Bursa'ya Göç İdaresi Müdürlüğü'nün kurulması, Bursa'nın köylerinde bulunan derme çatma çadırlarda yaşayan mevsimlik tarım işçilerinin ağır yaşam şartlarının iyileştirilmesi için önemli bir adım olacak.
Rabia DENİZ/BURSADABUGUN.COM
İnsanlığa yakışmayan koşullarda çalışan tarım işçilerinin sorunları, Hükümetin 2010 yılında hazırlattığı Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesine İlişkin Genelge'ye rağmen görmezden geliniyor. Bursa'da çalışacak 13 göç uzmanı ve müdürlük çalışanlarının en büyük sorunlardan biri olan tarımda mevsimlik göçü masaya yatırıp sorunlara çözüm bulması bekleniyor. En kötü koşullarda, çok düşük ücretlerle, günde 14 saate varan sürelerde ve hiçbir sosyal güvence olmadan çalışmaya mecbur bırakılan milyonlarca tarım işçisinin çalışma koşulları rapor haline getirildi. Bu haberimizde yalnızca Yenişehir'deki çadır kente uzanıyoruz. Her yıl Nisan- Mayıs aylarında tarımda çalışmak için Şanlıurfa, Mardin ve Diyarbakır'dan gelen mevsimlik işçileri Yenişehir'de kurulan çadır kentlerde yaşıyor. Mevsimlik tarım işçileri Bursa'ya kiraladıkları minibüslerle kamyon kasasında tehlikeli bir yolculukla geliyor. Çadır kamplar yerleşim yerlerinin dışlarında ve hiçbir güvenlik önlemi alınmıyor. Temiz su, elektrik, çöp ve atık giderme, tuvalet ve kanalizasyon sistemlerinden yoksun, ilkel koşullarda yaşamak zorunda bırakılıyor.
Tabip Odası'nın bu yıl da Bursa Barosu, Nilüfer Kent Konseyi ve akademik odalar ile birlikte hazırladığı rapor mevsimlik işçilerin dramını bir kez daha gözler önüne serdi.
Ulaşım: Mevsimlik gezici tarım işçileri Bursa'ya genellikle kiraladıkları minibüs ve kamyonetlerle gelmektedir. Uygun olmayan bu ulaşım koşulları salt Bursa'ya gelenlerin sorunu olmayıp tüm mevsimlik gezici tarım işçilerinin sorunudur. Diğer bir ulaşım sorunu barındıkları çadır kamplardan tarlalara giderken yaşanmakta, 12 kişilik minibüse 25 kişinin binmesi ya da kamyon kasasında yapılan tehlikeli yolculuk ile çalışacakları tarlalara taşınmaktadır.
Kamp Yerleri: Çadır kamplar yerleşim yerlerinin dışında, stabilize ya da toprak yolu olan, hiçbir güvenlik önleminin olmadığı meralara kurulmuştur. Kamp alanlarında başıboş hayvanlara ek olarak köylerin gübre atıkları da bulunmaktadır. Hiçbir zemin düzenlemesi olmayan kamplar için yaz aylarında toz, yağışlı zamanlarda ise çamur hayatı güçleştirmektedir. Kampların bir kısmında elektrik yoktur. Elektriği olanlarda ise ya voltaj düşüktür ya da sık sık kesinti olmaktadır. Elektrik tesisatları açıkta olmaları ve kolay erişilebilir olmaları nedeniyle tehlikelidir. Genelde tek çukurlu tuvaletler kullanılmakta olup, yer seçimleri doğru değildir. Evsel atıklar kamp alanlarında açılmış çukurlar içine atılmaktadır. Biriken ve başlı başına sağlık riski oluşturan bu atıklar herhangi bir şekilde toplanmadığından başka bir risk oluşturan yöntemle, yakılarak yok edilmektedir.
Çadırlar: İşçiler çoğunlukla çadırlarda kalmaktadır. Hazır çadırları olan kamplara ek olarak işçilerin memleketlerinden gelirken yanlarında getirdikleri ya da çevreden buldukları naylon, karton ve kumaş kullanarak kendi yaptıkları çadırlardan oluşan kamplar da vardır. Çadır kamplarda genel olarak her ailenin bir çadırı bulunmaktadır. Bazı çadırların zeminini kaplayan hiçbir şey yoktur. Kampta barındıkları çadırlara yakın şekilde kurulmuş üstü açık, dört yanı kapalı banyo, tuvalet için kullandıkları küçük odacıklar ile tandır fırınları ve açık mutfaklar dikkat çekmektedir. Bunların yerleşimi tıpkı çadırların yerleşiminde olduğu gibi bir düzen içinde olmayıp gelişi güzeldir. Bazı banyo zeminlerinde kolay ulaşabildikleri çim viyolleri zemin döşemesi olarak kullanılmıştır.
