77 milyonun huzuru için çalışıyoruz. Ama bu ve benzeri kişilerin böyle derdi yok.
"HDP'YE ÇAĞRI YAPIYORUM"
Biz yeni Burak Can'ların terörün içine sokulan yeni Berkin'lerin, Okmeydanı'ndaki olaylarında ölen Umut'ların Ayhan'ların yitip gitmesine tahammül göstermeyiz. 77 milyon kardeş olmak için hepimiz gayret göstereceğiz. Ak Parti grubundan bir mesaj daha veriyorum. BDP yeni adıyla HDP'ye çağrı yapıyorum. Diyarbakır Belediyesi önünde dağa kaçırılan çocukları için eylem yapan anne ve babaları yürekten selamlıyorum. 15 yaşında çocukları dağa kaçırılan yürekleri yanan anne babaların feryadının dünya medyasının görmesini arzuluyorum. Galatasaray Lisesi önünde oturanları yazardınız. Bu yavruların annelerini niçin görmüyorsunuz. Türkiye medyası duyarsız kalanlara sesleniyorum. Siz neden yazmıyorsunuz, görmüyoruz. HDP, BDP hani siz neden görmüyorsunuz. Gidiyorsunuz, alıyorsunuz ya o yavruları da alıp gelin. Bunların da adreslerini iyi biliyorsunuz. Nerede neyim olduğunu biliyorsunuz. Alıp geleceksiniz. Alıp gelmediğiniz takdirde b planımız c planımız devreye girer. Bugüne kadar anneler, babalar tehdit nedeniyle bu acılarını içlerine atıyordu. Bu feryadın duyulmasını o annelerin haklı mücadelesini 77 milyon tarafından desteklenmesini diliyoruz. Biz de anneleri çocukları ile buluşturmak için bu mücadeleyi sürdüreceğiz.
Alman medyasının önemli kısmı ırkçı ifadeler kullanmaktan kaçınmadı. Alman medyası ırkçı ifadelerle bize saldırırken bizim ziyaretimizin ertesindeki AP seçimleri de ırkçı tehlikeyi bize gösterdi. AP seçim sonuçları kaygılarımızın ne kadar haklı olduğunu bir kez daha teyit etmiş oldu. Orada sözde Türk bir siyasetçinin kullandığı ifadeler çok çirkin. Sen nasıl bir demokratsın. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nın oraya gelmesi seni rahatsız mı ediyor?
"HADDİNİ BİL"
Sen kökenin itibar ile bir ülkenin başbakanına böy. Haddini bil. Ama biz Türkiye'nin kapılarını kapamadık. Önce haddini bil. Milletten yüz bulamayan seçkinci zümreler Avrupa başta olmak üzere Türkiye aleyhine karalama kampanyaları yaratıyor. Sen kimsin ya. 1,5 milyon insan oy kullanacak. O insanlar bunu izleyecekler. Yasal çerçevesi neyse kampanyasını yapar. Sen buna engel koyamazsın. Türkiye'de de Almanya seçimlerinde oy kullanacak varsa sende böyle bir salon toplantısı yapabilirsin. Mesele farklı ama alışacaklar. Azmedecekler.
"DEVRAN DEĞİŞTİ"
Soma'da uluslararası medya kuruluşunun muhabiri olan Türk gazetecinin iki kadını figüran olarak kullandığını yalan haber yaparak servis ettiğini gördük. İkisinin de başlarını örtüyor. Üstü şişhane altı kaval. Sırıtıyor. Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. Bununla insanımızı dünyada farklı gösterecek. Ama devran değişti. Ama suçüstü yakalanıyor. Türkiye'nin imajı yalan haberlerle yıpranacak kadar imaj değildir. O geride kaldı.
"DERSİMİZE İYİ ÇALIŞIYORUZ"
Bazıları Avrupa Birliği ne oldu durdu diyorlar. Bunu yazanlara sesleniyorum. Türkiye müzakerelere oturacak ülke bile değildi. Biz geldik.Ben genel başkandım. Başkan Bush'la bu konuları konuştuk. Başbakanlık görevinden sonra müzakerelerin başlatılmasına yönelik kararı çıkarttık. 14 fasıl. Bunların hepsi açıldı mı? Hayır. Ama uygulamalar değişti. AB alınan üyeler uygun olduğu gerekçesi ile değil siyasi kararla alındı. Yaklaşım hala aynı. Biz sabırlıyız. Dersimize iyi çalışıyoruz.
Bugün 27 Mayıs darbesinin 54. yıldönümü. Darbe içinde özlemi olanlar yine var. Sandığı yok sayıp ülkeye kendi hırsları ile yön çizmeye çalışanlar var. 27 Mayıs'tan kalan izler olduğunu biliyoruz. Bizim içinde polisteki tutanaklar elimize geçti. Dönemin başbakanı ifadesi geçiyor. Paralel yargı ona takdim edecekler. Oradan da bizi yargılama yoluna gidecekler. 25 Aralık darbesi başarılı olsaydı milletin hükümeti yasssıada mahkemesi gibi düzmece mahkemede yargılanacaktır. Paralel yapıdan bunun hesabını soracağız. Net söylüyorum.Bunun hesabını sormaktan kaçınacak olan bir arkadaşım olursa bunun hesabını veremeziniz.
Merhum Menderes ve arkadaşlarını rahmetle yad ediyorum. Mekanları cennet olsun. 1 Haziran'da bazı il ve ilçelerde seçimler yenilenecek. TBMM Genel Kurulu'nda önemli görüşülecek konular var. Soma'daki maden işçilerine, kömür ocaklarında konuşan işçilerimize sesleniyorum. CHP'nin bölücü terör örgütü yandaşlarının oyununa gelmeyin. Sizi bunlar yalnız bırakırlar. Bunlar nerede kimi sahiplendiler. Sizin hüznünüz üzerinden paye kapmaya çalışırlar. 301 şehit canımızdır. Onların ailelerini koruma altına alacak tedbirlerimizi aldık.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2014.05.27 11:57