Dünyanın farklı bölgelerinde doğal afetler, bazı yerleşimlerin kaderini değiştiriyor. Kimi yerlerde heyelan nedeniyle evler taşınırken kimi bölgelerde deprem sonrası geniş alanlar yerleşime kapatılıyor. Volkanların eteklerinde yaşayan bazı topluluklar ise kalıcı olarak başka bölgelere taşınmak zorunda kalıyor. Türkiye'de de heyelan nedeniyle tamamen boşaltılan yerleşim örnekleri bulunuyor.
Dünyanın farklı noktalarında kurulan şehir ve köyler, yüzyıllar boyunca doğal şartlara göre şekillendi. Ancak deprem, heyelan, volkanik faaliyet ve aşırı hava olayları, bazı yerleşimlerde yaşamı giderek daha riskli hale getirebiliyor.
Birleşmiş Milletler'in şehirler üzerine yaptığı değerlendirmeye göre 2018 itibarıyla nüfusu 300 binin üzerindeki 1.860 şehrin yaklaşık yüzde 58'i, deprem, heyelan, sel, kuraklık, siklon veya volkanik patlama gibi doğal afet türlerinden en az birine yüksek düzeyde maruz kalıyordu.
Bu durum her şehrin yok olacağı anlamına gelmiyor. Ancak bazı bölgelerde afetlerin ardından evlerin boşaltılması, yapıların yıkılması veya insanların başka bölgelere yerleştirilmesi gibi uygulamalar hayata geçiriliyor.
Kolombiya'daki Gramalote, doğal afet nedeniyle yerleşim yerinin değiştirilmesine en çarpıcı örneklerden biri.
2010 yılında meydana gelen büyük toprak kayması eski Gramalote yerleşimini ağır şekilde tahrip etti. Bunun ardından ilçenin başka bir bölgede yeniden kurulmasına karar verildi.
Kolombiya hükümetinin 2024 yılında yaptığı açıklamaya göre yeni yerleşimde 984 konut tamamlanarak eski yerleşimde yaşayan hak sahiplerine teslim edildi. Böylece doğal afet nedeniyle tamamen yeniden yerleştirilen bir yerleşim ortaya çıktı.
Bugün eski Gramalote'nin hikâyesi, bir yerleşimin doğal afet sonrasında nasıl tamamen farklı bir noktaya taşınabileceğinin örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde 2010 ve 2011 yıllarında meydana gelen büyük depremler de kentin bazı bölgelerinde kalıcı değişikliklere yol açtı.
Depremlerin ardından şehrin belirli kesimleri "residential red zone" olarak sınıflandırıldı. Bu bölgelerde çok sayıda ev yıkıldı ve bazı mülkler kamulaştırılarak boşaltıldı.
Yeni Zelanda'nın Land Information kurumu, Christchurch'teki yaklaşık 600 hektarlık kırmızı bölgede binlerce mülkün temizlendiğini ve yaklaşık 5.500 mülk tapusunun yeniden düzenlendiğini belirtiyor. 2021 yılında kırmızı bölgelerdeki son yıkımların tamamlandığı bildirildi.
Bu örnekte şehir tamamen ortadan kalkmadı ancak depremin ardından bazı yerleşim alanları eski haliyle kullanılmaktan çıkarıldı.
Filipinler'deki Mayon Yanardağı çevresinde yaşayan topluluklar da doğal afet nedeniyle yer değiştirme baskısıyla karşı karşıya.
2026 yılında Filipinler İçişleri ve Yerel Yönetimler Bakanlığı, Mayon'un tehlike bölgesinde yaşayan yaklaşık 1.000 ailenin kalıcı olarak başka bölgelere taşınması gerektiğini açıkladı. Amaç, volkanik hareketlilik her arttığında insanların tekrar tekrar tahliye edilmesinin önüne geçmek.
Filipinler Volkanoloji ve Sismoloji Enstitüsü de Mayon çevresindeki 6 kilometrelik kalıcı tehlike bölgesine girilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Buradaki durum da bir şehrin "yok olması"ndan ziyade, insanların tehlikeli bölgelerde sürekli yaşamaması için yerleşimlerin başka alanlara taşınması şeklinde ilerliyor.
Benzer bir örnek Türkiye'de de bulunuyor.
Ordu'nun Aybastı ilçesine bağlı Sağlık Mahallesi, heyelan nedeniyle önemli ölçüde boşaltılan yerleşimlerden biri oldu.
AFAD'ın kayıtlarına göre bölgede yıllar boyunca yapılan incelemelerde konutlarda çatlaklar tespit edildi. 2019 yılında yapılan çalışmalarda heyelandan etkilenmiş veya etkilenmesi muhtemel 20 bina ve 29 konutun naklinin uygun olduğu değerlendirildi.
15 Mayıs 2019 tarihinde riskli yapıların boşaltılmasına karar verilirken, 16 Mayıs'ta meydana gelen heyelanın ardından 61 bina ve 80 konut için nakil kararı alındı. AFAD, bölgenin tamamen boşaltıldığını ve konut sahiplerinin kiraya çıkarıldığını açıkladı.
AFAD'ın daha sonraki açıklamasında ise heyelan riskine karşı toplam 81 hanenin boşaltılmasına karar verildiği ve alınan önlemler sayesinde can kaybının önüne geçildiği belirtildi.
AFAD'ın Türkiye'deki doğal afetlere ilişkin raporunda heyelanların Türkiye'de önemli bir afet türü olduğu belirtiliyor. Rapora göre heyelanlar özellikle Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere Doğu Anadolu ve İç Anadolu'nun bazı kesimlerinde görülüyor. Şiddetli yağış, uzun süreli yağış, kar erimesi, zemin özellikleri ve depremler heyelanı tetikleyebilen faktörler arasında sıralanıyor.
AFAD ayrıca Türkiye'nin heyelan yoğunluk ve afete uğramış yerleşim alanlarına ilişkin haritalarını yayımlıyor.
Gramalote'den Christchurch'e, Mayon çevresinden Türkiye'deki Aybastı'ya kadar örnekler, doğal afetlerin yalnızca binaları değil, insanların yaşadığı yerlerin geleceğini de değiştirebildiğini gösteriyor.
Güncel, 2026.09.30 15:28