Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı, Doğu Akdeniz'deki siyasi ve diplomatik tartışmaları yeniden alevlendirdi. Anlaşmanın Libya tarafından onaylanmasının ardından Yunanistan'da hükümetin izlediği politika sorgulanmaya başlandı. Yunan basınında Ankara'nın bölgedeki etkisini artırdığı yönünde değerlendirmeler yapılırken, Uluslararası Hukuk Profesörü Petros Liakouras'ın "Hazırlıksız yakalandık" sözleri dikkat çekti.
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına ilişkin Libya ile yürüttüğü iş birliği, Atina yönetiminin gündemindeki önemli başlıklardan biri haline geldi. Yunanistan'ın Birleşmiş Milletler nezdinde itirazlarını dile getirmesine rağmen anlaşmanın onaylanması, ülkede yeni bir dış politika tartışmasını beraberinde getirdi. Yunan medyası, hükümetin gelişmeler karşısında yeterince etkili bir tutum ortaya koyamadığını savunurken, Türkiye'nin diplomatik hamlelerinin bölgesel dengeler üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Yunan basınında Türkiye-Libya anlaşması tepkisiTürkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanları anlaşması, Yunanistan'da farklı medya kuruluşlarının değerlendirmelerine konu oldu. Militaire internet sitesinde yayımlanan haberde kullanılan "Türkiye'den bir tokat daha yedik" ifadesi, Atina'daki rahatsızlığın boyutunu ortaya koyan başlıklardan biri olarak öne çıktı.
Yunanistan'ın itirazlarına rağmen sürecin ilerlemesi, ülkede özellikle dış politikanın nasıl yürütüldüğü konusunda soru işaretlerine neden oldu. Yunan medyasında yer alan değerlendirmelerde, hükümetin gelişmeleri önceden öngörmekte ve buna uygun diplomatik adımlar atmakta yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler öne çıktı.
Tartışmaların merkezinde yalnızca iki ülke arasındaki anlaşmanın hukuki niteliği bulunmuyor. Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları, enerji kaynakları ve bölgesel iş birlikleri üzerinden şekillenen rekabet de sürecin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bu nedenle Libya'nın attığı adım, Yunanistan açısından hem diplomatik hem de stratejik sonuçları bulunan bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Yunan hukuk profesöründen dikkat çeken değerlendirmeYunanistan'da gündem yaratan açıklamalardan biri, Uluslararası Hukuk Profesörü Petros Liakouras'tan geldi. iEidiseis.gr internet sitesine konuşan Liakouras, Atina'nın anlaşmaya karşı çıktığını ancak bu itirazın sürecin başından itibaren beklenen sonucu vermediğini dile getirdi.
Liakouras'ın değerlendirmesinde, anlaşmanın onaylanmasının Türkiye açısından oluşturduğu siyasi kazanım özellikle öne çıktı. Profesöre göre mutabakatın parlamentoda onaylanması, Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki konumunu güçlendirebilecek bir gelişme niteliği taşıyor. Bu nedenle yaşananların yalnızca hukuki prosedürler üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını belirten Liakouras, siyasi sonuçların da dikkate alınması gerektiğine işaret etti.
Deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmalar, ülkelerin denizlerdeki hak ve çıkarlarını ilgilendirmesinin yanı sıra bölgesel ilişkiler üzerinde de etkili olabiliyor. Türkiye-Libya mutabakatının Yunanistan'da bu kadar geniş bir tartışmaya yol açmasının arkasında da söz konusu stratejik boyut bulunuyor.
"Hazırlıksız yakalandık" sözleri tartışmayı büyüttüLiakouras, Libya ile iletişim kurulması konusunda yaşanan güçlüklerin Yunanistan açısından önemli bir sorun oluşturduğunu ifade etti. Profesör, gelişmenin ülkede hayal kırıklığına ve Türkiye'ye yönelik tepkilere neden olduğunu belirtirken, sürecin beklenmedik biçimde ilerlediğine dikkat çekti.
Yunan hukuk profesörünün "Açıkçası, sanırım herkesi şaşırttı, hazırlıksız yakalandık" sözleri, Atina'nın diplomatik yaklaşımına yönelik tartışmaları daha da görünür hale getirdi. Açıklama, anlaşmanın sonuçlarından duyulan rahatsızlığın yanı sıra Yunanistan'ın bölgedeki gelişmelere ne ölçüde hazırlıklı olduğu sorusunu da gündeme taşıdı.
