Devlet Bakanı Bülent Arınç, Uludağ Üniversitesi öğrencileri ile Holiday Inn Otel'de düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi.
Bursa'daki üniversite öğrencileriyle kahvaltı yapan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Türkiye gelişecek büyüyecek ve önündeki ayırımcılık kokan yasaklardan mutlaka uzaklaşacak. Türkiye; demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti. Bunda sorun yok. Ancak ne kadar olduğu tartışılabilir. Laikliğin 4 tane vasfının uygulandığı günler inşallah olacak. Fikri ve düşünce özgürlüğü mutlaka korunmalıdır. Yumruklarımızı konuşturarak değil, düşüncelerimiz birbirine aktararak daha iyi bir iş yapacağımızı biliyoruz" dedi.
Türkiye'de başörtüsünün bir ayrımcılık konusu haline geldiğini kaydeden Arınç, "Bu bir baskı haline geldi. Eğitim ve öğretimin önünde engele dönüştü. Bu çok çirkin. Kadınlarımızı kategorize etmek çok çirkin bir şeydir. İsterse başı açık olabilecek, isteyen beğendiği bir kıyafeti istediği gibi giyebilecek. Bu kıyafeti ona başkasının dayatması bu engeli önüne Çin Seddi gibi koyamazsınız. Üniversitede kıyafet özgürlüğü esastır. Üniversite özgür bir yerdir. Üniversite eğitimi Türkiye'de neredeyse açık hava hapishanesine dönüşmüştü. Çocuklarımıza çok ağır muamelelere gösterildi. Sağlığını kaybeden, psikolojisi bozulan, üniversiteye pencerelerden girerken arkadaşlarınca alay edilen, sınıflarda arkadaşlarının hakaretlerine uğrayan, arkadaşlarınızı hatırlıyorum. Biz hiç kimsenin kıyafetine karışacak değiliz. Başı açık olana duyduğumuz saygıyı lütfen herkes başını örterek kendini topluma takdim edenlere de göstersin. Türkiye gelişecek büyüyecek ve önündeki ayırımcılık kokan yasaklardan mutlaka uzaklaşacak. İktidara gelmeden önce 3 Y ile mücadele edeceğiz demiştik. Bunlar yoksulluk, yasaklar ve yolsuzluk. Anayasayı defalarca değiştirdik. 12 Eylül'de en son değişiklik oldu. 12 Eylül'den sonra anayasadaki darbenin tüm izlerini sildik. Milletimiz referandumla (Artık darbe mahsulü bir anayasa istemiyorum, provokasyonları istemiyorum)dedi ve Anayasayı değiştirdi" diye konuştu.
"HERKES ÖZGÜRCE DÜŞÜNCESİNİ KONUŞABİLMELİ, YAZMALI, ÇİZMELİ"
Türkiye'de 5 yıldızlı otel kalitesinde yurtlar yaptıklarını belirten Arınç, "Yurt çok önemli. Biz 68 kuşağı içindeydik. Her gün kavga, her gün boykot. Komünistler Rusya'ya bilmem kimler nereye. Yurtlar işgal edilmişti. Sen hangi taraftansın, o taraftan mısın bu taraftan mısın, hiçbir taraftan değilsen, niye bizim taraftan değilsin denilerek dövülürlerdi. Olan öğrenciye oldu. Kalacak yurtlar bulamadılar. Memleketlerine gittiler, sokaklarda kaldılar. Bir odada 35 kişi kaldığımızı bilirim. İçerde havasızlıktan hayatını kaybedenler vardı. Şimdi çok şey yaptık. Yaptıklarımız elbette yeterli değil ama daha iyisini yapacağız" dedi.
