Minibüs duraklarında araçların kalkış saatlerini, yolcu sırasını ve günlük işleyişi düzenleyen kahyalarla ilgili yargı sürecinde dikkat çeken bir karar çıktı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 15 yıl boyunca minibüs durağında kahyalık yapan ve ücretlerini alamadığı gerekçesiyle işten ayrılan kişinin açtığı davada, alt mahkemenin kararını onadı. Kararda, davacının çalıştığı duraktaki yetkiliye yönelttiği davada taraf sıfatı bulunmadığı değerlendirmesi öne çıktı.
Minibüs şoförlerinden aldığı günlük ödemelerle geçimini sağlayan kahyanın kıdem ve ihbar tazminatı talebiyle başlayan hukuki süreç, İş Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay aşamalarından geçti. İlk derece mahkemesi kahyanın taleplerinin bir bölümünü kabul ederken, istinaf incelemesinde davacının ücretini duraktaki araç sahiplerinden ayrı ayrı aldığına dikkat çekildi. Yargıtay da davalı tarafın doğru kişi olmadığı gerekçesiyle verilen kararı hukuka uygun buldu.
15 yıl kahyalık yaptı, alacaklarını tahsil etmek için dava açtıMinibüs duraklarında kahya ya da değnekçi olarak bilinen kişiler, araçların kalkış düzenini sağlamak, yolcu sırasını takip etmek ve minibüs hattının günlük işleyişini organize etmek gibi görevler üstleniyor. Bu kişiler bazı duraklarda minibüs şoförlerinden aldıkları günlük ödemelerle geçimlerini sağlıyor.
Yargıya taşınan olayda T.K. isimli kahya, şehir içindeki bir minibüs durağında 15 yıl boyunca çalıştığını belirtti. Ücretini alamadığı gerekçesiyle işten ayrılan T.K., durak yetkilisiyle yaptığı görüşmelerden sonuç alamadığını ileri sürerek İş Mahkemesi'ne başvurdu.
Davacı, çalışma süresi boyunca fazla mesai yaptığını ancak karşılığının ödenmediğini, hak kazandığı yıllık izinlerini kullanamadığını ve ücret alacaklarının bulunduğunu savundu. Bu gerekçelerle kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi, fark ücret ve yıllık izin alacaklarının tahsilini talep etti.
İş Mahkemesi kahyanın taleplerini kısmen kabul ettiDavayı inceleyen İş Mahkemesi, davacının çalışma karşılığında hak kazandığını ileri sürdüğü ücretlerin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini feshettiği değerlendirmesinde bulundu. Mahkeme, bu gerekçeyle T.K.'nin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığına hükmetti.
Dosyada yapılan inceleme sonucunda ödenmediği belirtilen ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, asgari geçim indirimi, bakiye ücret, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma alacaklarının da bulunduğu kabul edildi. Mahkeme, davayı bu kapsamda kısmen kabul etti.
Ancak kararın ardından davalı tarafın avukatı istinaf başvurusunda bulundu. Böylece uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden değerlendirildi. İstinaf incelemesinde davacının kim tarafından çalıştırıldığı ve ücretlerinin hangi tarafça ödendiği konusu belirleyici hale geldi.
Bölge Adliye Mahkemesi ücretlerin şoförler tarafından ödendiğine dikkat çektiDosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, davacı tanıklarının ifadelerini değerlendirdi. Tanıkların anlatımlarında, kahyanın ücretini duraktaki her minibüs şoförünün ayrı ayrı ödediğine ilişkin beyanların bulunduğu belirtildi.
Mahkeme, davacı ile davalı arasında bir iş sözleşmesi kurulduğunun ortaya konulamadığı değerlendirmesini yaptı. Kahyanın minibüs durağında görev yaptığı, ancak ücretinin durakta çalışan araç sahipleri tarafından karşılandığı vurgulandı.
Çalışmanın yapıldığı yer ve işin niteliği dikkate alındığında, işveren sıfatının duraktaki minibüs işletmecileriyle ilişkili olabileceği belirtildi. Bu nedenle davanın yöneltildiği kişinin uyuşmazlıkta doğru taraf olmadığı sonucuna varıldı.
Bölge Adliye Mahkemesi, davalı açısından pasif husumet yokluğu bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verdi. Başka bir ifadeyle mahkeme, kahyanın ileri sürdüğü alacakların tamamının bulunup bulunmadığından ziyade, bu alacakların yanlış kişiden talep edildiği değerlendirmesi üzerinde durdu.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı onadıBölge Adliye Mahkemesinin kararının temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından incelendi. Yargıtay, davanın taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmesine ilişkin kararı yasaya uygun bularak onadı.
Böylece 15 yıllık kahyalık çalışmasının ardından tazminat ve çeşitli işçilik alacaklarını talep eden davacının, başvurduğu davalıya karşı açtığı davada ilk derece mahkemesinin kabul kararı geçerliliğini korumadı.
Kararda öne çıkan temel nokta, kahyaların hiçbir koşulda tazminat alamayacağı yönünde genel bir hüküm kurulmasından ziyade, somut olayda işveren ilişkisinin ve davanın doğru tarafa yöneltilip yöneltilmediğinin değerlendirilmesi oldu.
Karar kahyalar açısından ne anlama geliyor?Yargıtay'ın onadığı karar, minibüs duraklarında çalışan kahyaların işçilik alacakları bakımından çalışma ilişkisinin niteliğinin ve işverenin kim olduğunun önemini ortaya koyuyor. Ücretlerin doğrudan minibüs şoförleri tarafından ödenmesi, iş ilişkisinin hangi kişi veya kişilerle kurulduğunun belirlenmesinde dikkate alınan unsurlardan biri oldu.
Bununla birlikte karar, bütün kahyaların kıdem veya ihbar tazminatından yararlanamayacağı anlamına gelmiyor. İşçilik alacaklarına ilişkin değerlendirmede çalışma koşulları, ücretin kim tarafından ödendiği, işverenin kim olduğu ve hukuki ilişkinin özellikleri önem taşıyor.
Somut olayda davanın yöneltildiği tarafın doğru olmadığı sonucuna ulaşılması nedeniyle kahyanın talepleri bu davada kabul görmedi. Bu nedenle kararın kapsamı değerlendirilirken, davanın usulden reddedilmesi ile işçilik alacaklarının hiçbir koşulda doğmayacağı sonucunun birbirinden farklı olduğu göz önünde bulundurulmalı.
Kaynak: IHA
Bursa Bölge, 2026.10.25 09:55