Türkiye ile Libya arasındaki ilişkilerin Doğu Akdeniz'deki yansımaları, iki ülkenin diplomatik temaslarının ötesine geçen bir önem taşıyor. Özellikle deniz yetki alanları konusunda farklı görüşlere sahip ülkelerin attığı adımlar, bölgedeki iş birliklerini ve siyasi dengeleri doğrudan etkileyebiliyor.
Fransa'nın elektrik hattı projesi için erteleme önerdiği iddiasıTürkiye-Libya anlaşmasıyla ilgili tartışmalar sürerken, Yunanistan'ı ilgilendiren bir başka gelişme de enerji alanında gündeme geldi. Yunan basınında yer alan haberlere göre Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında planlanan Great Sea Interconnector (GSI) elektrik bağlantı projesinin ertelenmesinden yana bir tutum sergiledi.
Ta Nea gazetesinin haberinde, Libya'nın deniz yetki alanları anlaşmasını onaylamasının ardından Fransa'nın bölgedeki gelişmeleri değerlendirmek amacıyla projenin ertelenmesini önerdiği ileri sürüldü. Aynı haberde, Atina yönetiminin ise mevcut takvimde değişiklik yapılmasına sıcak bakmadığı belirtildi.
Söz konusu proje, Doğu Akdeniz'de elektrik bağlantısı kurulmasını ve ülkeler arasındaki enerji iş birliğinin geliştirilmesini hedefliyor. Ancak bölgedeki siyasi anlaşmazlıklar ve stratejik hesaplamalar, enerji projelerinin geleceği üzerinde de etkili olabiliyor.
Fransa'nın erteleme önerisinde bulunduğu yönündeki iddia, Yunanistan'ın yalnızca deniz yetki alanları konusunda değil, bölgesel enerji planlamasında da farklı diplomatik yaklaşımlarla karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte projenin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde, iddialar ile kesinleşmiş kararların birbirinden ayrılması önem taşıyor.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden Avrupa Birliği çağrısıTürkiye ile Libya arasındaki mutabakat, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin de tepkisini çekti. GKRY Meclis Başkanı Annita Dimitriu'nun Atina'da gerçekleştirdiği temaslarda, anlaşmaya karşı Avrupa Birliği düzeyinde ortak bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiği yönündeki talepler gündeme geldi.
Dimitriu'nun Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, Çevre ve Enerji Bakanı Stavros Papastavru ve Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Tasos Hacivasiliu ile yaptığı görüşmelerde, Türkiye'ye karşı ortak adımlar atılması ve AB bünyesinde tedbirlerin değerlendirilmesi istendi.
Bu temaslar, Atina ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Doğu Akdeniz politikalarında eş güdüm arayışını ortaya koydu. İki tarafın anlaşmaya yönelik itirazlarını Avrupa kurumları üzerinden gündeme taşıma isteği, meselenin ikili ilişkilerle sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor.
Türkiye-Libya mutabakatına yönelik tepkilerin Avrupa Birliği gündemine taşınması halinde, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları tartışmasının diplomatik boyutunun daha da genişlemesi mümkün. Ancak bu süreçte atılacak adımların kapsamı ve sonuçları, ilgili tarafların kararlarına bağlı olacak.
Yunanistan'dan Mısır'a yeni müzakere teklifiAtina yönetimi, anlaşmaya yönelik itirazlarını sürdürürken Mısır ile diplomatik temaslarını da gündemine aldı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis'in Mısırlı mevkidaşı Bedir Abdulati ile yaptığı görüşmede, deniz yetki alanlarının belirlenmesi konusunda yeni bir müzakere sürecinin başlatılması önerisini gündeme getirdiği aktarıldı.
Yerapetritis'in "Deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin yeni bir müzakere süreci başlatalım" şeklindeki teklifi, Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'deki diplomatik seçeneklerini genişletme arayışı olarak değerlendiriliyor. Mısır ile yürütülecek görüşmelerin olası sonuçları, bölgedeki deniz yetki alanlarına ilişkin tartışmalar açısından önem taşıyor.
Türkiye-Libya anlaşmasının ardından Atina'nın Birleşmiş Milletler nezdindeki girişimleri, Avrupa Birliği üzerinden ortak tutum oluşturma çabaları ve Mısır ile yeni müzakere arayışı aynı dönemde gündeme geldi. Yunan medyasındaki eleştiriler ve hukuk profesörünün açıklamaları da bu sürecin ülkede ciddi bir dış politika tartışmasına dönüştüğünü ortaya koydu.
Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanları ve enerji projeleri etrafında şekillenen gelişmeler, Türkiye, Libya, Yunanistan, Mısır ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki diplomatik ilişkilerin önümüzdeki dönemde de yakından izleneceğine işaret ediyor.
Dünya, 2026.10.25 08:18