Kavga ortamından çok ifade özgürlüğüne önem verdiklerini belirten Arınç, "Çünkü bir insanı var kılan şey ifade özgürlüğüdür. Düşüncesi ne olursa olsun rahatça konuşabilmeli yazabilmeli, karikatüre dökebilmeli. İfade özgürlüğü sizin hoşunuza gitmeyene tahammül edebilmenizdir. Şiddet ve terörden uzak olacak. Konuşacak ama dayatma ve baskı ile ben bunları zorla yaparım demeyecek. Bu anlama gelecek bir davranışta bulunmayacak. Sadece doğru bildiğini söyleyecek tercihi karşısındakine bırakacak" şeklinde konuştu.
"LAİKLİĞİN 4 VASFININ UYGULANDIĞI GÜNLER İNŞALLAH OLACAK"
1950'li yıllardan bahseden Arınç sözlerini şöyle sürdürdü: "O zamana kadar oylar açık atılacak tasnif gizli yapılacak denirdi. Bu dünyanın hiçbir yerinde demokratik bir sistem değildir. 1950'de ilk defa gizli oy açık tasnif yapıldı. Böyle olunca sihir bozuldu. Tek parti iktidarı yıkıldı. Din ve vicdan özgürlüğü kutsaldır. Bu bütün dünyada kabul görmüş bir kıstastır. İnanıyorum diyorsa gereklerini serbestçe yerine getirebilecektir. Bunlardan kaçı Türkiye'de var bir düşünün. Ama sessiz düşünün, şimdi bunu tartışmanın zamanı değil. Gerçek laikliğin din ve vicdan özgürlüğü olduğu bizim anayasamızda da yazıyor. "Demokratik, laik, sosyal hukuk devletidir" denilen ki bunları paylaşıyoruz. Sorun yok ama ne kadar laik, ne kadar hukuk, ne kadar sosyal olduğunu tartışabiliriz. Laikliğin 4 tane vasfının uygulandığı günler inşallah olacak. Fikri ve düşünce özgürlüğü mutlaka korunmalıdır. Yumruklarımızı konuşturarak değil, düşüncelerimiz birbirine aktararak daha iyi bir iş yapacağımızı biliyoruz".
Siyasete gençlik kollarında başladığını hatırlatan Arınç, insanların huzuru ve özgür bir geleceği için siyasetin içinde olmanın önemine değindi. İlla bir partiye üye olmadan, akademisyen olarak yada kendi işini yaparak da millete hizmet edilebileceğini ifade eden Arınç, bayanların siyasete duyduğu ilgiyi artırmak istediklerini kaydetti.
Arınç şöyle konuştu: "Kadınında siyasette başarılı olacağına inanıyoruz, kadın elinin değdiği bir siyasetin daha iyi olacaktır. Erkeğin hoyratlığı karşılığında kadının narin eli siyasete nezaket getirecektir. Avrupa'nın pek çok ülkelerinde bayanlar siyasette çok aktif durumdadır. Bayan siyasetçilerin sayısının çok fazla olduğunu biliyoruz. 72 milyon nüfusun yarısı 30 yaşın altında. Bu nüfusumuzun yarısından fazlası eğitim çağında. 17,5 milyon öğrencimiz var. Bu nüfus Avrupa'nın belki 10 ülkesinin nüfusundan fazladır. Bu çok büyük bir servet ve güçtür. Eskiden illerimizde üniversite yoktu. Şimdi bütün illerimizde var".
Devlet Bakanı Arınç, üniversite çağında lise sonlarda çok fena bir kitap kurdu olduğunu hatırlattı. Şuanda ne büyük sıkıntım elime kitap alamıyorum. Yani gecede bir kitap bitirirken şimdi zaman bulamıyorum. Kitap okudukça ilgi haznesi genişliği kadar farklı kelimelerle tanışırsınız. Kitaptan uzak kalmayın, neyi beğenirseniz onu okuyun. Görsellik okumanın yerini aldı günümüzde, bu çok iyi bir şey değil. En azından akşam yatmadan önce bir 20 sayfa kitap okumadan yatağa girmeyin. İyi de bir dinleyici olun" dedi.
Ardından öğrenciler Arınç'a düşüncelerini yazdıkları bir defter hediye etti.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Siyaset, 2011.05.20 12:24