11 Nisan Parkinson Hastalığı Günü. Türkiye'de yaklaşık 100 bin Parkinson hastası bulunuyor. Peki Parkinson nedir, tedavisi nasıldır?
Beynin bir bölgesini etkileyen ve kronik bir hastalık olan parkinson; genellikle 65 yaş üzerinde görülüyor. Belirtileri arasında hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik ve gerginlik, kolların yürürken görülen serbest hareketlerinde azalma ve titreme olan hastalıkta yaş ilerledikçe görülme sıklığı da artıyor.
Medical Park Elazığ Hastanesi Nöroloji Uzmanı Yrd.Doç.Dr. Fidan SÜRGÜN, 'Parkinson' hastalığıyla ilgili merak edilenleri Ajanshaber'e anlattı:
PARKİNSON HASTALIĞI NEDİR?
Parkinson hastalığı nöroloji kliniklerinde sıkça rastladığımız nörodejeneratif hastalıktır. Kronik ve ilerleyici bir hastalık. Genellikle 65 yaş üzerinde görülen ve hastanın yaşam kalitesini sıkıntıya sokan, özürlülüğe neden olabilen kronik bir hastalık.
BELİRTİLERİ NELER?
En yaygın belirti; hastanın ellerinde titreme olması. Genellikle istirahat halinde, herhangi bir eylem veya aktivite yapmadığı esnada ortaya çıkan ince para sayar şeklinde titreme şekli. Hastanın hareketlerinde yavaşlama, kaslarında katılık sertleşme. Bunlar muayene ile ortaya çıkabiliyor. Genellikle hastalarımız el titremesi şikayetiyle bize başvuruyorlar. Bunun dışında hasta ve hasta yakınlarından son zamanlarda hareketlerinde yavaşlama, kişilik değişikliği, durgunluk, düğme ilikleme de zorlama, yatakta sağdan sola dönüşlerde sıkıntı gibi şikayetler ve bu belirtilerle kendini gösteren bir hastalık.
"20 YAŞINDAN SONRA DA GÖRÜLEBİLİR ANCAK 65 YAŞINDAN SONRA DAHA TEHLİKELİ"
Bir yaş aralığı yok. 20 yaşından sonra her yaşta görülebilir. Ama ortalama en sık görülme yaşı 65 yaşı üzeri. 20 ila 40 yaş arasında da görebiliyoruz, azımsanacak bir sayı da değil. Genetik kökenli, aile öyküsü olan hastalarda daha çok bu yaşlarda görebiliyoruz. Genel olarak 65 yaşından sonra görülüyor diyebiliriz.
GENETİK MİDİR?
Erken yaşlarda ortaya çıkmışsa genetik olma ihtimali çok yüksek. Bir takım gen analizleri yapılabiliyor. Sorgulandığı zaman ailede başka Parkinson hastalarının da varlığı ortaya çıkıyor. 65 yaş sonrasında da genetik olma özelliği var. Aile de Parkinson olan birinin bu hastalığa yakalanma ihtimali 1.5-2 kat daha fazla olabiliyor. Buradan çıkan sonuç da Parkinson hastalığında genetik bir gerçeğin ortada olduğudur.
"TÜRKİYE'DE 100 BİN PARKİNSON HASTASI VAR"
Yaklaşık olarak erkeklerde görülme oranı kadınlara göre 2 kat daha fazla. Kadın hastalarımız da mevcut fakat daha çok erkekler de görülebilen bir hastalık. Türkiye'de yaklaşık 100 bin kişinin Parkinson hastası olduğu belirtiliyor. Yaş arttıkça hastalığın görülme oranı da artıyor.
"STRES VE DEPRESYON PARKİNSON'U TETİKLEYEBİLİYOR"
Yapılan çalışmalar kırsal kesimlerde Parkinson görülme oranının daha fazla olduğunu söylüyor. Kırsal kesimlerde kullanılan tarım ilaçları ve kuyu suları Parkinson hastalığını tetikleyen faktörler. Özellikle tarlalarda böceklere karşı kullanılan kimyasal ilaçlar hastalığı tetikleyebiliyor. Bu durum metropol insanlarında farklı şekilde ortaya çıkabiliyor. Büyük şehirlerde yaşayan insanlar stres ve bunun akabinde depresyon problemi yaşayarak Parkinson'u tetikleyen bulguları arttırabiliyor. Büyük şehirlerde insanların depresyona daha fazla girmesi, depresyonlara eğilimlerinin daha fazla olması Parkinson hastalığı için risk faktörleri arasında yer alıyor. Böyle bir genelleme yapıldığında; Şehirde stres ve depresyon, kırsal alanda çevresel faktörler Parkinson hastalığını tetikleyebiliyor.
TEDAVİSİ VAR MI?
Parkinson hastalığının tedavisi ilk başta medikal tedavi. Medikal tedavi derken hastaları ilaçla tedavi ediyoruz. Tanısı doğru konulduğu zaman ve ilaçlar doğru zamanda kullanılmaya başlandığında hastaları uzun bir süre medikal tedavi ile yaşam kalitelerini arttırabiliyoruz. Tamamen tedaviyle geri dönüşümlü bir hastalık değil. İlk olarak söylediğimiz gibi bu hastalık kronik. Medikal tedavide amaç hastanın yaşam kalitesini arttırmak. Uzun bir süre medikal tedavi uygulanan hastalar bir süre sonra bu hastalık medikal tedaviye rağmen ilerleyici ve ilaçların yan etkileri ortaya çıkabiliyor. Hastanın istem dışı hareketler yapmasına neden olabiliyor. Medikal tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahi tedavisi de mümkün.
Kaynak: BURSADA BUGÜN
Sağlık, 2015.04.10 10:56