Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar, Bursa'da özellikle kış aylarında artış gösteren hava kirliliğine dikkat çekerek, sorunun yalnızca çevresel değil aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı meselesi olduğunu vurguladı.
SEMA ÜSTÜNTAŞ ÇAKAR / BURSADA BUGÜN
Bursa Uludağ Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Efsun Dindar, Bursa'da özellikle kış aylarında artış gösteren hava kirliliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dindar, hava kirliliğinin çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen ancak ciddi sağlık sonuçları doğuran "sessiz bir tehdit" olduğunu söyledi.
Bursa'da sabah saatlerinde gökyüzünde görülen puslu gri tablonun çoğu zaman hava kirliliğinin habercisi olduğunu belirten Dindar, "Hava kirliliği dramatik değildir; bir sel gibi aniden gelmez, bir deprem gibi sarsmaz. Sessizdir, yavaş ilerler ama etkisi derindir" dedi.
Türkiye Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı verilerine göre Bursa'da Hava Kalitesi İndeksi'nin (HKİ) zaman zaman "hassas gruplar için sağlıksız" seviyesine çıktığını ifade eden Dindar, bu durumun özellikle PM10, PM2.5 ve NO₂ gibi kirleticilerin kısa süreli artışlarıyla ilişkili olduğunu söyledi. Nilüfer, İnegöl, Kestel, Gürsu ve üniversite çevresindeki ölçüm istasyonlarında kış döneminde partikül madde konsantrasyonlarının belirgin şekilde yükseldiğini kaydetti.
Bursa'nın çanak yapılı topoğrafyasının ve Uludağ eteklerindeki konumunun kirleticilerin birikmesini kolaylaştırdığını belirten Dindar, özellikle rüzgârsız ve soğuk günlerde oluşan sıcaklık terselmesi (inversiyon) olayına dikkat çekti. Normal koşullarda sıcak havanın yükselerek kirleticilerin dağılmasını sağladığını anlatan Dindar, "Terselme durumunda yere yakın soğuk hava tabakası, üstteki daha sıcak hava tarafından adeta kapatılır. Böylece trafik, evsel ısınma ve sanayi kaynaklı kirleticiler yükselip dağılmak yerine yer seviyesinde birikir" diye konuştu.
Bu durumun özellikle kış aylarında daha sık görüldüğünü ifade eden Dindar, atmosferik karışım yüksekliğinin düşmesi ve ısınma kaynaklı emisyonların artmasının riski büyüttüğünü söyledi.
"SADECE AKCİĞERLER DEĞİL, BEYİN DE RİSK ALTINDA"
İnce partikül madde olarak bilinen PM2.5'in sağlık üzerindeki etkilerine değinen Dindar, bu partiküllerin akciğerlerin en derin bölgelerine kadar ulaşabildiğini ve kana karışabildiğini belirtti. Kısa süreli maruziyetin bile astım ataklarını tetikleyebileceğini ve kalp-damar hastalıkları riskini artırabileceğini dile getirdi.
Son yıllarda yayımlanan geniş kapsamlı epidemiyolojik çalışmaların, uzun süreli ince partikül madde maruziyetinin Alzheimer ve diğer demans türlerinin gelişme riskini artırabileceğini gösterdiğini aktaran Dindar, "Kirli hava yalnızca akciğerleri değil, beyin sağlığını da tehdit ediyor" dedi.
"EKONOMİK YÜK DE OLUŞTURUYOR"
Hava kirliliğinin yalnızca estetik bir çevre sorunu olmadığını vurgulayan Dindar, artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve kronik hastalık yükü nedeniyle ekonomik sonuçlarının da ağır olduğuna işaret etti.
Çözümün ise bilimsel ve planlı adımlardan geçtiğini belirten Dindar, temiz yakıt kullanımı, verimli ısınma sistemleri, etkin trafik yönetimi, sanayi emisyonlarının sıkı denetimi ve meteorolojik erken uyarı sistemlerinin devreye alınmasının önemine dikkat çekti. Yüksek riskli günlerde geçici önlemler uygulanması gerektiğini de sözlerine ekledi.
"Temiz hava tesadüf değildir; planlama ve irade gerektirir" diyen Dindar, hava kirliliğinin gökyüzünde değil, insanların soluduğu seviyede biriktiğini hatırlatarak, "Soluduğumuz hava, yaşam kalitemizin en temel göstergesidir" ifadelerini kullandı.
Bursa Bölge, 2026.02.20 13:08