Prof. Dr. Murat Taş

Bursa'mızın Fethi'nin 700. Yılı'nda şehir ve mimarlık...

19 Ocak 2026 Pazartesi, 08:56

Bursa, bir beylik olan Osmanlı'yı devletten imparatorluğa taşıyan kenttir. Üstelik beylikten devlete taşıyan yer olan İznik de Bursa'dadır. Osmanlı'nın önsözü Bursadır. Bursa'nın önsözü de İznik'tir.

Bursa, bundan tam 700 yıl önce 1326 yılında fethedilerek kurulan Osmanlı devletinin ilk başkenti oldu. Bu dönemde şehrin imarı için birçok çalışma gerçekleştirildi. Bu çalışmalar uzun yıllar boyunca devam etti.

Fetihten hemen sonra kendine özgü mimarisi ve şehircilik anlayışı ile refah ve huzur içinde yaşayan bir Türk şehri inşasına başlandı. Bu anlayış, Osmanlı'nın topraklarını büyüttüğü ve tüm fethettiği topraklarda kurduğu yerleşimlerin/şehirlerin özünü oluşturdu. Osmanlı'nın fethettiği toprakları kendi insanı için yaşanır hale getirmek, bayındır ve iskan kılmak amacı ile belirli bir anlayışla Türklerin yaşaması için yeni yerleşimler kuruldu. Bu anlayış, devletin ve yönetimin gücünü simgeleyen devlet eli ile yapıların inşa edildiği bir yaşam merkezi olan külliyeler ve bu merkezin etrafında gelişen coğrafyanın özelliklerine uygun organik sokakların yer aldığı Türk ve müslüman mahalleleri şeklinde gelişme göstermiştir.

Külliyeler; yönetimin gücü ve prestijini yansıtan büyük camiler, medreseler, imaretler, kütüphane, aşevi, şifahane, tekke, hamam, han, bedesten, çarşı, sebil-çeşme gibi halka hizmet etmek üzere yönetim tarafından inşa edilen bina topluluklarından oluşur. Bu alanlar şehir yaşamının gerçekleştiği ibadet, ticaret, gibi eylemlerle çok sayıda insanın bir araya toplandığı aynı zamanda sosyalleşmenin sağlandığı bugünkü anlamda adeta alt kent niteliğindedir.

Bursamızda doğudan batıya baktığımızda Yıldırım Bayezid, Yeşil (Çelebi Mehmet), Orhangazi, Muradiye, 1. Murat Hüdavendigar Külliyeleri erken Osmanlı kent yerleşimi ve mimarisini en önemli örneklerini oluşturur. Buna Emirsultan Külliyesi'ni de ilave edebiliriz. Osmanlı'da her ne kadar Ulucami ve çevresinde gelişen ticaret alanları kentin bir ana merkezi gibi gelişmiş olmasına rağmen tüm şehir yaşamı işte bu külliye dediğimiz merkezler ve bunun etrafında gelişen yaşam alanlarından oluşmuştur.

Bu yaşam alanı külliyeler çoğu kez bir yerde yerleşim başlaması için bir merkez niteliğinde kurulup, etrafında halkın yaşadığı evlerden oluşan mahalleler kurulur. Sokağa hayat veren evler, içindeki yaşamın gereklerine uygun bahçeli, orta sofaya açılan odaları ile misafir odası niteliğinde baş odadan oluşan bir plan anlayışına sahiptir. Sokağa bakan odalarda cumba adı verilen küçük çıkma sokağı daha geniş perspektiften algılamaya fırsat verir, hiçbir ev çıkması, yüksekliği, büyüklüğü ile diğerinin güneşini, manzarasını, yaşam hakkını engellemez. Bursa gibi sıcak suyun zengin olduğu şehirde mahallenin ihtiyacı için hamamlar, ortak ibadetler için mahalle aralarında mescitler, yaşamları ile şehre anlam katan sayısız değerli insanın yattığı mezarlıklar şehrin hakim görüntüsünü oluşturur. Bu arada şehirde hemen hiçbir yapı anıt eser değeri taşıyan şehrin yaşam merkezi niteliğindeki küllerinin yüksekliğini geçmez. Bu Türk şehirciliğinin ve mimari anlayışının adeta özünü oluşturur. Ortaya çıkan şehir ve mimari, kültürel yaşamın bir yansımasıdır.