Sosyal Güvenlik: Mevsimlik gezici işçilerin çoğu sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı değillerdir. Mevsimlik tarım işçilerinin özgün durumları için çözüm üretmek amacıyla Başbakanlık, mevsimlik gezici tarım işçileriyle ilgili olarak 2010 yılında 6 sayılı genelgeyi yayımlamıştır. Genelge mevsimlik tarım işçilerinin özgün sorunlarını tanımlaması ve çözmeyi amaçlaması açısından önemli bir adım olarak görülse de bu sorunların yaşanmasının önüne geçememiş, hayatta yerini bulmamıştır.
Eğitim: İşçilerin çocukları ya okula gitmemekte ya da işe bağlı olarak devamsızlık yapmaktadırlar. Aktarmalı eğitim kısmen yapılmaktadır. Çalışmayan küçük yaştaki çocuklar kampta toz, toprak, çamur içinde ve başıboş köpeklerin saldırısına açık şekilde oyun oynayarak zaman geçirmektedirler. Mevsimlik gezici tarım işçisi ailenin çocuğu olarak çocukluklarından beri gezen bugünün gençleri arasında okuma-yazma bilmeyenler bulunmaktadır.
Sağlık: Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere mevsimlik işçilerin çalışma ve barınma şartlarına bağlı nedenlerden dolayı rahatsızlıkları bulunmaktadır. Kamplar her türlü bulaşıcı hastalığa açık ve hijyenden yoksundur. Kamp yakınına köylüler tarafından atılan hayvan gübreleri, açıktaki çöp çukurları önemli bir vektör yaşam alanı olarak kampta ve yakın köylerde yaşayanların sağlığını tehdit etmektedir. Kötü koşullarda yapılmış, yeterince suyu olmayan ve ortak kullandıkları tuvalet ve banyolar sağlık için risk içermektedir. İşçilerin yaşam koşulları sağlıksız olup, bu koşullar yöre halkının da sağlığını tehlikeye sokmaktadır. Hem mevsimlik gezici tarım işçileri hem yöre halkını etkileyen salgın hastalıkların yaşanması şaşırtıcı olmayacaktır. Sadece yaşam koşullarını değerlendirdiğimiz bu çalışmada işçilerin çalışma koşullarının da olumsuz olduğunu söylemeden geçmek hata olur. Tarım sektörü sık yaralanma ve ölümleri ile dünyanın en tehlikeli sektörlerinden kabul edilir. Ziyaret ettiğimiz kamplarda, işçilerin çalışmaları sırasında yaralandıkları, bu nedenle işgücü ve gelir kaybına uğradıkları öğrenilmiştir. Dikkat çekici olan, iş kazaları sayısı açısından dünyada ilk sıralarda yer alan ülkemizin kayıtlarına gezici tarım işçilerinin yaşadığı iş kazalarının katılamıyor olmasıdır.
Su ve Temizlik: Mevsimlik gezici tarım işçilerinin kamplarında yeterli su, tuvalet ve atık sistemleri yoktur. İşçiler temel insani ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Bazı kamplarda çeşme bulunmasına karşın yeterli basınç ve miktarda değildir. Burada trajikomik olan çevredeki yerleşik köylerinde basınçlı suya sahip olmadıklarıdır. Köylüler sularının günün birkaç saatinde aktığını söylemektedirler. Su ihtiyaçları tulumbalarla yer altından çekilerek sağlanmaktadır. Çeşmeden sağlanan sular için de tulumba suları içinde geçerli olmak üzere miktar açısından yetersizliğine ek olarak kirli oldukları söylenebilir. Bir kampta yetersiz su basıncı nedeniyle 3 tonluk seyyar bir depo kiralanarak suyun depolanması yolu seçilmiştir. Ağzı açık duran, herhangi bir dezenfeksiyon uygulanmayan ve düzenli olarak temizlenmeyen depo suyu doğrudan işçilerin sağlığını tehdit etmekte, bulaşıcı hastalıklara zemin hazırlamaktadır.
Beslenme: Mevsimlik işçiler yeterli ve sağlıklı beslenme olanaklarına sahip değildirler. Görüşülen işçiler haftada bir gün tavuk eti yiyebildiklerini, kırmızı et ise hiç yemediklerini söylemektedir. Ekmeklerini tandırda pişirmekte, yemeklerini açık mutfaklarında odun ateşinde yapmaktadırlar.
Ücret: Ücretlere dayıbaşı ve patron birlikte karar vermekte çalışan işçinin ücret ile ilgili herhangi bir tasarrufu ve yaptırımı bulunmamaktadır. Mevsimlik gezici işçilerin ücretleri yerli işçilerle aynı değildir. Mevsimlik gezici işçiler genellikle daha düşük ücret almaktadırlar. Erkekler 35-40 TL/gün, kadınlar 30 TL/gün ve ton başına 30 lira almaktadırlar. Bu düşük ücretlere karşın çoğu zaman paralarını alamamakta ve patronlarla sorun yaşamaktadırlar. Hastalık ya da çalışırken olan iş kazaları nedenleriyle işe gitmediklerinde herhangi bir ücret alamamaktadırlar.
Çalışma ilişkileri: İş bulma, ücret miktarı, ücretleri almama, aracı komisyonu, işverenin çalışma saatini artırması ve daha fazla iş gücü beklentileri mevsimlik işçileri zorlamaktadır. Mevsimlik tarım işçileri, 'elçi' veya 'dayıbaşı' olarak adlandırdıkları ve genellikle akraba ya da yakınları olan kişi ile işlerini yürütmektedir. Bu kişiler 2010 yılındaki genelge sonrası belgelendirilmiştir. Patron ile işçi arasında doğrudan bir ilişki olmayıp ilişkiyi bu kişiler yürütmektedir. İşverenler, işçilere karşı hiçbir sorumluluk üstlenmemekte sadece barınmaları için yer göstermektedir. Bunun nedeni de işçilerin çalışacağı tarlalara daha hızlı bir şekilde ulaşmalarını sağlamak, ulaşım sıkıntısı yaşamamak isteğidir.
Dışlanma: Mevsimlik gezici tarım işçileri, dışlandıklarını düşünmektedirler. Dışlanmanın önemli bir boyutu çoğunlukla etnik köken, bazı durumlarda da dini inançlar üzerinden yaşanıyor olmasıdır. Ancak dışlanmanın açık bir çatışma boyutuna varması sık yaşanan bir durum değildir, çünkü işçilerin ve gittiği yerin yerli halkının birbirlerine ihtiyacı vardır.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ:
- Kamp yerlerinin yerel yönetimler tarafından belirlenmesi ve barınma koşullarının düzeltilmesi gereklidir.
- Kamplar toplu yaşama uygun şekilde düzenlenmeli, olmazsa olmaz temiz ve yeterli su sağlanmalıdır. Kamplara güvenli koşullarda elektrik sağlanmalı, tuvaletler ve banyo olanakları sağlıklı yaşam koşullarına uygun şekilde oluşturulmalıdır.
- İşçilerin sağlık hizmetlerine ulaşımı sağlanmalı, düzenli ve sürekli hizmeti almaları; gebe, bebek, çocuk ve yaşlı gibi risk guruplarının izlenmesi sağlanmalıdır.
- Okul çağındaki çocukların eğitimlerini kesintisiz olarak sürdürmelerinin yolu açılmalı, kamplarda eğitim gereksinimleri saptanarak, işçilerin çalışmalarını etkilemeyecek şekilde eğitim programları düzenlenmelidir.
- Sorunların çözümünde yerel yöneticilere çok iş düşmektedir. Yerel yöneticilerin işçilere yaklaşım farklılıkları yaşanan sorunun boyutunu belirleyen önemli etmenlerden birisidir.
- Mevsimlik tarım işçileri ile yöre halkı arasında sosyal ilişkileri arttırmaya yönelik çalışmalar yapılmalı, dışlanmışlık duygusu ortadan kaldırmaya çalışılmalıdır.
- Mevsimlik tarım işçileri iş kanunu kapsamına alınmalı ve sosyal güvenceye kavuşturulmalıdır. Son olarak; 2010 yılında Resmi Gazete'de yayımlanan Başbakanlık genelgesine uyulmalıdır.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Bursa Bölge, 2014.05.29 09:26