Mimaride kendine özgü malzeme ve yapım tekniğinin biçime incelikle yansıması, doğal ışığın ustalıkla kullanılması, süslemeler, işlevsel olduğu kadar estetik değerlere sahip bir özelliktedir. Çünkü mimari ve şehirciliğin merkezinde insan ve yaşamı vardır.

Bugün içerisinde yaşadığımız Bursa şehrinin yaşamdaki her türlü inceliğin yansıdığı nitelikli bir kimlikten insandan ve yaşamdan giderek uzaklaşan hali hepimizi derinden üzmektedir. Osmanlının kültürel izlerini bugüne taşıyan birçok eser malesef günümüzde yapılan birçok kimliksiz şehir mimarisinin gölgesinde kalmıştır.

Bursamız için Osmanlı yaşamının şehre ve mimariye yansıdığı bu ruhun yeniden şehre kazandırılması gerektiğini düşünüyorum. Önceki dönemlerde başlatılan birçok restorasyon çalışmaları ile Hanlar Bölgesi'nin etrafının açılmasını sağlayan proje iyi bir başlangıçtı. Yaşadığımız şehre değer katan mimari değerlerinizin korunması ve günümüz modern yaşamının gereklerini yansıtan mimarimizin ve şehrimizin oluşumunu sağlayacak kültürel değerlerimizin yaşamımıza yeniden kazandırılması için özel ve ayrıntılı çalışmalar yapılması gerekir.

700. yıl kutlamalarının sadece bir anma, hatırlama yılı olarak kalmayıp bu konuda atılacak önemli adımlar için bir başlangıç olmasını diliyorum. Bu konuda toplumun hemen her kesimine önemli görevler düşmektedir. Bursamızın geleneksel mimari/tarihi değerlerimizi canlandırma amaçlı bu dönüşümü ve mimari kimliği daha yüksek evrensel değerlere sahip modern bir şehir görünümünü başaracağına inanıyorum.

Bursa'mızın fethinin 700. yılı kutlu olsun. Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle sağlıcakla kalın, sevgiyle kalın, güvenle kalın, Allah'a emanet olun.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Sosyal konut ve kentsel dönüşüm uygulamalarına bakış...
12 Ocak 2026 Pazartesi, 08:58

Bursa'mızın imar sorunları ve mimari kimliği ile ilgili 2026'dan beklentiler...
05 Ocak 2026 Pazartesi, 09:53

BURSA'NIN TERMALE, TERMALİN BURSA'YA İHTİYACI VAR
28 Aralık 2025 Pazar, 20:34

Daha iyi bir Bursa mümkün! Bursamızı fabrika ayarlarına döndürmek...
22 Aralık 2025 Pazartesi, 14:32

Bursamızın şehir kültürü ve mimarisi
15 Aralık 2025 Pazartesi, 09:33

Bursamızda yaşamın mimari ve kentsel gelişmeye etkileri: Tek merkezli Bursa kentinden alt merkezl...
08 Aralık 2025 Pazartesi, 07:46

İznik'ten Bursa'ya...
01 Aralık 2025 Pazartesi, 09:48

Bursa nereye koşuyor? Bursamızda kentsel ve mimari mekan kalitesi
24 Kasım 2025 Pazartesi, 08:48

500 BİN SOSYAL KONUT İLE EV SAHİBİ TÜRKİYE/YÜZYILIN KONUT PROJESİ
16 Kasım 2025 Pazar, 22:36

GÜNDEMİMİZ SU... ŞEHİRLERDE VE BİNALARDA SU YÖNETİMİ
09 Kasım 2025 Pazar, 22:18

Tüm Yazılar